damla.

damla.
@damlaft
Öğrenci
Dokuz Eylül Üniversitesi
İzmir
İzmir
16 okur puanı
Nisan 2018 tarihinde katıldı
T A M A M ********* ******* ****** ***** **** *** ** *
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
allah susuyordu...
selim de can sıkıcı ve hayal kırıcı görünüşünün, insana yeni heyecanlar ilham etmeyen pısırıklığının farkındaydı. her gece yatakta bu durumdan kurtulmak için allah’a yalvarıyordu: omuzları biraz daha genişleyemez miydi?  gittiği partilerde bir kenarda oturup surat asmamak için acaba ona dans öğretilemez miydi? allah, selim’e dans öğretmeye pek niyetli görünmüyordu. her şeye kadir olduğu halde böyle küçük işlerde bile kullarına yardım etmiyordu. üstelik bu işlere metin’i memur ediyordu ve metin de selim’in beceriksizliğiyle alay ediyordu. selim’in hiçbir şey öğrenemeyeceğini söyleyerek gülüyordu. selim ise, kendini metin’e beğendirmek için çırpınıyordu. bir yandan da allah’a başvurmayı ihmal etmiyordu: çok zayıftı, biraz daha kuvvetlenemez miydi? metin, izci takımında trampet çalıyordu, selim de trampet bölüğüne alınamaz mıydı? allah susuyordu...
bir insanı anlamak için onu sevmek gerekir. peki ama sevmek için ne gerekir? işte tam bu noktada nedensizliğin arsız kuşları üzerinize pisler. ciddiyim, bir de bakmışsınız, seviyorsunuz. biri çıkar karşınıza, balkon yıkamanın çok güzel bir şey olduğunu söyler, seversiniz. bir başkası çıkar, çocukluğundan beri bir gülümsemenin dudaklardan, yüzden nasıl silindiğini takip ettiğini söyler, seversiniz. bütün çocukların okuldan koşarak çıktığını fark edip etmediğini sorduğunuzda, "evet, üstelik kışın, paltolarını giymeden yalnızca kapşonlarını başlarına geçirip öyle koşarlar." yanıtını veren genç bir kadını, güzel domates kesen orta yaşlı bir adamı, oktay rifat'ın "bir uykuda" şiirini çok seven birini, ispirto ocağını cezvesini ve fincanını yanından ayırmayan bir kahve tiryakisini, kızının saçlarını tarayan bir babayı, "bal kavanozu" diyemeyip "bal kavanözü" diyen bir anneyi, herkesi herkesi sevebilirsiniz. insan sevilecek bir canlıdır. gezegenimizdeki en güzel şeydir. yattığım yerden biliyorum bunu. 
tanrı biliyor ya, çoğunlukla bir daha uyanmama arzusu, hatta ümidiyle yatağa giriyorum: ve sabahleyin gözümü açıp yine güneşi görünce neşem kaçıyor. ah keşke huysuz biri olabilsem, suçu havaya, üçüncü bir şahsa, başarısız bir girişime yükleyebilsem, o zaman keyifsizliğimin katlanılmaz sıkıntısı yarı yarıya azalırdı. vay halime, tüm suçun yalnızca kendimde olduğunu biliyorum.