Clarence Darrow.
Dünya, kendilerinden emin, kendi fikirlerinde güçlü, hiçbir şeyden asla şüphe duymayan aptalların ve doğal zorbaların çoğundan oluşur..
2026'da Okumak İstediğim Kitaplar
Bronz - Özge Naz Distopik ve tarot kartlarıyla ilgili bir kitap. Kartlarla ilgili pek kurgu tüketmemiş olsam da fikir hoşuma gidiyor. Kitap da her nedense bir anda ilgimi çekmeye başladı. Öyle övülüyor ki pek çok kişi tarafından. Abartmalara güvenmemeyi uzun zaman önce öğrendim zaten ama bir yandan da merak ediyorum, gerçekten de söylendiği kadar zekice yazılmış mı diye. Beğenmek de istediğim bir kitap bu arada, göreceğiz. Persona 1: Karanlık - Asena Nişikli Bu kitap, ilgimi ilk başta kapağıyla çekmişti. Ben çok beğeniyorum kapağını. Sonrasında Yağmur’un bir videosunda görmüştüm ama ilgimi en çok Damla’nın yorumu sayesinde çekti. Damla’nın okuma zevkine ve kitaplara yaptığı yorumlara çok güveniyorum. Persona hakkında tek bir kötü yorum bile yapmadı, çok beğendiğini söyledi. Asena da bir psikolog ve cinsel terapist. Felsefe, sanat tarihi vb. konular hakkında da bilgisi varmış diye duydum. Bilgi birikimiyle yazılmış kitaplara bayılıyorum ve özellikle de psikoloji hakkında bu kadar bilgisi olan birinin elinden çıkmış karakterlerin nasıl olacağını merak ediyorum. Bazı İnsanlar Böyle Yaşar 2 - Filiz Puluç İlk kitap çok yavaş ilerliyordu ve gereksiz uzundu, bunun da öyle olduğunu düşündüğüm için seriye devam etmeye pek de meraklı değilim ama kitapları aldım bir kere, bir de güzel bir yere gideceğine inanıyorum. (Filiz’in bu sene İçBŞ diye bir kurgusu da çıkacak, ona da bir şans vermek istiyorum gibi ama bakalım.) Lilith'in Gözyaşları II - Anna Tsintsadze İlk kitap çok yavaş ilerlemiş ve kimi noktalarda beni çok sıkmıştı ama yine de potansiyeli çok yüksek olan bir seri. Dark romance ama yurtdışındaki dark romance kitaplarına hiç benzemiyor, tam okumak istediğim tarzda gibi. Devam etmek istiyorum o yüzden. Hainin Mührü 1 - Övgü Deveci Safi Kitabın editörünün virgül kullanma sevdası sağ olsun, zaten yavaş okuyan biri olarak
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Clarence Darrow.
Dünya, kendilerinden emin, kendi fikirlerinde güçlü, hiçbir şeyden asla şüphe duymayan aptalların ve doğal zorbaların çoğundan oluşur..
