Satılabilirlik ve azami kârın esas değerler olduğu ve herkesin kendini azami kâr (başarı) amacıyla pazarda yatırımda bulunduğu “sermaye” gözüyle gördüğü tamamen ticarileşmiş bir toplumda, kişinin içsel değeri ancak diş macunu veya patentli ilaçlar kadar değer görecektir. Kişi istediği kadar zeki, kibar, üretken ve cesur olsun, bu meziyetler onu başarılı kılmaya yaramadığı sürece önemsenmez görülmektedir.
Şayet bir adamın ismi veya bir kitabın başlığı zeki bir şekilde reklamlarla popüler kılınmışsa, ortalama insan o kitabın iddialarına inanmaya yatkın hale gelir.
Toplumun telkin dispositifinin insanın içine işlediği arzular ve düşünceler kişiyi harici zincirlerden daha derinlemesine bir şekilde boyunduruk altına alır.
Akla ters düşen tutkulara esir olmuş bir kişi, tarafsız durma becerisini kaybeder ve kaçınılmaz olarak tutkuların insafına kalır. Kendisi gerçeği ifade ettiğini düşündüğü zaman aslında kendi mantığına başvuruyordur.