5/10
·432 syf.··
2026 4. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 03:33
Kitabın konusu ilgimi çekiyor diye okumaya başladım.Bilim kurguyu cok sevmeme rağmen kitap akmadi son 30 sayfa dayan diyorum kendime.Ceviriden mi nedir hiç sarmadi ..
Yıldızları HesaplamakMary Robinette Kowal · Eksik Parça · 202195 okunma
Puan vermedi·100 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 00:00
Merhabalar, Ahî Aratoğlu’nun kaleme aldığı, ince görünmesine rağmen dolu dolu bir içeriğe sahip olan “Ruhum Mutlu Kal” kitabının yorumuyla geldim. Otuz yedi ana başlıktan oluşan bu kitap; insanın iç dünyasına, sabrına, duasına, umutlarına ve hayata bakışına dair çok güzel düşünceler barındırıyor. “Duaların kabulü için ne yapılmalı?”, “Hayat neden zor?”, “Kalpteki herhangi bir üzüntü ve sızı geçer mi?”, “Evlilik kader midir?” ve “Hangi gökyüzünde insanlığımızı kaybettik?” gibi pek çok soru üzerinden hem kendimizi hem de yaşamı sorgulamamıza vesile oluyor. Her bölümde ele alınan konu sade ve samimi bir dille anlatılıyor. Bölüm sonlarında ise Farah’a yazılmış kısa ama etkileyici notlar yer alıyor. Bu notlar, anlatılan konunun özünü farklı bir şekilde hissettiriyor. Mesela, “Allah insanı ne zaman mutlu eder?” başlığında, “Dua, Allah’a ulaşmak için yeryüzüne sığmayan muazzam bir yoldur.” diyor. Ardından bir sonraki sayfada, “Farah, bazen aniden bunaltır insanı bu hayat. Ne yap biliyor musun? Karanlıktan çıkan o ışığı bekleme; dışarı çıkıp gökyüzüne koşacaksın. Her gün diri bir umutla, daha gür bir heyecanla…” diyerek, umudu kaybetmeden yolumuza devam etmemiz gerektiğini hatırlatıyor. “İki yabancı insan nasıl iyi anlaşır?” sorusundan sonra gelen “Farah, etrafın kalabalık! İnsanlar yaşıyor ama nasıl yaşıyor bir bilsen. Sadece yaşamak için yaşıyorlar…” sözleri de insanın amaçsız bir yaşamla, anlamlı bir yaşam arasındaki farkı düşündürmeden geçmiyor. Mesela “Kalpteki herhangi bir üzüntü ve sızı geçer mi?” başlığında hiçbir acının sonsuza kadar sürmeyeceği, zamanı geldiğinde yaraların iyileşeceği anlatılıyor. Ardından gelen “Format at kendine Farah! Bir gün kendin için öyle bir şey yap ki seni görenler, seni yeniden kazanmak için uğraşıversin.” sözleri, insanın önce kendine
Kişisel Gelişim
Ruhum Mutlu KalAhi Aratoğlu · Flora Yayıncılık · 202521 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
8/10
·139 syf.··
2026 18. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 23:20
Biraz konunun küresel değil de bireysel yanlarına yoğunlaştım. Şu çeşit çeşit istibdatın içimdeki etkilerine odaklandım. Atanamamış ve iş dünyasındaki aptallıklardan kısa sürede bezmiş, üstelik gerçekten birçok açıdan şevki kırılmış hissediyorum. Mesela hiç Osmanlıymış gibi hissetmiyorum. Hani Osmanlı be. Bunu abartmalıyız belki. Köklü bir geçmiş ya da güçlü bir şimdiye ait hissetmiyorum. Damarlarımda asil bir kan coşmuyor. Bu çarpık sistem adeta kimliğini eritiyor insanın. Kendime hemen şimdi şevk ve çalışma reçete ediyorum. Başkalarının hilelerinden zarar gördüğü halde hile yapmaktan kaçınan herkese de selamet diliyorum. Bu karmaşa içinde ittifak kurmak zor olabilir. Ama Al-i İmran 159. ayeti hatırlamalıyız. Peygamberimiz amcasını da kaybettiği Uhud savaşında, kendi fikri ve rüyası müdafaadan yanayken, istişare ettiğinde cephede savaşalım çıkmasına riayet ediyor. Okçuların terk etmesi ve yenilgi, ağır kayıplar... Ayet bu hadise üzerine iniyor: "Sen (o zaman), sırf Allah'ın rahmetiyle onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık onları sen bağışla, onlar için Allah'dan mağfiret dile. (Yapacağın) işlerde onlara da danış, bir kere de azmettin mi, artık Allah'a dayan. Muhakkak ki Allah kendine dayanıp güvenenleri sever." Belki benzer bir durumdayız ve şefkatle iletişime çokça ihtiyacımız var.
