7/10
·528 syf.··
2026 3. kitabı
Kitabın dili hiç hoşuma gitmedi. Bir de üstüne isimler çok farklı olunca iş iyice zorlaşıyor. Konusuna gelecek olursak, savaşın acı yüzünü, vahşetin o görmediğimiz ve hayal dahi edemeyeceğimiz yüzünü bizlere gösteriyor. Bu açıdan bazı yerlerini bünyeniz kaldırmayabilir. Bu yönden bazı bölümleri çok etkileyici…
Kızıl Darı TarlalarıMo Yan · Can Yayınları · 2022976 okunma
Puan vermedi·528 syf.··
2026 16. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 15:32
Kitabı okumaya başladığımda bu kadar sevebileceğimi düşünmemiştim. Hem özgürlük hem hayatta kalma mücadelesini cok iyi anlatmış yazar. Anlatımı güçlü bir o kadar gerçekçiydi. Aşk, cesaret, korku, çaresizlik ve savaş. Ama benim için bir okuyucu olarak en iyi tarafı aile bağları. Geçmişin etkileri hissedilsede ailedeki sevgi bağlılık ve mücadele etmeyi bırakmamaları.
Kızıl Darı TarlalarıMo Yan · Can Yayınları · 2022976 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
5/10
·528 syf.··
2026 33. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 21:56
Mantık olarak yüzyıllık yalnızlık gibi bir sülale etrafında dönüyor olaylar. Ancak zaman olarak bir ileri bir geri olduğu için okumayı güçlestiriyor. Çok fazla karakter var isimler kisiler bazen karışıyor. Betimlemeler de beni yordu açıkçası. Ödüllü olması dolayısıyla okumaya karar verdim ama yanıldım biraz. Yazarın amacı savaşın vahşetini sansürsüz paylaşmaksa başarmış kendince. Ancak ben o acıyı karakterler üzerinden çok hissedemedim. Çok begenemedim.
Kızıl Darı TarlalarıMo Yan · Can Yayınları · 2022976 okunma
Puan vermedi
Başkalarının aşk öykülerini her zaman bilmeyiz, onların nesnesi,hedefi,amacı kendimiz olduğumuzda bile Başka bir insanla kurulan diğer birçok ilişki gibi bir insanı sevmek de, ne yazık ki, bir iddia taşır. Bir insanı sevdiğimizi söylemek, bir insanı sevdiğini iddia etmek olur her zaman. Ve yaşamımız boyunca diğer bütün iddialarımız gibi bunda da sınanırız. Annesinden bir şeyi almasını çok fazla istedikten, ağlayıp çağırdıktan sonra elde ettiği şeyden bir süre sonra sıkılmaya başladığını belli etmekten çekinen bir çocuk gibi; sevgimiz sınandığında da her zaman bu iddiamız aklımıza gelir ve direnmeyi seçeriz, çoğu durumda sevdiğimiz insandan gelen şeyleri görmezden gelmeye meylederiz. Yaptığı ya da yapmadığı şeyler için kendince haklı sebepleri olduğunu düşünmeye çalışırız. Sevginin ölçüsü sevilenin yaptıklarının hangi ölçüde görmezden gelindiği olur çoğu zaman. Çocukluk zamanlarından beri beraber olan Berta ve Tomàs. Tomàs'ın Oxford'da okuduğu dönemde başına gelen bir olay ve Berta ile paylaştıkları hayatlarının devamında bu olayın yankıları. Bir kadının sevdiği adam ile sınanması. Bekleyişler arasında enfes bir dille bize aktarılan duyguların yoğunluğu. İspanyol ve dünya edebiyatının büyük ustası Marias'tan keskin ve derin karakter analizleri ile bir ilişkinin sınır noktaları ve anatomisi. Kitapta aynı zamanda Franco dönemi İspanya'sı ve o çağ dünyasının politikasını, insanların bu politik olaylara dari fikirlerini ve hislerini duymak da mümkün. Şahane çeviri için de sayın Neyyire Gül Işık'ı da tebrik etmeden geçmemek gerekir.
