||Theo’ya Mektuplar-Van Gogh||
•
Bu kitabı okumak aslında şu an için hiç aklımda olmayan bir kitaptı ama bir final ödevi olarak verilene kadar. Bunun için kitabı daha çok notlar alarak okudum ve gerçekten çok etkilendim. Böyle düşündüğümden daha çok etkilendim ve Van Gogh’u da çok sevdim. Bir de bu kitaptan sonra sanatçının eserlerine daha farklı bir pencereden de bakmaya başlıyorsunuz. Hayatı evet, pek çok mücadele ve sıkıntı ile geçmiş biri ama her zaman iyi olacağına dair umut etmesi beni de imrendirdi kendisine.
•
Her seferinde kardeşine yazarken geleceğe bir olumlu yönünden bakması ve de inanırsak güzel şeylerin geleceğine gelir diye de düşünmesi beni en çok etkileyen anlarından oldu. Kitapta bir dört bölüme ayrılıyordu. Başlangıçta kronolojik bir şekilde neler yaşadığını görebiliyoruz ardından da sanatçının resme başlamadığı dönemde neler yaptığını okuyorduk ve o süreçte de aslında bir kendini arayış sürecindeydi ve o kendini arayış süreciyle de birlikte resmi buldu.
•
Resimleri için de, ta en başından sonuna kadar kendini nasıl geliştirdiğini okuyoruz ve açıkcası biraz daha hayran kalıyoruz. Çünkü baştan sağma bir şekilde yapmak yerine bir şekil için, bir şey için aylarca uğraşıp didinmesi ve kardeşi Theo’nun da her zaman desteğini göstermesi çok güzeldi. Theo’nun Van Gogh’un hayatındaki değerini de görmüş oluyoruz. Beni en çok etkileyen bir diğer şey de, Van Gogh’un mektup sonlarında hep Theo’ya “Bana İnan,” demesiydi.
•
Sanatçı ardından bazı psikolojik sorunlarıyla baş etmeye çalışıyor ama o anlarda da yine inancıyla olumlu düşüncelere itmesi kendini; evet bak bu Van Gogh dedirtti ama her şeyin sonucunda da intihar ettiği düşüncesi de insanın kalbini burkan bir