Kurtuluş Reçetemiz İttihad-ı İslâmKazım Güleçyüz · Yeni Asya Neşriyat · 20131 okunma
Puan vermedi·438 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 01:01
İnce Memed Toroslar'dan gürledi Buhurcular kulak verip dinledi 17 kurşunu yedi ölmedi Dayan İnce Memed dayan Nidelim gardaş, nidelim oy Tut elimden İnce Memed Gidelim dağlar, gidelim oy
İnce Memed 1Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202374,3bin okunma
Puan vermedi·440 syf.··
2026 34. kitabı
Savaşın en gürültülü hâli bazen cephede değil, insanın iç dünyasında kopar… Zafer Bahçesi tam da bu sessiz ama derin kırılmaların romanı. Emily Bryce, dışarıdan bakıldığında kusursuz bir hayatın içinde sıkışıp kalmış genç bir kadın. Ancak dünyanın altüst olduğu bir dönemde, kendisine çizilen sınırları kabul etmek yerine o çizgilerin dışına adım atmayı seçiyor. Bu seçim, onu sadece savaşın gerçekliğiyle değil; kayıpla, belirsizlikle ve kendi gücüyle yüzleştiriyor. Onun hikâyesi, konfor alanından çıkmanın bedelini ama aynı zamanda getirdiği özgürlüğü de tüm çıplaklığıyla gösteriyor. Roman ilerledikçe bir bahçeye giriyoruz aslında… Ama bu bahçe sadece toprağın değil, iyileşmenin, sabrın ve yeniden başlamanın sembolü. Emily’nin elleriyle can verdiği her tohum, içinde filizlenen umudun bir yansıması gibi. Geçmişten kalan o gizemli günlükler ise hikâyeye bambaşka bir derinlik katıyor; sanki zamanın içinden bir kadın diğerine “dayan” diye fısıldıyor. Aşkın sıcaklığıyla umutlanan bir kalbin, bir haberle nasıl paramparça olabileceğini görmek insanın içine işliyor. Ama asıl etkileyici olan, o kırıkların arasından yeniden ayağa kalkabilme cesareti. Emily’nin yolculuğu, bir kaybın ardından gelen sessiz direnişin ve kendi köklerini yeniden salmanın hikâyesine dönüşüyor. Bu kitap, sadece bir dönem anlatısı değil; kadın olmanın, kendi sesini bulmanın ve en karanlık zamanlarda bile hayata tutunmanın güçlü bir yansıması. Sayfaları çevirdikçe hem kalbiniz sıkışacak hem de içinizde ince bir umut yeşerecek. Bazı hikâyeler vardır, bittiğinde içinizde kalır… Zafer Bahçesi de onlardan biri
Zafer BahçesiRhys Bowen · Arkadya Yayınları · 202639 okunma
Dayan, geçer…
Puan vermedi·192 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 22:16
Livaneli denildiğinde zihnimde ilk beliren eser hep “Serenad” olur. Aşkı, siyaseti ve savaşın gölgesinde kalan insan hikâyelerini böylesine zarif ama sarsıcı bir dille anlatan bir romanla karşılaşınca, kendimi çoğu zaman kitabın sayfalarında değil, tam ortasında bulurum. Okudukça hikâyenin içine çekildim; karakterlerin acıları, umutları ve bekleyişleri bana da dokundu. Serenad, yalnızca okuduğum bir roman değil, iz bırakan, kalbimde yer eden kitaplardan biri olmayı başardı. Bazı kitaplar vardır, bittiğinde rafınıza değil, zihninize ve kalbinize yerleşir; Serenad da benim için tam olarak böyle bir kitap oldu. “Bekle Beni “kitabı da benim için benzer bir etki yarattı. Aşkı ve siyaseti hızlı ama akıcı bir anlatımla işlemesi, romanın temposunu hiç düşürmeden ilerlemesini sağlıyor. Okurken zaman zaman farklı yazarların izlerini hissetmek, hatta “Acaba başka bir yazarı mı okuyorum?” (Sabahattin Ali, Nazım Hikmet, Ahmed Arif…)diye kapağa bakma ihtiyacı duydum ve Livaneli’nin anlatımındaki zenginliğini bir kez daha hissettirdi bana. Romanı bir solukta okudum. Sonunun güzel tamamlanması da içimde ayrı bir huzur bıraktı. Evet, belki birçok kişi daha çarpıcı, daha iz bırakan bir son beklemiş olabilir; ancak umudun galip gelmesi, bekleyişin karşılıksız kalmaması bana iyi hissettirdi. Bazen bir hikâyenin en kıymetli tarafı, okuru karanlığın içinden geçirirken eline küçük de olsa bir umut ışığı tutuşturabilmesidir. Ve tabiki Livaneli’nin eserlerini okurken Serenad’de Schubert, Bekle Beni de ise; Cem Karaca “Bekle Beni” ve Kaan Tangöze “Allı Turnam” satır aralarına usulca yerleşti. Umudu hâlâ mümkün kılan nice eserlerine…
Duygu ve Düşünce
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,2bin okunma