Dilay

İnsanın insana yapabileceği kötülüğün sınırı yoktu. Ama insan alışıyordu. Çok tuhaf ama insan alışıyordu. Düşünmesi bile ürpertiyor ama öyleydi işte... İnsan nelere alışmıyordu ki zaten? Bir zamanın en korkunç olasılıkları bir gün hayatın bir parçası olabiliyorsa.
Reklam
Kelimelerin duyguları iletmedeki yetersizliği, sanki, beyinlerinin içinde onları harekete geçiren yerle duyguları arasında bir temassızlığa neden oluyordu ya da duyguları mıydı yetersiz olan ve o yüzden mi bu kadar kısırdı kelimeleri? Problem dilleri miydi yoksa duygu üretmekteki tıkanıklıkları mı?
Evet... Herşey insanın elindedir, insan salt korkaklık yüzünden ne fırsatlar kaçırıyor... Bu artık bilinen bir gerçek. Merak edilecek bir şey :Acaba insanlar en çok neden korkarlar? Herhalde her şeyden çok yeni bir adım atmaktan, kendi söyleyecekleri yeni bir sözden korksalar gerek...
Hayatın zalim çehresinin yıkık insanlara hiç de soylu olmayan çareler aratmasına bir kez daha tanık olmanın acısıyla sarsılıyorum o gün ve "Oysa" diyorum: "Şu dünyada herkese yeten gökyüzü kadar, herkese yetecek ekmek de var..."
İnsanlar kendilerinden daha çok şey bilen birini çevrelerinde görmekten hoşlanmazlar. Sinirlenirler. Doğru konuşarak onları değiştiremezsin, kendileri öğrenmek istemelidir, onlar öğrenmek istemiyorlarsa bir şey yapamazsın, ya çeneni kapar ya onlar gibi konuşursun.
Reklam