Puan vermedi·600 syf.··
2026 296. kitabı
Azra Kohel (Akilah), Fi adlı bu çok satan psikolojik ve felsefi romanında, hayatı kendi kontrolü altında tutmaya çalışan dahi, narsist ve ünlü psikiyatrist Can Manay'ın, hayatına aniden giren dansçı Duru'ya karşı duyduğu saplantılı ve önlenemez aşkı konu alır. Yazar; bir kadının tutkusunu, bir adamın ihtirasını ve bu aşk sarmalının etrafındaki diğer karakterlerin (Deniz, Bilge, Özge) hayatlarının nasıl kesiştiğini anlatırken; insan doğasının karanlık yönlerini, ego çatışmalarını, potansiyeli keşfetme arzusunu ve kişisel dönüşümü sürükleyici ve kışkırtıcı bir dille işler.
FiAkilah Azra Kohen · Destek Yayınları · 201421,5bin okunma
Kabuğun Altında Kalanlar
9/10
·141 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Rüveyda Şener'in ikinci kitabı Kabuğun altındaki. Edebiyat dünyasında Dilsizler Bandosu eseriyle ismini duyuran yazar, yeni kitabını bu güçlü kökler üzerinde büyütüyor. İnsanların da ağaçlar gibi tutunacak bir vatan aradığı, gövdesine kazınan isimlerle yaralandığı, her sonbahar kaybedip her bahar yeniden doğduğu gerçeğini Kabuğun Altındaki 16 güçlü öyküyle dillendiriyor. Zahmetsizce oluşturulduğunu düşündüren sağlam kurgular, bir yerlerden aşina olduğumuz karakterlerin inandırıcılığını artırıyor. Eseri okurken Türkçenin parıltısıyla gözlerimiz kamaşıyor. Usta bir şoför gibi kullandığı kelimeler hikayeye istikâmet kazandırıyor. Dileriz bu velud kalem uzun yıllar yazmaya devam eder. Kabuğun Altındaki her yara ölümcül olmayabilir, yaşamak için sadece fedakarlık yapmak gerek diyerek,16 öyküyü içine alan Kabuğun Altındaki kitabının ilk öyküsü olan Bir Adım Öne'ye geçiyoruz. "Soluk soluğa uyandığı nice uykunun celladı, rahat bir vicdanınsa yargıcı olmuştu." Gaflet anları, insanın boynuna yağlı bir urgan gibi geçer ve unutmaya çalıştığı her an, her köşebaşında insanı yakalar. Öyküde de yer tutucu gencin aklında sadece baklava desenli atkıyla yer tutan bir ölü vardır. Bir gün çıkıp gelir ve katiline hesap sorar. Yazarın paylaştığı epigraftaki gibi zaman ölüleri gömer ve ansızın önünüze atacağı anahtarı kendinde saklar. Kumda Aslan Pençeleri; grafoloji denilen el yazısı üzerinden kişilikleri okuma ilmine yönelik, şizofreni özelliği gösteren bir ruhun hezeyanlarını ele alıyor. Yazarın psikolojik danışman olması karakterin paranoid hayallerinin anlatımını güçlü kılarken çağımız insanına da ayna tutuyor. Diploma, kurs, eğitim, kamp, etkinlik peşinde koşan buna rağmen arzu ettiği yaşama kavuşamayan modern insan çıkmazlarına... Üstelik belgeler çoğalsa da elalemin ilk basamağı
Edebiyat
Kabuğun AltındakiRüveyda Şener · Şule Yayınları · 20259 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·187 syf.··
2026 8. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 22:18
Şamanlık inancına göre ilk olarak kadın şamanlar vardı. Klasik şamanlık inancına göre seçilmiş olan kadın şamanlar ruhlarla çevrelenmiş dünyamızda bizleri koruyan, gözeten ve ötekilerin mesajlarını bizlere ileten kişilerdir. Rüzgârla, dağla, ağaçlarla konuşabilen içi ve dışı ruhlarla dolu bir varlık olan kadın şaman, dünyayı algılamada ve anlamlandırmada büyük bir görev icra etmiştir. Kadın, Sibiryalı bir halk olan Çukçi atasözünde denildiği gibi, doğası itibarı ile şamandır veya doğal olarak şamandır. Sadece Çukçiler değil, birçok kavim de kadınları ilk şaman olarak kabul eder. Kadın, doğumun efendisi olması, dünyaya yeni bir can getirmesi, yavrularıyla ilgilenmesi ve birlikte yaşama zorunluluğu itibarıyla toplumun biyolojik ve tinsel merkezi durumuna gelmiştir. Kadının doğurganlığı onun kutsanmasını sağlamıştır. Bundan başka bazı özel durumlar kadınların karanlık güçlerle de ilişki ve temas halinde olduğu inancını doğurmuştur. Ayrıca sözlü gelenekler, arkeolojik kazılar ve tarihî veriler kadınları şifacı, otacı, kâhin, falcı, kendinden geçen dansçı, kozmik yolcu olarak gösterir.
