Tezek kafalı, ırsiyet korunur bizde ama insanın önüne geçemez. Hangi ırka mensup olduğun yüzünü seçemeyişin gibidir. Katkı sunmadığın şeyle övünmen teneke davul çalmak gibi boş gürültü.

Fesleğenkadın

@Feslegenkadin
·
Kurt it midir diye sordu.Hiç birşey olmaktansa kurt olmak iyidir dedim. O da tekrarladı. Ezberine almıştır şimdi. Öğrenecek..
"Sükutun Sesi" ve cehaletin küstahlığı...
Argoda kullanılan "ağzı olan konuşuyor" tabirinden pek hoşlanmam, amma öyle bir çağı idrak ediyoruz ki, kitabının kapağını bir ömür açmamış, mürekkep okkasını dahi eline almamış, bakkaldan satın aldığı icazet ile makam-mevki işgal etmiş, isminin sol tarafında yer alan kısaltılmış harflerden ibaret ünvan ve rütbelerle şahsiyet bulduğunu zanneden güruh amip gibi çoğalıp duruyor her mahfilde her mecrada...üstüne üstlük bir de, ömrünü ilim tahsiline hasretmiş, talebeliğini bir ömür sürdüren ilim, hikmet ve irfan ehline akıl vermeye, yol yordam göstermeye, nerden (ç)aldığı belli aforizmalarla felsefe öğretmeye kalkmazlar mı ? Hasbünallahü velnimel vekil... Bahse konu bu güruh, cehaletin en tehlikeli türevi olan "cehl-i mürekkep" (bilmediğini bilmeyen ve bilmediğini de din gibi savunan) hastalığının günümüzdeki canlı örneğidir, şimdi mevzubahis kelâmın arkasını getirmeye çalışalım: Cehaletin küstahlığı var ki....İsminin önüne dizdiği iki üç harflik ünvanı, ruhunun cüceliğini gizleyen bir zırh zannedenlerin en büyük trajedisi, "derinliği olmayan sığ sularda devasa gemiler yüzdürmeye çalışmalarıdır". Geçmişte ilim bir "haysiyet" ve "çile" işiyken, şimdilerde ne yazık ki bir "kartvizit" fetişizmine dönüştü. Ömrünü kütüphanelerin tozlu raflarında dirsek çürüterek geçirmiş, bir kelimenin iştikakı (kökeni) için uykusunu feda etmiş gerçek irfan ehli, edep ve mahviyetinden ötürü sesini yükseltmeye hicap ederken; bu "diplomalı amipler" meydanı boş bulmanın pervasızlığıyla en gür sesle bağırıyorlar. "Yarım Tabip Candan, Yarım Hoca Dinden Eder" Eskiler bu sözü boşa söylememiştir. Bugün karşı karşıya olduğumuz tehlike tam olarak budur: "(Ç)alıntı aforizmalarla" felsefe kurduğunu sananlar, Sosyal medya mecralarında üç beş beğeni uğruna 'kadim hakikatleri meze edenler", İki kitap
Reklam
“Davul bile dengi dengine Aynı seviyede olmadığınız insanlarla takılmayın”
Günümüzün en büyük hastalıklarından biri de insanların gamsız ve minnetsiz oldukça daha özel olduklarını sanmaları. Modern dünya insanlığa ne katmış ki bu noktada da doğru bişey sunsun. İnsanlığını yitiren, dolu olduğu zannedilen boş kafalar var. Anlayana sivrisinek saz, Anlamayana davul zurna az.
Mevla Görelim Neyler, Neylerse Güzel Eyler.
Musibetler üstüme yağsa da, her biri ayrı bir nağme… Biri gamın sesi, biri sabrın tınısı, biri de ümidin melodisi. Hepsi birleşince hayatımda bir senfoni oluyor. Benim vazifem bu senfoniyi dinlemek, içindeki güzelliği fark etmek. Bir gün sınav kaygısı içimde davul gibi gürler, ertesi gün annemin duası ince bir ney sesi gibi ruhumu okşar. Bir başka zaman yalnızlık keman teli gibi içimi titretir, ama ardından dost sohbeti tambur gibi içime huzur salar. Hepsi bir araya gelince bana şunu hatırlatıyor: “Mevlâ görelim neyler, neylerse güzel eyler.” Risale-i Nur’un diliyle baktığımda, musibetler bana aslında bir pencere açıyor. O pencereden bakınca görüyorum ki, her şey Kadîr-i Rahîm’in mülkünde cereyan ediyor. Benim görevim cefâsını değil, safâsını çekmek. Yani sıkıntının içindeki hikmeti görmek, acının içindeki rahmeti sezmek. Hayatın melodisi bazen hüzünlü, bazen neşeli; ama her hâliyle Allah’ın kudretini ve rahmetini hatırlatıyor bana. Ben de bu melodiyi dinlerken, kendi imtihanımı bir beste gibi kabul ediyorum. Çünkü biliyorum ki, her nota beni olgunlaştırıyor, her tını ruhuma yeni bir derinlik katıyor.
Duygu ve Düşünce
Olma pâşâlık içün âvâre Tabl u surnâ ile girme nâre Baglama tantana-i tabla gönül Dûrdan hoş gelür âvâz-ı dühül Pâşâlık 'ömre sürer mihnetdür Hâsılı derd ü gam u kasvetdür Paşalık sevdasıyla kendinden geçme. Davul zurna peşinde kendini ateşe atma. Davulun tantanasına gönül bağlama. Uzaktan davulun sesi hoş gelir. Paşalık ömür boyu süren bir derttir. Kısacası, dert, tasa ve sıkıntıdır. Hayriyye-i Nabi
Kitap Alıntısı
Reklam
Reklam