Ne kadar kaçmaya çalışsak da özümüz peşimizi bırakmıyor. Sabahın ilk ışıklarında, şefkat dolu bir gözyaşında, bir ah çekişte, fırtınanın ortasında, kalbimizin titrediği bir anda, dalgaların sesinde, yağmurun ıslattığı toprak kokusunda, aklın akla, kalbin kalbe dokunduğu bir anda bize kendini hatırlatıyor. “Beni hatırla ve kendine yönel. Özünün öz-lediğin şey olduğunu unutma” diyor ve ekliyor “Neyi özlüyorsan özün odur”
“Bazı sabahlar yataktan kalkarsınız ve “Daha fazla dayanamayacağım” diye düşünürken, aklınıza daha önce de böyle dediğiniz diğer sabahlar gelir ve içten içe gülersiniz.”