Bir kitap bitmesin diye okunur mu? Her sayfada, her bölümde bu kadar düşündürücü nasıl olunabilir? Nasıl bir kitap bu kadar içimize dokunur? Evet giriş kısmından da anlaşıldığı gibi fazlasıyla beğendiğim bir kitap oldu.
Kitabın kahramanı Renee 54 yaşında, fazlasıyla entelektüel bir kapıcı. Kendisinin adını Tolstoydan yola çıkarak Lev koyacak kadar bir Tolstoy hayrani. Kapıcı olması onun için bir sığınak aslında. Kendisini ancak bu şekilde gizleyebiliyor ve böylelikle kabuğu altında yaşamını devam ettiriyor. Paloma ise 12 yasinda bir kız çocuğu olmasına rağmen fazlasıyla zeki ve hassas. Etrafındaki zengin ama sahte hayatlardan, ailesinden, dünyanın gidişatından o kadar rahatsız ki evi yakarak intihar etmeyi düşünüyor. Kitapta Palomanin düşüncelerini günlüklerinden öğreniyoruz. Kakuro ise apartmana sonradan taşınan bir Japon ve apartmana taşınması ile karakterlerin izin hayatinda büyük farklar yaratıyor. Önceleri farkedilmeden hayatını devam ettiren Renee ve Paloma birden görünür hale geliyorlar.
"Beni tanımadılar" diye tekrarlıyorum
O da duruyor. Elim hala kolunda.
"Sizi hiç görmemiş oldukları için" diyor
Çok akıcı ve kolay okunan bir kitap değil. Oldukça fazla düşündürücü unsur var. Kitapta yine sanat ve edebiyatın hayatımızdaki yeri ve onemi de bolca vurgulanmış. Felsefeye de bolca yer verilmiş. Burada yazarın felsefe profesörü olmasının da etkisi vardır diye düşünüyorum. Kesinlikle okunmaya değer.
"Onun için ne yapabileceğimi aklından bile geçirmiş olamazdı çünkü onun için kimse asla bir şey yapmamıştı" evet belki de her şeyi özetleyen bir söz bu. Onun için hiç kimse bir şey yapmadı, yapamadı değil yapmadı. İçimize hançer gibi işleyen bir kitap oldu Sakar. Ahh Diana yaktın hepimizin içini.