Bulantı bir varoluş sıkıntısı romanı. Çok hızlı okuyacaksınız diyemiyorum. Kitabın dili ağır olmasa da akan olaylar ve düşünceler ağır. Bulantı yakamı bırakmadı derken Sartre, o sıkıntıyı hissedeceksiniz. Üzerinde saatlerce düşünülecek fikirlerle dolu bir eser. Bence kusursuz güzellikte yazılmış. Tekniği ve içeriği muazzam!
Gerçekten de, kim hakkında, ne hakkında, “Bunu biliyorum!” diyebilirim? İçimdeki bu yüreği duyabiliyorum, varolduğu yargısına varıyorum. Bu dünyaya dokunabiliyorum, onun da varolduğu yargısına varıyorum. Bütün bilgim burada duruyor, gerisi kurmaca. Çünkü varlığından emin olduğum bu ben’i kavramaya çalıştım mı, onu tanımlamaya, özetlemeye çalıştım mı parmaklarım arasından akıp giden bir su oluveriyor. Bürünebildiği bütün yüzleri bir bir çizebilirim, ona bütün verilenleri, bu eğitimi, bu kökü, bu ateşliliği ya da bu susmaları, bu büyüklüğü ya da düşüklüğü de bir bir çizebilirim. Ama yüzlerin toplamı yapılmaz. Benim olan bu yürek bile hep tanımlanmaz kalacak benim için. Varoluşum hakkında vardığım bu kesinlikle, bu güvene vermeye çalıştığım öz arasındaki çukur hiçbir zaman dolmayacak. Kendi kendime yabancı kalacağım hep.
Beyazlara bürünmüş, bir menekşe yatağının üstüne
Yarı egilirken gördüm seni, ay
Güllerin göğe bakan yüzlerine
Ve yazık,üzüntüyle bakan senin yüzüne düştüğünde