Kitap, Sırp ve Hırvatların bir zamanlar yediği içtiği ayrı gitmeyen komşuları boşnaklara karşı birden değişen tavırlarını ve nihayetinde s*ykırıma varan z*limliklerini konu alıyor. Ancak yazar tarihe kara bir leke olarak geçen bu olayı, 8300 küsür masum insanın v*hşice k*tledilmesini, akla hayale gelmeyecek işk*ncelere maruz kalan esirlerin durumunu nasıl olurda bu kadar basit bu kadar sığ anlatmış anlam veremedim doğrusu. Her bir sayfa birbirini tekrar ediyor, ne üzüntü ne acı hissiyatı bir okuyucu olarak bana geçmiyor. Gerçekten 626 sayfalık kitabın yarısı bu şekilde hep birbirini takip eden ve hep aynı olay döngüsü içinde anlatımdan ibaret. Bilmiyorum belki de alıştık s*ykırımları medyadan izlemeye. Bir babanın elinde taşıdığı bulgur poşetini göstererek "bunun içinde çocuğum ve eşim var" demesine. Bir çocuğun "babam yanıyor" feryatlarına, esir, b*mba, işk*nce, ka*liam ifadelerine alıştık belki de. Velhasıl henüz yarısındayım ama Srebrenitsa şehitlerinlerinin yerlerini belirleyen mavi kelebekler kadar etkilemedi kitap beni. Daha detaylı, etkili ve dokunaklı olmasını beklerdim. Sanki ilerde dizisi çekilecek bir senaryo okuyorum gibi.