Bazen hayatta öyle kötü olaylar silsilesi tecrübe ederiz ki yaşam, sözcük anlamını yitirmiş gibi hissederiz.Yaşa(ya)madıklarımız içimizde pişmanlıklar ukdesine dönüşür.
Pişmanlıklarımız, sırtımızda taşınmaz bir yüke dönüştüğü anlarda kitabın baş kahramanı Nora gibi kendimizin farklı versiyonu 'keşke'lerimizi tecrübe ettiğimiz paralel evrendeki bedenlerimize seyahat etmek çok fantastik ve öğretici olurdu. Hayatın farklı noktalarında yapılan seçimlerimiz bizi sonsuz olasılıkla tanıştırıyor. Nora'nın paralel evrende yolculukları bana, sonsuz olasılığın içinde minnettar olunabilecek hayatı aramaktansa bulunduğumuz hayatın içinde minnettarlık aramayı/yaratmayı düşündürdü. Kitapta sıklıkla vurgulanan 'Neye baktığın değil ne gördüğün önemlidir' sözünden yola çıkarsak aslında pişmanlıklar kitabımızı yakıp kül ettiğimizde mükemmel hayatın içinde, akışta olacağız. Keşke'lerin yerini iyi ki'lerle doldurmak ümidiyle...