Türk Kültüründe Kadın ŞamanFuzuli Bayat · Ötüken Neşriyat · 2015369 okunma
Puan vermedi·464 syf.··
2026 50. kitabı
Herkese merhaba Bugün, polisiye gerilimin bilindik isimlerden Jean-Christophe Grangé’nin Ölüler Diyarı kitabıyla geldim. Kitap, üç bölümden oluşuyor. İlk bölüm; Cinayet Büro Amiri Corso ve ekibinin, ‘bir kaynak suyu kadar saf sahne sanatçısı’ diye tabir edilen, striptiz kulübünde çalışan bir kadının cinayetini araştırmasıyla başlıyor. Bu cinayet çözülmeden, aynı kulüpten bir başka kadın dansçı daha öldürülüyor. Kadınların aynı işyerinde çalışmak dışında tek ortak noktası, sadomazoşist cinsel eğilimleri olması. İkinci bölümde; Corso'nun araştırmaları sonuç veriyor ve karşısına eski mahkum, yeni ressam Sobieski çıkıyor. Sobieski, sözde tarzının ünlü ressam Francisco Goya'yı andırdığını söylerek suçlamaları reddediyor. (Goya, insanın karanlık tarafını, savaşın vahşetini ve deliliği resmeden ilk ressamlardan) Üçüncü bölümde ise kitapta namuslu tek kişinin kalmadığı ters köşeler okuyoruz. Allah’ım bu nasıl bir kitaptı böyle Okurken mideniz, psikolojiniz alt üst olacak. Yazarın kalemi, sinematiktir; okurken film izliyormuş gibi hissettirir ama bu sapkınlıklar, porno ve sadomazoşizmin detaylandırılıp tekralanması beni inanılmaz derecede rahatsız etti. Sırf yarım bırakma huyum yok diye bitirdim, haliyle tavsiye etmiyorum. Keyifli okumalarda buluşmak üzere
Ölüler DiyarıJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 20193,997 okunma
8/10
·400 syf.··
2026 43. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 13:12
Önce Sen Beni Öldürdün; merak ve gizem unsurlarını ustalıkla tetikleyen kurgusu, rahatsız edici ve tedirginlik yaratan karakterleri, akıp giden ve zihni yormayan anlatımı, tam bir şeylerin netleştiğini düşündürürken farklı sapaklar ve ters köşelerle heyecan yaratan hikâyesiyle zamanı unutturan ve nasıl bitirdiğimi anlamadığım bir kitap oldu. Yazar, karakterleri kullanarak hikâyenin arka planını öylesine başarılı bir şekilde değiştiriyor ki tüm tahminler geçersiz kalıyor. Çok heyecanlı, sürükleyici ve soluksuz okuduğum bir kitap olmasının yanı sıra; son bölümlerde peş peşe gelen ters köşeler nedeniyle bazı olayları tam anlamıyla inandırıcı ve ikna edici bulmasam da bunun okuma sürecinden aldığım keyfi olumsuz etkilemediğini söyleyebilirim. Hikâye, aynı mahallede yaşayan üç farklı kadının bakış açısından anlatılıyor. Karakterler kendi geçmişlerine dair kırıntılar sunarken olaylar da usul usul şekilleniyor. Geçmişte büyük bir şöhrete sahip olan Margot, dansçı eşi Nicu ile görünürde mutlu bir evlilik sürdürse de eşinin çocuklarını büyütmekten, pırıltılı hayatının sönmesinden ve değersizlik ile yetersizlik