plajda uzanmış konuşuyorduk.ona en sevdiği ressamı sordum.
-van gogh, dedi.
-neden?
-kulağını kesebilmiş; sol kulağını.bunu yapan ilk adam o.
sustu. az sonra değişik bir sesle,
-ama o bile eksik adamdı. tımarhanedeyken yaptığı kendi portresinde insanlara yüzünün kulaksız yönünü gösteremedi. tam adam yok!
bensiz bir dünya tasavvur etmeye çalıştım geçen gün. hayat her zamanki gibi sürüyor ve ben içinde değilim. ne tuhaf, çöp kamyonu gelip çöpü alıyor ve ben orda değilim. gazete kapının önünde yerde duruyor ve ben eğilip almıyorum çünkü yokum. olacak iş değil. daha da kötüsü, ölümümden bir süre sonra gerçekten keşfediliyorum. sağlığımda benden korkan ya da nefret edenler beni bağırlarına basıyorlar. sözlerime her yerde rastlanıyor. fan kulüpler kuruluyor. hayatım film oluyor. olduğumdan daha cesur ve yetenekli biri olarak gösteriliyorum. çok daha cesur ve yetenekli. tanrıları kusturmaya yetecek kadar. insan ırkı herşeyi abartır; kahramanlarını, düşmanlarını, kendi önemini. götler. işte, kendimi daha iyi hissediyorum. allahın cezası insan ırkı! oh be, çok iyi geldi.
benim de birkaç tahtam eksikti. çocukluğumdan beri bende bir tuhaflık olduğunu biliyordum. yazgımda katil, banka soyguncusu, tecavüzcü, rahip veya münzevi olmak var diye hissediyordum. insanlardan uzak bir sığınak bulmalıydım kendime. sefilhane iğrençti. sıradan bireyin yaşamı sıkıcı, ölümden de beterdi. başka çarem yoktu. eğitim bir tuzaktı sadece. aldığım azıcık eğitim beni daha da şüpheci yapmıştı zaten. doktorlar, avukatlar, bilim adamları, neydi bunlar? bireysel davranış ve düşünme özgürlüğünü kaybetmiş insanlar. barakama dönüp içtim.
insanın kendini sonsuza dek sersem ve yararsız hissetmesini engelleyen tek şeydi içki. onun dışındaki her şey insanı sürekli gagalayıp deliyordu. ve hiçbir şey ilginç değildi. insanlar kısıtlayıcı ve tedbirliydiler, aynıydı hepsi. ve bu götlerle ömrümün sonuna dek yaşamak zorundaydım. tanrım, hepsinin kıç delikleri, seks organları, ağızları ve koltuk altları vardı. sıçıyor ve konuşuyorlardı ve at boku kadar can sıkıcıydılar. kızlar uzaktan iyi görünüyor, güneş elbiselerinde ve saçlarında parlıyordu. ama yakınlaşıp ağızlarından akan beyinlerini dinleyince silahlanıp yeraltına gizlenmek istiyordum. mutlu olmayı asla beceremeyecek, asla evlenemeyecek, çocuk sahibi olamayacaktım. allah kahretsin bulaşıkçı bile olamıyordum