Ben, birlikte kayıya sürüklediğimiz kayıktan
saflığımı ve sabrımı aldım tek
kalanları kumsala göm sen de
yaz boyunca
nasılsa her keder eksilir
kendini doldurarak.
Sardunyalarla konuşarak çoğalttık
aramızdaki ayrılığı
sayarak çoğalttığım günleri tamamladım
kirpiklerimin arasına çektiğim tülde
yağmur durdu ve şimdi kış bitiyor
oysa kimse yokmuş dışarda
içim dışıma vuruyor,
sardunyalara su vermekle unutamadığımız
şeymiş aşk:
alnından bir günaydın gibi düşürdüğün sabah,
sağ yanımda unuttuğun keder.
insan kadife bir hatıradan başka nedir ki? Geçmiş:üstümüzü
her gece onunla örttüğümüz...uykularım derininde kor
yankılara düşer gibi olduğumuz ve sonra unuttuğumuz.
Dağın doruğu ile dağın derini arasındaki mesafeden başka nedir
ki insan:derininde kor tutmuş haller, doruğunda ıssızlık bilgisi ...
Güne ait sesler çoğaldığında hatıranın kendisi de kokusu da
bilgisi de silikleşecek ...
Ve,insan
sabahın nemi kadar sessiz olmayı isteyecek.
Ruhumdaki sabır,kalbimdeki aşkla kurdum
kör dantellerden bu yolu,ormanım altında
yeter ki oku onu.
Senin gördüğün ağzımın kenarında duran dua,
ben ayaklarımın altındaki toprağa, döktüğüm
gözyaşına inandım.Öyle uzun ki dünya;
katlanmaya,kıvrılmaya,açılıp çarşaf olmaya.
Mümkündür yol yapmaya bir ömür, yol almaya.
Ah!Yine de yolumdaki kederi kimse bilmesin,
büyüsün,genişlesin,dolansın ömrümü;
kapısı kapalı çoktandır,penceresi dargın.
Kim anlayacak bu kor işaretleri?
Kimsenin dilinden okunmasın içimde ufalan.
Ovada ve dağda saklı bir mavi için
düştümdü yola.Benim de yaban bir çığlığım vardı,
Çok zaman oldu, teslim ettim onu rüzgara.
Kışa girdik kıştan çıktık
ama değişmiyor insan
karınca duası diyorlar ördüğüm yola.