Boşuna değil Her dakika seni hatırlayışım Boşuna değil her akşam İçime bir garipliğin çökmesi Bu şehrin bütün sokaklarında Yana yıkıla seni aramam boşuna değil Boşuna değil pazarları sevmeyişim Durup durup içimin kararması Gözlerimin dolması apansız Boşuna değil İnan boşuna değil sevdiğim Bu dalıp dalıp gitmeler Bu dayanılmaz özlem Bu sevda boşuna değil Ümit Yaşar Oğuzcan
Şiir
Biriktiriyorum, bakıyorum, acıyorum, kanıyorum, en çok da susuyorum. Çünkü konuşmak, diyaloglara girmek dünyaya katılmaktır şeklinde bir inanç gölgeliyor beni son zamanlarda. Yani son onyüzbin yıldır. Sonra gelip size anlatıyorum her şeyi. Size; altı kendim’e. Beni iyi dinleyin. Sanki anlatılanları kendiniz yaşamış gibi. Beni, sizi keşfettiğime pişman etmeyin. İç açıcı şeyler biriktiremiyorum maalesef ki dünyayı acıyla başlatan şahitliğimden. Aslında hiçbir şey biriktiremiyorum. Bir boşlukta asılıyım. Hayır gözbebeklerimden* değil, ruhumun canından. O öz her ne ise boşluğu yaşamakta ısrar kıldı. Sanki içimde Tanpınar’ın Mübarek’i takılı kaldı da yalnız tik tak sesi verip ibrelerini yürütmeden çalışıyor. Bu bir çeşit işkence sayılmalı ve Tanpınar tutuklanmalı, hayır Mübarek tutuklanmalı. Ben mi?... Hanginiz dedi bunu? Zaman ve mekan ilintilerini kaybeden bir insanın ne olarak anılması gerektiğini bilmiyorum. Ama ben hala yaşıyor görünen, gülüyor görünen, acıkıyor görünen, ve içinde altı benlik taşıyor görünen -yok, bunu bilmelerine imkan yok- biri olarak anılmaya devam ediyorum. Bir ruh gibi geçip gittiğim bilinmiyor. Ve en hazin tarafı da bu ki insan düştüğü yerde kalamıyor, kalıp ölemiyor. Ama bir daha düşersem benliğimin birini orada öylece bırakacağım! Beni bir nebze sağaltan şeyler unutmak ve dalıp gitmeler oluyor. Uzakta, çok uzaklarda sucuların hiç dinmeyen çıngırakları*. Hayır bunu demeyecektim, başka bir benliğin müdahalesi bu. Uzakta, çok uzaklarda dağ başında bir ev geliyor gözümün önüne. Yeşiller içinde. Her şeyden sıyrılıp oraya varmış bir ben kondurmaya çalışıyorum yanına. Bir anlığına avunuyorum.
Çılgınlık Sayfaları
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bilmem belki de yalnızız herkes varken¿
Bir mektup yazarken karşımızdakine yazarız, bir konuşma yaparken gidecegi yeri biliriz mesela veya bir şarkı söylerken gözüne baktığımız değil midir onca şeyi yaşadığımız. Geçen yıllar, giden insanlar, yok olan saatler... Peki bizi biz yapan şeyler tükendi mi ya da biz mi tükettik? Neden hep cevapsız sorular var? Neden biz kendimiz olamıyoruz? Her neyse cevapsız kalan sorularda bazen sıkıcı olabiliyor ya da can yakıcı. Kimimiz bir umut bekliyoruz; neyi? Gelecekteki mutlu hatta musmutlu günleri. Gelecek mi peki? Bence hayır. Şöyle bir kurgu kuralım ben ve siz günler aylarca birbirimizi kırıyoruz ya da mutlu ediyoruz sonra biseyler ters gidiyor ve ben sizin canınızı yakıyorum, acıtıyorum. Hiç beklemediğiniz bir insan çıkıyorum. Siz acı çekiyorsunuz bense mutlu yaşıyorum. Sonra siz mutlu yaşıyorsunuz ben ise acı. Acı kaç günlüktür? Yaşıyorsunuz unutuna dek. Unutuyorsunuz hatirlayana dek. Bir koku geliyor veya bir ses veya bir şarkının melodisi. " Aa bu bizim şarkımızdı" diyip ümitsizlik ve dalıp dalıp gitmeler başlıyor. Peki uzatmayalım insanoğlu bu çok yazılan şeylerden nefret eder. Sizi acıtan aslında o insan değil arkadaşım; seni acıtan verdiğin değer, harcadığın günler, mutlu olsun diye içini kemiren dusunceler insan kendine ağlarmış azizim. En çok da kendine. Pekala kaybettik! Yeniden başlayalım mı?
