Betül Sena

Betül Sena
@ddlbety
İnstagram: @kitaplarinellitonu

Betül Sena

, bir kitap okudu
Puan vermedi·252 syf.··
2020 21. kitabı
Vincent Van Gogh
8.2/10 · 8,2bin okunma
Reklam
Puan vermedi·400 syf.··
2020 20. kitabı
||Hava Uyanıyor-Elise Kova|| • Kitaplığımda böyle yıllanan kitaplar var. Mesela Hava Uyanıyor’u 2016 da bir fuardan almıştım. O zaman yeni çıkmıştı ama gelin görün ki taaa 2020 Mayıs ayında okudum. Kitaba karşı belirli bir beklentim de vardı. Son zamanlarda da çok popüler olan serilerden biri oldu ve bu yüzden de aslında beklentim olduğundan daha yükseldi. • Tabii yükseldiği gibi de kitabı okumaya başlayınca yavaş yavaş sönmeye başladı. Vhalla kendisinin çok ender bulunan hatta son yüz elli yıldır hiç kimsede görülmeyen bir yakınlığa sahip olduğunu öğreniyor ve bunun çerçevesinde de hayatında bazı değişiklikler yaşanıyor ve biz de onu okuyoruz. • Çok klişe bir şekilde devam etmesi kitaba karşı olan ilgimi benim daha da düşürdü ama yine de akıcı bir şekilde okunuyordu ve bazen böyle, bu tarz fantastik kitapları okumayı da sevdiğimi fark ettim. Karakterler bakımından da hiçbir karakteri öyle çok sevmedim. Tam böyle okurken beni içine çeken bir karakter olmadı. Gerçi karakterleri de çok iyi tanıyamıyorduk, özellikle de başlarda yazar duyguları iyi geçiremiyordu bence yani karakterler konuşuyordu ama ben hiçbir duygu ya da bağ hissedemiyordum. • İki insan konuşuyormuş gibi değil de sadece öyle iki diyalog yazılmış gibi hissiyat veriyordu ama bu sonralarında daha çok düzeldi. Konuşurlarken o duygularını almaya başladım. Fantastiktik konusunda da aslında bu kitapta pek bir şey görmedik. Baya seriye başlangıç bir kitaptı. Önce yazar oluşturmak istediği evreni anlatmak istedi sanırım ama yine de bu ilk kitapta da böyle gözümüzü doyuran bizi heyecanlandıran bir fantastik olayın yaşanmasını isterdim. Aslında yaşandı gibi oldu ama o olay bize anlatılmadı. • Geçiştirilerek anladı. Karakter bir şeyler yapmış büyüsüyle ama kendisi hatırlamıyor, o hatırlamadığı için de biz de o an
Edebiyat
Hava UyanıyorElise Kova · Yabancı Yayınları · 20164,164 okunma
Puan vermedi·688 syf.··
2020 19. kitabı
||Suç ve Ceza-Dostoyevski|| • Suç ve Ceza çok fazla bilinen bir klasik ve de hala okumadığım için de hep bir suçluluk duyuyordum. Bu yüzden tam da bu karantina döneminde, hiçbir şey yapmıyorken okumalıyım dedim. Nedense ama böyle çok seveceğimi düşünmüyordum. Gerçekten kitabı beklediğimden ve de düşündüğümden daha da çok sevdim. Kitapta ne okuyoruz, bir cinayet işleyen karakterimizin ruhsal durumunu okuyoruz ve bunun neticesinde yaşadığı kuşkuları ve ruhsal bozuntularıyla birlikte çevresinde gelişen olayları okuyoruz. • Bu konuda beni çok etkiledi, çünkü yazar çok iyi bir şekilde tasvir ediyordu. Klasiklerde de en sevdiğim yan da bu oluyor. Yazarların gözlem gücü çok güçlü oluyor. İnsanların o durumdaki anlarını, ruhsal durumlarını o kadar iyi dile getiriyorlar ki, okurken gerçekten de siz de sanki o karakterle bu duyguları