Karanlıkta
Beş yüz borazan birden çalıyor Bin davul birden vuruyor başımda Gök gürültüleri Çekiş sesleri, makine sesleri Dağlardan kopan kocaman çığlar Taşlar Kayalar Ey üstüme üstüme gelen deniz Ey cam kırıklarından kader Yeter Yeter artık Nerdeyse çıldıracağım Bir yeşil ötesine geldim durdum işte Merdivenin son basamağındayım Bir adım daha atsam Kimseler tutamaz beni Bir adım daha atsam karanlıktayım
Sayfa 43 - Everest Yayınları·Kitabı okudu
Şiir
Kurumuş davul derisi kadar Gergindi söz ile mürekkep Mutsuzluk seyrimesiydi tuz
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
«Son on yıl içinde yüzler­ce "canavar", insana benzemeyen yüzlerce yaratık görmüştüm öyle; Anne'yle Baba'nın çocukları, öte­kilerden korkunç delğildi doğrusu - ama yüzüne bakamıyordu insan. Karnı büyük bir davul gibi şiş­mişti - ölümün çaldığı bir trampete benziyordu. O "davul"un derisi, kara lekelerle kaplıydı, açlık lekeleriyle, "kwaorte" denilen lekelerle. Bacakları, çekirge bacakları gibi incecikti. Ama en çok saçları dokunuyordu insana - benim saçlarım gibi ağar­mıştı. Ben, yaşama tutkunu olan ben bile, o korku­luğu görür görmez iliklerime kadar ürperdim - az kalsın kusacaktım.»
Sayfa 158
Edebiyat
Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.
Edebiyat
Benim çocukluğumun belli başlı imtiyazı hürriyetti. Bu kelimeyi bugün sadece siyasi manasında kullanıyoruz. Ne yazık! Onu politikaya mahsus bir şey addedenler korkarım ki, hiçbir zaman manasını anlamayacaklardır. Politikadaki hürriyet, bir yığın hürriyetsizliğin anahtarı veya ardına kadar açık duran kapısıdır. Meğer ki dünyanın en kıt nimeti olsun; ve bir tek insan onunla şöyle iyice karnını doyurmak istedi mi etrafındakiler mutlak surette aç kalsınlar. Ben bu kadar kendi zıddı ile beraber gelen ve zıtlarının altında kaybolan nesne görmedim. Kısa ömrümde yedi sekiz defa memleketimize geldiğini işittim. Evet, bir kere bile kimse bana gittiğini söylemediği halde, yedi sekiz defa geldi; ve o geldi diye bir sevincimizden, davul zurna, sokaklara fırladık.
Sayfa 22
Kolumdaki bu saat var ya, ondan ölesiye nefret ederim. Hiç geri kalmaz çünkü. Beni bu hale getiren odur. Biraz geri kalsaydı, bazı belaları, geciktiğim için davul tutabilirsin. Oysa nereye gideceksem tam zamanında orada bulunduğum için, bela da beni bekler bulurdu. (Savuşturabildiklerim bile tekrar bileniyor.)