"Olmayan bir sevginin sessizliği düştü yüreğime . Kalbim , varmış gibi bir sükunet içinde . Esip gürlemesi gitmiş durgun bir deniz olmuş ... Dalıp gitmeler , sanki sevgiliyi taşıyor gibi hassas davranmalar. Hiç bilinmeyen duygular bilinmeyen için şimdiden hissedilmeye başladı . Bilindiği zaman da böyle mi hissettirecek ? Hem endişe hem de tam bir güven mi verecek..?"
Şiir
Şiirler 1-2-3
Sen seçtin yazıldı yazgın Anlarsın balık da kızgın Halık da üzgün Yoktur hata Söner mi söndü demekle O nur-ı na mütenahi Nefesle kabil-i itfa mıdır çerağ-ı ilahi Harabat ehlini hor görme zakir Defineye malik viraneler var Doldurmak için önce boşaltmak lazım. İstenilenden fazlasını verme taşmasın Verme çatlatırsın Bırak hakeden alsın Uça gide can dahi, kuru kala ten dahi, Yunus Emre'm sen dahi, tövbeye gel, tövbeye "İmandır o cevher ki İlâhî ne büyüktür... İmansız olan paslı yürek sînede yüktür!" Geçip âhir bu kesret âleminden Hüdâyî halvet-i sultân’a geldik Nemiz ola Hudâyâ sana lâyık Hemân bir lutf ile ihsâna geldik ((Aziz Mahmud Hüdayi)) Hak tecelli eyleyince her işi asan eder
Gözlerimin baktığı yerde değil, gözlerimin daldığı yerde benimle berabersin... Orası, zamanın ve mekânın hükmünün ulaşamadığı, yalnızlığın sessizliğinde saklanan bir dünyadır. Her an, seni arayan bakışlarım boşlukta dolaşır; her sessizlik, senin adını fısıldar gibi çınlar kulaklarımda. Varlığın, fiziksel bir yakınlıkla değil, ruhumun derinliklerinde, düşüncelerimin ve hayallerimin gölgelerinde belirir. Bazen orada huzur bulurum, ama çoğu zaman, bu dalıp gitmeler, bir özlemin ve ulaşılmazlığın acı yankısı olarak döner bana. Her daldığım an, seni orada görmek isterim; ama bazen gördüğüm yalnızca senin yokluğunun gölgesidir. Ve böylece, gözlerimin dalışı bir teselli değil, bir çaresizlik, bir yitikliğin hatırlatıcısı olur; Çünkü seni yakınlaştıracak hiçbir eller, hiçbir kelime yoktur; yalnızca ruhumda bıraktığın izlerin ağır sessizliği vardır. Belki de gerçek, gözlerimizin görmediği ama kalbinin her köşesinde var olan bir sırdır; Sen, oradasın ama bir o kadar uzak, bir o kadar dokunulamaz… Ve ben, her dalışımda seni ruhumda bulur, kendim olurum, gözlerimle ulaşamadığım, ruhumla hissedebildiğim bir aşk.. ___ /Güven Taşdemir