Mutluluk kendini bir manzaranın, bir ânın, bir ortamın alıcısı olarak bulmayı ve ânın lütfunu almayı, kabul etmeyi, yakalamayı gerektirir. Bunun ne yolu yordamı vardır ne de hazırlığı; sadece an geldiğinde orada olmalıdır insan. Öbür türlü başka bir şeye, bir şeyi başarmış olmanın tatminine, zaten bildiğiniz şeyi yapmış olmanın neşesine dönüşür. Mutluluk tekrarlanamaz olduğu için hayli kırılgandır; mutluluk anları nadirdir, bu anlar dünyanın kumaşındaki altın iplere benzer, onları yakalamak gerekir.
Doğa, yerinden kıpırdamayan felsefeciler yüzünden, toplumsal uzlaşımların ve kültürel kalıpların bir nevi diplomasi bavulu haline gelmiş, her şey gizliden gizliye halledilmiştir. Çiğ ise devrimcidir.
Hakikati aramak, dış görünüşleri aşmak demektir. Alışkanlıkları, gelenekleri, gündelik olanı da uzlaşmalar, riyakarlıklar ve yalanlar kadar eleştirmek demektir.