10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
Aziz Nesin’in Aferin adlı eseri, yazarın kendine has keskin mizahı ve derin toplumsal eleştirilerini bir araya getiren sarsıcı bir öykü derlemesidir. Kitap, bireyin toplumsal sistem, bürokrasi ve dalkavukluk kültürü karşısındaki sıkışmışlığını, adeta bir ayna tutarak gözler önüne serer. Nesin, her biri bağımsız görünse de temelde aynı çürümüşlüğü hedef alan öykülerinde, "aferin" peşinde koşan, takdir edilme arzusuyla kendi benliğinden ve ahlakından ödün veren insan tiplerini trajikomik bir dille resmeder. ​Eserin en büyük orjinalliği, dönemin sosyo-politik aksaklıklarını yerel bir dille ele alırken, evrensel bir insanlık panoraması çizmeyi başarmasıdır. Aziz Nesin, okuyucuyu sadece güldürmekle kalmaz; durum komedisi ve absürt olay örgüleri aracılığıyla derin bir sistem sorgulamasına iter. Karakterlerin içine düştüğü çelişkiler ve trajik durumlar, yazarın yalın ama bir o kadar da keskin üslubuyla birleştiğinde, eseri sadece yazıldığı dönemin değil, her dönemin bürokratik ve toplumsal çıkmazlarını anlatan zamansız bir başyapıt haline getirir. ​Kısacası Aferin, insanın onaylanma arzusu üzerinden toplumsal çürümeyi ve sistemin bu çürümeyi nasıl beslediğini gösteren güçlü bir yergi örneğidir. Aziz Nesin’in gözlem yeteneğinin ve ironi ustası kimliğinin en somut kanıtlarından biri olan bu kitap, güldürürken can acıtan, düşündürürken de okuru kendi eylemleriyle yüzleştiren sarsıcı bir edebi deneyim sunmaktadır.
AferinAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 2005499 okunma
8/10
·376 syf.··
2026 40. kitabı
Üç zamanın iç içe geçtiği, sımsıcak bir anlatı. İskenderiye Kütüphanesinin yandığı zamanlardan, Baki şiirlerinin hayranlıkla okunduğu bir zamana ve nihayetinde pandemi günlerindeki İstanbul’a uzanıyor sayfalar. Hikayeler nasıl birleşecek merak ederek okuyor insan. Bambaşka yaşam biçimleri var. İlişkiler, öncelikler dönemler itibariyle o kadar farklı ki. Ama bu değişimlere rağmen, geçmişin sımsıcak elleri hep arkamızda. Bir de değişmeyen bir şey var dönemler itibariyle: Dalkavukluk. Eskiden ücretli bir işmiş şimdi ücret vermeseler de yapan omurgasızlar var. Hepimizin hayatlarına dokunan geçmiş bu kadar görünür, bilinir, anlaşılır olsa keşke… Keyifle okunacak, akıcı bir yaz kitabı olmuş bence. Tatilde ne okusam diye düşünenlere öneririm.
Saklı Zaman BahçeleriBige Güven Kızılay · İnkılap Kitabevi · 2026203 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
bismillahirrahmanirrahim
10/10
·680 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
"Bedîüzzaman nasıl bir kimsedir?" Cevaben denilmiş ki: "Hasta, garib, fakir, mazlum, hediye ve sadakaları kabul etmeyen ve hâlen de çekmekte olduğu o kadar zulümlere rağmen altmış senedir davasından vazgeçmeyen bir ihtiyardır." Onlar da: "Öyleyse o hakikat söylüyor ve küfr-ü mutlaka, dinsizlere, zındıklara boyun eğmiyor, riyakârlık etmiyor, dalkavukluk yapmıyor ve Kur'an ve İslâmiyet'e tesirli ve küllî bir hizmet yapıyor ki onlar da ona zulüm etmişler." demişler. (Tarihçe[Y] - 721) Tefsir iki kısımdır. Birisi: Malûm tefsirlerdir ki Kur'an'ın ibaresini ve kelime ve cümlelerinin manalarını beyan ve izah ve ispat ederler. İkinci kısım tefsir ise: Kur'an'ın imanî olan hakikatlerini kuvvetli hüccetlerle beyan ve ispat ve izah etmektir. Bu kısmın çok ehemmiyeti var. Zahir malûm tefsirler, bu kısmı bazen mücmel bir tarzda dercediyorlar fakat Risale-i Nur, doğrudan doğruya bu ikinci kısmı esas tutmuş, emsalsiz bir tarzda muannid feylesofları da susturan bir manevî tefsirdir. Risale-i Nur, sübjektif nazariye ve mütalaalardan uzak bir şekilde, her asırda milyonlarca insana rehberlik yapan mukaddes kitabımız olan Kur'an'ın hakikatlerini rasyonel ve objektif bir şekilde izah edip insaniyetin istifadesine arz edilen bir külliyattır. Risale-i Nur, Kur'an âyetlerinin nurlu bir tefsiri... Baştan başa iman ve tevhid hakikatleriyle müberhen... Her sınıf halkın anlayışına göre hazırlanmış... Müsbet ilimlerle mücehhez... Vesveseli şüphecileri ikna ediyor... En avamdan en havassa kadar herkese hitap edip en muannid feylesofları dahi teslime mecbur ediyor... Risale-i Nur, nurlu bir külliyat... Yüz otuz eser... Büyüklü küçüklü risaleler halinde... Asrın ihtiyaçlarına tam cevap verir... Aklı ve kalbi tatmin eder... Kur'an-ı Kerîm'in yirminci asırdaki -lafzî değil- manevî
Din
Tarihçe-i HayatBediüzzaman Said Nursî · Sözler Neşriyat · 20053,519 okunma
9/10
·290 syf.··
Beğendi
·
2026 75. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 15:08
Şahane bir kitap okudum. Neşeli mi neşeli... Esprili hiciv dolu Stepançikovo köyü sakinleri. Okurken onlarla birlikte güldüm neşelendim, eğlendim. Kitapta karakterler biraz fazla gibi ama birbirine karışmıyor. Roman, Sergey adlı üniversiteli bir gencin zengin dayısı Albay Yegor İlyiç' in köydeki malikanesine gitmesiyle başlıyor. Entrikacı, narsist karakter Foma ise romanın baş kahramanı diyebiliriz ama tâbi ki manipülasyonlarıyla. Fyodor Dostoyevski yine bu eserinde de insan psikolojisi, dalkavukluk, otorite, köle ruhlu olma durumlarını mizahî ve eleştirel bir dille okuyucuya sunmayı başarmış. Benden bu kadar keyifle okunsun.
