“tuttukları dilek için bile para verir insanlar. havuzlara, kuyulara para atarlar. dileğini bile satın almaya alışmış birine de barış hediye edilmez, satılır.”
“geçecek, sakin ol!” diyordum kendime. çünkü hep öyle olurdu. o ağrı, o garip duygu ve o sorular bir apandisit patlaması gibi ansızın gelir ve hafif bir kalp krizi gibi yavaşça geçip giderdi. hayatım boyunca defalarca yaşamıştım bu nöbetleri. ne bir ilacı vardı ne bir tedavisi. sırf var olduğu için şiddetle utanan birini iyileştirecek hiçbir şey yoktu bu dünyada.