Herkes yaşamının ne zaman başladığını bilir. Eğer geçmişte var olmamışsam, gelecekte -ölümden sonra- nasıl var olabilirim? - Clarence S. Darrow
Felsefe
Sabah Yıldızı Yorum
Sabah Yıldızı Kızıl Yükseliş ve Altın Oğul'dan sonra olan olayları güzel bir biçimde anlatan bir kitap. İlk kitaptaki çoğu yargılarım ikinci ve bu kitapla birlikte tamamen kırıldı. Çünkü, o ilk kitaptaki "Altınlar çok güçlü", "Altınlar yenilmez", "Altınlar yüce" algısı tamamen yıkıldı ve ne kadar pislik yaratıklar olduklarını gördüm. Ne kadar önemsiz, şerefsiz, bencil olduklarını daha iyi gördüm. İlk kitaptaki korkulan karakterler burada basit ve önemsiz kişiler olarak görünür oldu. Birinci kitapta Darrow'un hedef koyduğu mevkilerin de ne kadar boş olduğunu ve hiçbir anlam ifade etmediğini bu kitapta gördüm. Darrow'un kendisi de çok değişmişti. Artık ne tam bir kızıldı ne de altındı. Şans verilse ve eski hayatına dönme fırsatı olsa, geri dönemezdi. Şu anki hayatındaki şeyler, bildikleri ve konumu onu aşağıda yaşamasına izin vermezdi. İntikamla başlayan yolculuğu, Kısrak'la (Virginia) yeni bir sistem kurma amacına döndü. İhanetler, yeni ittifaklar, fedakârlıklar, savaşlar, psikolojik anlar, sessizlik ve suskunluklar, dostluklar ve düşmanlıklarla dolu bir kitaptı Sabah Yıldızı. Sadece Darrow'un etrafında dönmekle kalmayıp, diğer karakterleri de derinlemesine bize sunmuş. Her bir karakterin değişimi, gelişimi, yaşadıkları, düşünceleri ve dahası iyi işlenmiş. Sevro'nun nasıl bir yük altında kaldığı ve bu yükü taşıma zorunluluğu hissetmesi, o yükü de Darrow'la bölüşmenin getirdiği hafifleme ve rahatlama, sevdiği kadını koruma içgüdüsü, Uluyanları'na olan bağı, sorumluluklarına karşı sergilediği tutumu, inişli çıkışlı bir karakter olmasıyla gözümde favorilerimden biri diyeceğim bir yerde. Ragnar gibi birinin nasıl tüm seri boyunca sadakatini koruduğuna hiç şaşırmadım. Hikayedeki büyük abi rolünü çok iyi oynadı. Söyleyecek fazla
1000Kitap
GOTİK KORKU FİLMLERİ
Philip Kemp Christopher Frayling Nuray Yılmaz Ertan Yılmaz Sinemanın Tüm Öyküsü Robert Louis Stevenson Dr. Jekyll ile Bay Hyde * ''Gotik korku sinemasının tarihi gotik korku romanı ile bağlantılıdır. Horace Walpole'un The Castle of Otranto (1764) ve Ann Radcliffe'in Mysteries of Udolpho (Udolpho'nun Gizemleri, 1794) romanları aşkı ve korkuyu harmanladığı için popüler olan bir edebiyat türünü ortaya çıkardı. Bu popülerlik Mary Shelley'nin başyapıtı Frankenstein; ya da Modern Prometheus (1818) ile zirveye ulaştı. Daha sonraki eserler arasında egzotizme, sap*kınlığa ve doğaüstüne göndermeleri, kötümserlik ve önsezi duygularıyla birleştiren Edgar Allan Poe'nun yazdıkları ve Hector Berlioz'un müziği vardır. Diğer tipik unsurlar delilik tanımlamaları ve yeni teknolojilerden duyulan kuşkuydu. 1897'de Bram Stoker'ın Drakula romanı yayımlandığında gotik korkunun biçimsel ve tematik özellikleri, içinde Robert Louis Stevenson'un Strange Case of Dr. Jekyll anda Mr. Hyde (1886) romanının da olduğu pek çok öykü anlatımını etkiledi. Sinema tarihinin ilk on yıllarında gotik romanları sinemaya uyarlama konusunda birkaç girişim görüldü ancak bu 1920'lere kadar gerçekleşmedi. Gotik film geleneği, 18. ve 19. yüzyılların gotik romanlarından ve Fritz Lang'ın Der müde Tod (Kader, 1921) ve F. W. Murnau'nun Nosferatu, eine Symphonie des Grauens (Nosferatu, a Symphony of Horror, 1922) gibi Alman Dışavurumcu filmlerinin karanlık, boğucu atmosferlerinden yararlanan filmlerle yerleşti. Bu filmler yarasalar ve cadılar tarafından işgal edilen viran şatoların karanlık ortamını yaratmak için gereken ışığın ve set tasarımının sinemasal gücünü gösterdi. Aynı zamanda sinemayı Nosferatu'nun şablon haline gelen Max Schreck'i (adı ''korku'' anlamına gelir) gibi erkek avcı ve isterik kadın kurban karakterleriyle tanıştırdı.'' * ''Dracula gotik korku sinemasının ne
Sinemanın Tüm Öyküsü