Oysa çok sık rastlanan ve neredeyse kökü kazınamayan bir yanlış anlama var: İnsan asla kendi içindeki değil, kendi dışındaki güzeli ve çok sevileni yok etmek ister hep.
Kokaini boş verin; Facebook bir beğenme butonu yarattı ve hepimiz bağımlı olduk. Bu bağımlılık, ne zaman çevrimiçi olup Google üzerinden birkaç gün önce arattığımız bir şeyin reklamı önümüze düşse ya da sosyal medya hesabımızın ana sayfasında gezinsek ve kusursuz bir biçimde filtrelenmiş yaşamdan bir kare görsek hemen hortlayıveren, her biri kaygı kaynaklı özyargılamanın bir sonucu olan ‘ondakinden istiyorum’ düşüncesi tarafından fitilleniyor.
İnsanın doğası, tutkuları ve kaygıları kültürel ürünlerdir; hatta, insanoğlunun, yazılı şekline tarih dediğimiz sürekli çabalarının en büyük başarısı ve en önemli yaratısı, bizzat insandır.
İnsanoğlunda, doymak bilmez bir iktidar hırsı yaratan şey nedir? Yaşamsal enerjilerin gücü mü, yoksa temelde yaşamı kendiliğindenliği içinde, sevgiyle yaşama yetersizliği ve zayıflığı mı?