bu sitede çıkan tartışmalar kabak tadı vermeye başladı. kimi takip edeceğimi şaşırdım doğrusu:)) kitap okumaktan hariç yapılan eylemlere (beğeni, rt ve takipçi sayısı) düşkün olanlar populer kültürün kuklası olmuştur. her şeyden öte burası sosyal bi mecra, diğer paylasım sayfaları gibi etkisi çok büyük fakat benim bahsettiğim kişinin kendini ön plana çıkartmak istemesi. göz önünde olmak, üstünlük ve ya tanınmak çok mu tatmin edici anlamış değilim. ne zamandır sayılar bu kadar önemli oldu? keşke bunlara kafa yormasanız da, hedef sayınız sadece daha fazla kitap okumak için olsa.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazen o kerteye varıyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve safadan, lezzet ve şehvetten bir âlem kurup, keder ve ıstırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı.
Zülfü Livaneli'nin Serenad kitabı ile öğrendiğim büyük bir insanlık trajedisidir. Halit Kakınç ise bu olayı birebir yaşadığını söylüyor, şahit olduklarını biraz araştırma da yaparak derlemiş. Sade dille tarihi bir roman oluşturmuş.
Nazi soykırımından kaçmak pahasına, son kuruşlarını ödeyerek bu gemiye binen 769 insan, 15 aralık 1941 günü sarayburnu açıklarına gelir dayanır.
Struma yolcuları türkiye ve ingiltere arasındaki siyasi pazarlıkların sürdüğü yaklaşık 2,5 ay boyunca karantina koşulları altında bu limanda bekletilir.
Türkiye bu gemideki mülteciler için Almanya ile değil Ingiltere ile mücadele etmiştir, bu gemideki Yahudiler Turkiyeye yerleşmek için değil, Filistine geçmek için transit olarak kullanmak üzere karaya çıkmak istiyorlardı.
Istanbul’da kaldığı süre içinde, bir kaç şanslı yolcu, çeşitli gerekçelerle bu talihsiz gemiden kurtulmayı başarır. 800’e yakın yolcu ve mürettebatla köstence’den gelen gemi, siyasi pazarlıkların beklenen neticeyi vermemesi sonucu, 1942 yılının şubat ayında bu limandan koparılarak, geldiği yere, karadeniz’e iade edilir. ertesi gün, şile açıkların bir sovyet denizaltısı tarafından torpillenerek batırılır.
Tarih, acılarla, savaşla doludur; değişmesine olanak yoktur, ama gelecek? Hoyratlık, hiç ders alınmamışcasına sürüyor. Zalimler her devirde zalim.