Kainatin en büyük gücü bir erkeğin sevmesidir. Eğer bu güç erkekte olmasaydı, dünya dönmezdi, hiç fırtına çakmaz, hiç yağmur yağmazdı, Sevilmeyen bir kadın neye yarardı ki. İşte bu yüzden erkekler bu büyük gücün altında ezilip kalırlar, Siz onların zayıf karakterli olup duygusal olduklarını mı sanırsınız. Onlar yüce evrenden gelen sonsuz güçleri yüreklerinde tutmak ve zapdetmek icin tüm güçleriyle çarpışır ve defalarca ölürler. Sizin gordügünüz bir damla göz yaşı evrenin derinliklerinden gelen kutsal bir sızıntıdır sadece. İşte bir kadın için dünyanın dönüp dönmemesi, o bir damla göz yaşına vereceği anlama bağlıdır..Her şey orda gizlidir, cinayetler, intiharlar, kıskançlıklar, kaçışlar bu göz yaşının görülmemesinden ortaya çıkar, Çünkü erkek bu yüce güce insani özellikleriyle karşı koyamaz. Erkek biyolojik olarak asla ölmez, ruhu kaybettiği savaşlara karşı canlı canlı ölür, yürüyen bir hayalete dönüşür..Ve ancak yine onu, içindeki sevgi diriltebilir.
Hayalden doğan umutlar, genellikle zaman içinde kırılıp giderler, temelleri yoktur. Tıpkı köksüz bazı ağaclar ve çiçekler gibi.. hayallerin trajik kaderi budur. Ama yine de hayalsiz yapamayız. Iyiyi ve kötüyü tanıyacağımız yolda yürüyebilmek için hayaller gereklidir.
İnsanların karşılaştıkları güçlükler hakkında hiçbir bilgileri yoktu hayvanların. Oysa insanlar düşünen yaratıklar olarak ortaya çkıslarından beri kendilerini daha iyi tanımaya çalışmışlar, ama bütün çabalarına rağmen su soruya bir cevap verememislerdi: Kötü, hemen hemen her defasında, niçin iyi'den daha güçlü olarak ortaya çıkıyor?
İnsanlar, "ilâh-varlık'lar!
İnsanlar kendileri yaşıyor, ama başka canlların, özellikle de onlara bağımlı olmadan yaşamak isteyen ve buna hakları olanların yaşamalarını istemiyorlardı.