Betül Sena

Betül Sena
@ddlbety
İnstagram: @kitaplarinellitonu

Betül Sena

, bir kitap okudu
Puan vermedi·459 syf.··
2020 24. kitabı
Yaşar Kemal
8.9/10 · 39bin okunma
Reklam
Puan vermedi·92 syf.··
2020 23. kitabı
||Klein ve Wagner-Hermann Hesse|| • Hermann Hesse’nin karakterlerini ele alış şeklini seviyorum. Genellikle hep karakterlerinin iki yanını bize gösteriyor, anlatıyor. Bir aydınlık tarafını bir de karanlık tarafını ve bunu da çok iyi aktarabiliyor. Bu kitapta da Klein isimli karakterimiz saygın bir memur ve bir aile babası ama bir gün kendisini bir trende güneye giderken buluyor. Böyle her şeyi en baştan yaşamak ve gençliğine en baştan kavuşmak için çıktığı bu yolda yine de geçmişindeki kuruntuları ve korkuları da onu yalnız bırakmıyor. • Genellikle karakterimizin içsel çatışmalarını okuyoruz. Sürekli kafasında hayali bir cinayet kurguluyor ve aynı zamanda da bir gerçeklik anında da yaşaması gerekiyor. Bu yüzden içindeki en kötücül tarafıyla bir uğraş, bir mücadele içerisine giriyor kendince ve bazen insanlar istemdışı da olsa o an çok ahlaka ayrı, çok yanlış şeyler düşünebiliyorlar ya Klein’da tam olarak bunu görüyoruz ama güneydeki yeni yaşantısında bir sevgiyle kucaklanıyor Klein. • Sevginin gücünü tadıyor ve sevmenin o büyük kıymetini görüyor ama bunları düşlerken yine de o kuşkuları da asla yakasını bırakmıyor. Çok keyif alarak okuduğum bir kitap oldu. Hermann Hesse yeniden de kendini bulma, kendini keşfetme, kendi özüne bakma olayını burada da sürdürüyordu. Bunlarla ilgili kurduğu cümleleri çok seviyorum ve beni her seferinden derinden etkileyebiliyor. • Bu yüzden de kendisini en sevdiğim yazarlardan biri olarak da görüyorum. İnsanların iç dünyalarına olan gözlemleri gerçekten çok etkileyici yazarın ve daha önce hiç tanışmadıysanız bence yazarla tanışmalısınız. Şu ana kadar Demian,Siddhartha ve bu kitabını okudum. Üçünde de aslında ana tema aynıydı. Kendini bulma, kendini keşfetme ve bunları gerçekten yazar çok etkileyici bir şekilde ele alıyor. 4/5 Klein ve Wagner
Edebiyat
Klein ve WagnerHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 2020670 okunma
Puan vermedi·360 syf.··
2020 22. kitabı
||Kan ve Tuz-Kim Liggett|| • 2019’dan beri kitaplığımda yıllanmış kitapları bitirmeye çalışıyorum, Kan ve Tuz’da o kitaplardan biriydi. Açıkcası başlangıçta çok ilginç başlamıştı ve düşündüğümden daha farklıydı çünkü ben korku kitabı tarzı bir şey okuyacağımı düşünüyordum ama benim karşıma gelen bir fantastik dünya oldu. Yazarın anlatımı aslında güzeldi ama yine de böyle bazı şeyleri çok abartarak ve çok fazla tekrara alması beni çok sıkmaya başlamıştı. Aynı zamanda olaylar çok hızlı gelişiyordu. • Kızımız Ash sürekli ayağından asılmış kızların cesetlerini gören birisi ve bir gün bir kabilenin bir parçası olduğunu öğreniyor ve çok böyle bambaşka şeyler oluyor. Olaylar çok hızlı geliştiği için çok takip edemediğim ve “Ne oluyor şu an ya?” deyip anlamlandıramadığım şeylerle doluydu. Ve karakterlerin hiçbirini de sevmedim. Hiçbir karakterle de belirli bir bağ kuramadık. • Kitapta bir şeyler oldu birden aşk yaşanmaya başladı sonrasında da o aşk birden dağılmaya başladı sonrasında çok bambaşka bir şeyler oldu ve ben sadece dışarıdan izlemiş gibi hissettim. Şu an mesela tam olarak neler olduğunu da anlanlandıramıyorum. Ash aslında çok önemli bir şey çıkıyor sonrasında da bir şeyler yapması gerekiyor ama gücü nereye kadar dayanabilecek ve sonra aşk meşk işleri de çok karmaşık. • Bir Carter’ımız var kendisi bir insan ama Ash nereye gitse orada oluyor ve Ash ona ne kadar ihanet etse de çocuk hala “Ben seni seviyorum seni bırakamam,” diyor mesela hiçbir duyguyu da hissedemedim. Kitapta duygu namına da hiçbir şey hissetmedim. Öyle okuyup geçtiğim bir kitap oldu benim için 2.5/5 Kan ve Tuz Kim Liggett
Edebiyat
Kan ve TuzKim Liggett · Yabancı Yayınevi · 2016736 okunma
Puan vermedi·252 syf.··
2020 21. kitabı
||Theo’ya Mektuplar-Van Gogh|| • Bu kitabı okumak aslında şu an için hiç aklımda olmayan bir kitaptı ama bir final ödevi olarak verilene kadar. Bunun için kitabı daha çok notlar alarak okudum ve gerçekten çok etkilendim. Böyle düşündüğümden daha çok etkilendim ve Van Gogh’u da çok sevdim. Bir de bu kitaptan sonra sanatçının eserlerine daha farklı bir pencereden de bakmaya başlıyorsunuz. Hayatı evet, pek çok mücadele ve sıkıntı ile geçmiş biri ama her zaman iyi olacağına dair umut etmesi beni de imrendirdi kendisine. • Her seferinde kardeşine yazarken geleceğe bir olumlu yönünden bakması ve de inanırsak güzel şeylerin geleceğine gelir diye de düşünmesi beni en çok etkileyen anlarından oldu. Kitapta bir dört bölüme ayrılıyordu. Başlangıçta kronolojik bir şekilde neler yaşadığını görebiliyoruz ardından da sanatçının resme başlamadığı dönemde neler yaptığını okuyorduk ve o süreçte de aslında bir kendini arayış sürecindeydi ve o kendini arayış süreciyle de birlikte resmi buldu. • Resimleri için de, ta en başından sonuna kadar kendini nasıl geliştirdiğini okuyoruz ve açıkcası biraz daha hayran kalıyoruz. Çünkü baştan sağma bir şekilde yapmak yerine bir şekil için, bir şey için aylarca uğraşıp didinmesi ve kardeşi Theo’nun da her zaman desteğini göstermesi çok güzeldi. Theo’nun Van Gogh’un hayatındaki değerini de görmüş oluyoruz. Beni en çok etkileyen bir diğer şey de, Van Gogh’un mektup sonlarında hep Theo’ya “Bana İnan,” demesiydi. • Sanatçı ardından bazı psikolojik sorunlarıyla baş etmeye çalışıyor ama o anlarda da yine inancıyla olumlu düşüncelere itmesi kendini; evet bak bu Van Gogh dedirtti ama her şeyin sonucunda da intihar ettiği düşüncesi de insanın kalbini burkan bir
Edebiyat
Theo'ya MektuplarVincent Van Gogh · Yapı Kredi Yayınları · 20168,1bin okunma