duygularından dolayı dış dünyaya bencil ve düşüncesiz bir görüntü veren; ancak iç dünyasında ciddi yaralar taşıyan bir kadındır. Mahalleye yeni taşınan komşuları Liv ve onun gösterişli hayatı, bu yaraları yeniden kanatırken uzun süre manipüle ettiği komşusu Anna üzerindeki otoritesini kaybettiği düşüncesine kapılmasına neden olacaktır. Kimseye hayır diyemeyen ve fedakâr bir yapı sergileyen Anna, sınırlarını koruyamamakta; buna rağmen herkesle iyi geçinmeye ne olursa olsun devam etmektedir. Liv'in kendisine gösterdiği ilgi, Margot'nun yargılayıcı tavırları ve eşi Drew'ün alkole düşkünlüğü arasında yaşamını sürdürürken geçmişe dair sırlarını hayatı pahasına
Önce Sen Beni ÖldürdünJohn Marrs · Ephesus Yayınları · 202641 okunma
10/10
·276 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 00:00
Debbie Macomber gene döktürmüş, müthiş bir kitaptı, çok beğendim, mutlaka okumanızı tavsiye ederim... Savaşta ikizi olan ve ailesinden son kalan üyeyi, Hunter'ı kaybeden Hope Oceanside'da bir okula öğretmen olarak atanır. İlk başta sakin bir okyanus kasabası olduğundan yeni yeni arkadaşlıklar kurar ve okulunda da öğrencileri tarafından sevilen bir öğretmen olarak göze girer. Bu esnada Afganistan'daki savaşta gazi olan ve bir sürü arkadaşının hayatını kaybettiği gazi Cade, sinirlerine hakim olamaz ve sürekli olaylar çıkarır, bir olay sonrasında mahkemeye çıkarılır ve yargıç ayağının aksadığını fark edip nedenini sorar. Savaşta arkadaşlarım hayatını kaybetti bende de böyle bir topallama kaldı der Cade. Yargıç savaştan dönen oğlunun savaş sonrası yaşadığı bunalım ve sonrasında intihar etmesi üzerine askerlere karşı özel ilgisi olduğundan Cade'in cezasını kaldırır ve onu 365 gün boyunca topluma yararlı bir hizmet etmesi ve fizyoterapist eşliğinde tedavisine devam etmesini söyler. Cade ile Hope'un yolları da Oceanside'da kesişir ve Cade kendine tamircide bir iş bulur ve toplum yararına görev olarak sokak hayvanlarına bakıcılık görevini üstlenir. Hope da bir gün kafede tanıştığı arkadaşı ve barınakta çalışan komşusunun tavsiyesi ile başka arkadaşı olmadığından hayvanlara yardımcı olması istenir. Bu ikili barınakta Gölge adında bir köpeğin bakımını üstlenir ve onu Hope sahiplenir. Cade fizyoterapist tedavisine devam etmekte ve aynı zamanda gazilerin katıldığı bir seminerde Harry adında danışman eşliğinde korkularını yenmektedir. Hope'un öğretmeni olduğu okulda da Callie adında çok güzel bir dansçı kız ve kardeşi Ben ile okul takımının kaptanı Scott ve bilgisayar becerisi yüksek Spencer vardır. Spencer Callie'ye ilgi duyar fakat Callie Scott ile birliktedir, fakat Callie
Hayata Dair
Güzel Günlerin HabercisiDebbie Macomber · Epsilon Yayınları · 2023223 okunma