Tüm insanların gözleriyle görüyor, kulaklarıyla duyuyorum; ölenlerle ölüyorum; yaralananlar ve unutulanlarla kederlenip ağlıyorum ve bir bedenden kan fışkırdığında yaraların acısını hissediyor, ıstırap çekiyorum.
“Kelimeler böyledir. Yığın halinde içerilse bile kendilerini belleğin sonsuz köşelerine yerleştirirler ve sonra kostümlerini kuşanıp birerli, ikişerli, üçerli halde geri dönerler, her küçük küme kalbi zehirle tekrar tekrar kemirmek için öne çıkar.”
Kitap büyük bir kalp ağrısı ile başlıyor. Neden? Çünkü isimsiz kahramanımız kalbinin ‘haşat’ olduğunu söylüyor. Tabii buraya gelen zamanı anlatmak için şunu yapması lazım;
-hikayenin en başına dönüyoruz. Çünkü gerçeği bilmene hakkın var. Bu hakkı senden esirgeyemem. Bu zamana kadar yanıltıldın. En güzel giyinmiş kelimelerimler masallarımı dinledin. Göğün en üst katında da, yerin en alt katında da ben vardım. Gerçeğin peşinde koşarken sana anlattığım hikayeleri dinlemeyi seviyordun ama benim hikayelerim ve kelimelerim bitmeye başladı. Yalanlar attım. Sonra onların benim gerçeğim olduğunu ve senin de gerçeğin olmasını istedim. Olmaz.
-hikayenin ortasına geliyoruz. Kimsemiz yokken başka bir ülkeye gittim. Gerçek hikayem burada başladı.
-hikayenin sonuna geliyor. Sen şimdi kayboldun. Benim de hikayem en başından beri kurguymuş.
#kitap #sessizliğehayranlık