1000Kitap
Stepançikovo KöyüFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,915 okunma
Şair
Puan vermedi
Şair Tanrı yolunun eri olan şair, diriliş kafilesinde en ön sırada yürüyen kişidir. Şiiri iman bilmenin adıdır. Sezai Karakoç’a göre şair, her şeyden önce Allah’a iman etmiştir. Tanrı’ya iman etmeyen şair, Üstat’a göre eşyayı teslim alamaz. Şiir, insan var oldukça var olacaktır; bu minvalde şair, kıyamete kadar bir diriliş eridir. O, İsrafil’in ve Cebrail’in yoldaşıdır. Şairin görevi zulmü alkışlamak, dalkavukluk etmek değildir. O, ne yapay ve sığ ne de kibirli ve ulaşılmazdır. Zor zamanların sözcüsüdür. Yeri gelir düşüncelerini haykırır; bu uğurda ne zindan ne de ölüm caydırıcı olmaz. O, her an öne atılan bir savaşçıdır. Halit Aslan
Edebiyat Yazıları 1Sezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 2012424 okunma
Dilin afetleri incelemesi
Puan vermedi·176 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 22:55
İmam Gazâlî’nin piyasada müstakil (ayrı) bir kitap olarak basılan "Dilin Afetleri" (veya bazı tercümelerdeki adıyla "Dil Belası") eseri, aslında yazarın İslam düşünce tarihine damga vurmuş devasa başyapıtı olan İhyâu Ulûmi’d-Dîn (Dini İlimlerin İhyası) isimli eserinden bir bölümdür. Kitabın temel felsefesi, dilin terbiye edilmeden kalbin ve ahlakın asla ıslah edilemeyeceği düşüncesidir. Gazâlî, dilin cüsse olarak çok küçük, ancak işlediği günahlar ve manevi sonuçları bakımından en tehlikeli organ olduğunu savunur. İnsanı cennete de cehenneme de götüren anahtarın dilde saklı olduğunu söyler. Eserde, ayetler, hadisler ve İslam alimlerinin (kelâm-ı kibâr) sözleri rehberliğinde insan psikolojisinin derinliklerine inilerek dilin yol açtığı 20 büyük manevi hastalık (afet) incelenir. Kitapta ele alınan başlıca konular şunlardır: Gereksiz ve Boş Konuşmak (Mâlâyâni): Kişiye ne dünyada ne ahirette faydası olmayan, sadece vakit kaybettiren sözler. Münakaşa, Cedelleşme ve Tartışma: Haklı bile olsa insanlarla inatlaşmanın kalbi katılaştırdığı, kini ve nefreti körüklediği anlatılır. Gıybet ve Dedikodu: İnsan ilişkilerini ve manevi hayatı en çok zehirleyen, başkasının gıyabında konuşma hastalığı. Yalan ve İftira: Toplumsal güveni yıkan ve insanı Allah'ın rahmetinden uzaklaştıran en büyük dil belaları. Övgüde Aşırı Gitmek (Yalakalık/Dalkavukluk): Birini yüzüne karşı aşırı överek hem onu kibirlendirmek hem de dürüstlükten sapmak. Alay Etmek, Küfür ve Hakaret: İnsanların kusurlarıyla dalga geçmenin ve kötü söz söylemenin ruhu nasıl kararttığı. Gazâlî'nin Çözüm Önerisi: Sükût (Susmanın Hikmeti) İmam Gazâlî bu hastalıkları sadece sıralamakla kalmaz; her birinin manevi tedavisini de sunar. Ona göre dilin afetlerinden kurtulmanın en kesin ve etkili yolu "sükût etmek", yani yerinde
Din
Dilin Afetleriİmam Gazali · Sufi Kitap · 202517,1bin okunma