Pierce Brown tarafından kaleme alınan Kızıl Yükseliş (Red Rising), distopya ve bilimkurgu alanında sürükleyici ve sert örneklerden biri. Roma İmparatorluğu’nun kölelik düzenini zamanın çok ötesinde olan bir uzay operasıyla birleştiren roman, sınıf çatışmasını ve intikam temalarını muazzam bir tempoyla işliyor.
Kitap, insanlığın renk bazlı katı bir kast sistemine bölündüğü ve Mars’ın kolonileştirildiği bir gelecekte geçiyor.
Kızıllar: Toplumun en alt tabakasıdır. Zorlu madenlerde Mars'ı yaşanabilir kılmak için köle gibi çalıştırılırlar.
Altınlar: Toplumun en üst tabakasıdır. Kusursuz genetikleri, zekaları ve güçleriyle tüm sistemi yöneten acımasız elitlerdir.
Darrow: Hikayenin ana kahramanıdır. Yaşadığı derin bir trajedinin ardından, kast sistemini kökünden yıkmak için tehlikeli bir dönüşüm geçirir. Genetik olarak bir Altın'a dönüştürülerek, sistemi içeriden çökertmek amacıyla Altınlar'ın en prestijli eğitim akademisine sızar.
Kitap, Açlık Oyunları ve Sineklerin Tanrısı gibi hayatta kalma mücadelelerini andırıyor. Ancak şiddet dozu, stratejik entrikaları ve askeri dehası çok daha yüksek.
Darrow'un saf bir madenciden acımasız bir lidere dönüşürken yaşadığı psikolojik savaş, vicdan azapları ve dostluk ile ihanet arasındaki gidiş gelişleri çok başarılı aktarılmış.
Eleştiri olarak kitabın ilk 100 sayfası, klasik distopik genç yetişkin kitaplarını hatırlatabilir. Ancak Darrow akademiye girdikten sonra hikaye tamamen yön değiştirerek çok daha karanlık ve yetişkinlere yönelik bir askeri bilimkurguya evriliyor.
Sonuç olarak Kızıl Yükseliş, sadece bir başkaldırı hikayesi değil; güç, sadakat, ahlak ve adaletin sınırlarını sorgulayan bir kitap.. Bilimkurgu sevmeseniz bile, içindeki yüksek siyasi entrika ve savaş stratejileri sayesinde elinizden bırakamayacağınız bir tempoya