Clothilde birkaç hafta içinde Anna'nın koruyucularından biri haline gelmişti. 28 yaşındaydı, küçük pembe bir burnu ve gözlerinin önünde uçuşan sarı kakülleri vardı. İki çocuğu ve "bankada" çalışan bir kocası, krediyle alınmış bir evi ve gönyeyle çizilmiş bir kaderi vardı. Anna'yı şaşırtan mutlak bir mutluluk tablosu çiziyordu. Bu genç kadının yanında yaşamak hem güven verici hem de rahatsız ediciydi. Anna, çatlakları ve sürprizleri olmayan böyle bir hayatı bir saniyeliğine bile hayal edemezdi. Onun hayatında hep takıntılar, yalanlar olmuştu. Yine de boş bir hayal bile onun için erişilmezdi: otuz bir yaşındaydı, çocuğu yoktu ve bugüne kadar huzursuz, kararsız bir hayat sürmüş, gelecek korkusu duymuştu.