Edebiyat
Berta IslaJavier Marias · Yapı Kredi Yayınları · 2019144 okunma
Puan vermedi·528 syf.··
2026 23. kitabı
Kitabı bitirdiğimde burnumda kan, idrar ve leş kokusu hissettim. Bunların bulaştığı topraklara bastım, ayaklarım bu çamura battı, o vıcıklık sesini duydum. Köpek yiyen insanlar, insan yiyen köpekler, dağılmış organlar, parçalanmış bedenler... Daha önce bu kadar sert ve bu kadar bunu hissettiren bir kitap okudum mu bilmiyorum. Roman bir dönem kitabı. 1923-1976 yılları arasında Çin-Japon savaşında yaşanılanların bir bölümünü bizlere anlatmak için, üç nesil sonra Mo Yang tarafından kaleme alınmış, ürkütücü, sarsıcı ve rahatsız edici bir roman. Shandong ailesi ve Mo nehri kıyılarındaki köylerin direnişlerini oldukça detaylı bir şekilde bizlere anlatıyor. Mo Yan'ın dedesi, ninesi, ikinci ninesi ve babası başrol gibi görünse de, kitapta net bir ana karakter var diyemem. Çünkü hikayenin hangi kısmının anlatıldığına bağlı olarak o karaktere daha da yoğunlaşıyoruz. Çok fazla isim yine ufak çaplı bir beyin yanması yaşatıyor ve tam dikkatinizi vererek okumazsanız da kafa karışıklığı yaratıyor. Detaylar ve betimlemeler çok ama çok yoğun. Yani kitap okuma kolaylığı açısından değerlendirecek olursam gerçekten okunması zor eserlerden. Acı öyle bir anlatılıyor ki kitapta, girişte de belirttiğim gibi iliklerime kadar hissettim. Bazı yerlerde midem bulandı, bazı yerleri okuyamadım gerçekten. Fakat özünde de savaşın bu vahşi boyutunu bu denli iddialı ve yürekli bir şekilde dile getirilmesini takdir ettim. Hiçbir şeyin üstü kapalı değil. Yaşananlar tüm detayları ile anlatılıyor. Bu da insanda sarsıcı bir etki bırakıyor. Beni çok ama çok etkileyen birkaç yer vardı kitapta, ilki köpek çeteleri ile yaşanan mücadeleler. İnsanların ölülerini bu çetelerden korumak için verdikleri çaba sonrası açlıktan o köpekleri yiyen konumuna gelmeleri tüyler ürperticiydi. İkincisi Mo'nun annesi ve
1000k
Kızıl Darı TarlalarıMo Yan · Can Yayınları · 2022976 okunma
Zıkkımın Kökü
9/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2026 20:15
Edebiyatımızda "mizah" deyince akla ilk gelen isimlerden Muzaffer İzgü'nün akla gelen ilk eseri Zıkkımın Kökü, Adana'da sıradan bir ailenin yaşamını, yaşam kavgasınu, ele alıyor aslında. Hem de çok basit bir şekilde... Bizim mutluluğumuz çok basitti. Tencerede yemeğimiz olsun, çıkında ekmeğimiz, lambada gazımız, ocakta çaydanlığımız, yeter de artardı bile... İstediğim şeylerin düşünüp kurmak bile zevk veriyordu bana. Öyle gerçekten. Şahsen bunu okuyunca dedim ki "Ya ben? Mutlu olmak için ne istiyorum? Bir hayalle avunabilir miydim?" Büyük dertlere karşıyım basit mutlulukları vardı. Bu aile, herhangi bir aile; geçim derdine düşmüş Anadolu insanının temsili. Yeri gelir garson olur, yeri gelir sinemada gazoz satar, bir de bakarsınız ki bir tarlada pamuk toplar. Baba meyve satar, anne darı kaynatır... Hiçbirşnşn de çıtı çıkmaz, kışı çıkarsınlar yeter. İnsan ağır yükün altına girdi miydi, ağır ağır gideceğine daha hızlı gidiyor. Belki de bu işkence bir an önce bitsin diye... Diyor Muzo, haklı. “Bak insanlara” diyordum, “para kazanmaya gidiyorlar... Hepsinin de gözlerinde bir ışıltı... Bu ışıltı, bir kış yağacak olan yağmura karşı koyma ışıltısı... İşin gücün kesat olduğu zamanlar, köşede bucakta ekmek alacak paranın bulunmasının ışıltısı...” Tüm mesele bu. Bunlara rağmen kasvetli bir armosferi asla yok. Hatta belki ben gereksiz üzüldüm, bilmiyorum. "Mucit" bir baba, neşeli Muzo, kanaatkar bir anne, Raziye ... Genel olarak "umutlu" bir rüzgâr eesiyor. Tüm talihsizlikler rağmen. Onlara bile gülebilirsiniz Adana'nın sıcağı işlemiş kitaba bir kere! Ne kasvetli, daralması canım! Toplumsal yönü, bireysel yönü, mizahı, hareketiyle tek oturuşta bitecek bir eser. Özetle: güldürecek ama düşündürecek. Üzecek belki ama bunaltmayacak. Nehir gibi akıp gidecek bir
Alıntı
Zıkkımın KöküMuzaffer İzgü · Bilgi Yayınları · 20202,049 okunma