hissediyormuş gibi hissediyorsunuz. Bu yüzden de okuması benim için çok keyifli oldu. İnsan ilişkilerine de çok güzel değiniyordu. Aynı zamanda yoksul tabakanın da durumunu çok iyi bize aktarıyordu. • Rusya’nın o dönemdeki toplumsal tabakasını bize güzel lanse ediyordu. Aynı zamanda genel olarak insanları hep ikiye ayırıyordu. Mesela sıradanlar ve olağanüstüler gibi ya ya da başka bir ikili ayrım daha yapmıştı ama şu an hatırlamakta güçlük çektim. Bunun gibi kavramlarla da yaptığı gözlemleri çok iyiydi. Karakterler bakımından da her bir karakterin önemli bir rolü oluyordu. Rastgele tanıştığı bir karakterin bile önemini ilerleyen sayfalarda görebiliyorduk. • Yazar suçlu psikolojisini çok iyi işlemişti. Birinin birini öldürdüğündeki yaşadığı durumu, yaşadığı tüm kuşkuları ve kuruntuları... her bir şey de kendi hakkında mi konuşuluyor diye endişeye düşmesini, sürekli bir tetikte olma durumunda kendi akıl sağlığını kaybedebilecek kadar bunların yoğun
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2025194,3bin okunma
Puan vermedi·353 syf.··
2020 18. kitabı
||Yaban koyununun izinde-Haruki Murakami|| • Bir Haruki Murakami kitabına daha hayran kaldım. Yaban koyununun izinde nasıl bir kitap olur acaba dedim ve beni çok şaşırtan bir kitap oldu. Yazarın “Rüzgarın şarkısını dinle” kitabındaki karakterleri vardı çünkü. Bu yüzden hem çok şaşırdım hem de çok mutlu oldum. • O kitap, yazarın ilk yazdığı kitabı olduğu için çok kısaydı ve de belirli bir konuya da sahip değildi, böyle sadece karakter üstüne bir kitaptı. Bu kitapta ise o karakterlerin bir 10-15 yıl sonrasına görüyoruz. Adı olmayan anlatıcı karakterimiz bir arkadaşıyla beraber kendilerince kurdukları küçük bir şirkette çalışıyor ve bir gün çekmecesine tıktığı bir dağlık alanda resmedilmiş bir koyun fotoğrafını görüyor ve yeni afişlerini de bu koyunlar üzerine yaptırıyor ama bunu yaptırmalarının ardından birisi geliyor ve bu koyun fotoğraflı afişin baskısının durdurulmasını istiyor ve sonra biz bu koyun fotoğrafı üzerine çok değişik bir yolculuğa çıkıyoruz. • Çünkü o fotoğraftaki bir koyun ötekilerinden çok farklı ve o adam da kendisini kurtarmak istiyorsa o koyununun izinden gitmesini söylüyor. Kitapta yine gerçekdışı diyebileceğimiz ve yazarın müthiş hayal gücüyle işlenmiş sayfaları okuyoruz. Genel olarak da hep Murakami kitapları hem çok hayattan oluyor hem de çok gerçekdışı oluyor. Ardından bu koyunun izine düşüyoruz ve bu süreçte öyle değişik şeylere tanık oluyoruz ve sona yaklaştıkça aslında her şeyin neden olduğunu da öğrenmiş oluyoruz ve bu kısım beni çok etkiledi. • Yazar aslında koyunları bir metafor olarak kullanarak bize bir takım şeyler anlatmaya çalışıyordu. İnsanların yaşadığı bazı psikolojik sorunları bir koyun aracılığıyla aslında dile getiriyordu. Daha fazla detaya girmiyorum çünkü okuyarak bunu fark ederseniz sizin için daha etkileyici olur. Benim yine
Edebiyat
Yaban Koyununun İzindeHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20122,596 okunma