Mark Twain’in “İnsan Nedir?” adlı kitabında yaşlı adam; insanların, hayvanlardan daha alçak olduğunu savunur. Bunun üzerine sinirlenen genç “Bir fareyle insanı aynı seviyeye getirmeye hakkın yok!” diye itiraz eder. Yaşlı adam şu şekilde cevap verir: “Ahlaken bunu yapmıyorum. Bu fare için adil olmazdı. Fare, insandan çok daha üstün”
Bu konuşmada yaşlı adamın kastettiği "ahlaken alçaklık" kavramını incelememiz için insan ve hayvanı aynı noktada, yani doğa hâlinde ele almalıyız
Doğa Hali: İnsanın toplum dışında, bozulmamış bir halde olma durumuna işaret eden fikirdir. (Tıpkı şuan doğada ki hayvanlar gibi, her şeyden bağımsız bir şekilde yaşamak)
Sineklerin Tanrısı kitabında kazadan önce sıradan hayat süren çocuklar birden bire doğa haline (sıfırdan başlama durumuna) düşerler. Mesela normal hayatta müzik ekibinde olan Jack ve arkadaşları, avcı grubu kurar. Narin ve modern bir müzik grubunun düştüğü şu vahşi hale bakın. Bulundukları doğa hali onları, kestikleri hayvanların kafalarını koparıp kazığa çakacak duruma getirir.
Peki doğa hali ile vahşileşen bu çocukların, ahlaken hayvanlardan ne farkı var?
Simon bu hikayede iyiliği temsil ediyor.
Sineklerin Tanrısı, bir yerde Simon'a şöyle diyor “Biliyordun değil mi? Sizlerin bir parçası olduğumu biliyordun. Her şeyin bozulmasının nedeniyim ben"
Ben Sineklerin Tanrısını, insanın nefsine benzetiyorum. İnsan kendi hırsı ve arzuları için kendini bu duruma soktu. Daha büyük bir ev isteyen ve bunun için yıllarca çalışan bir adam gibi ya da Sineklerin Tanrısında başa geçip liderlik yapmak isteyen Jack gibi… İnsanı bitiren yine kendisidir
Yazar Golding, kitapta Domuzcuk, Ralph ve Simon’un dik duruşlarıyla Sineklerin Tanrısını nasıl yendiklerini bize anlatıyor bir nevi. İnsanoğlunun kötülükten kurtulabileceğini söylüyor. Ama bunu