Maksuda Erdiren Yol
Şah-ı Nakşibend şöyle anlattı: "Cezbelendiğim zamanın başlarında bana, "Neden bu yola giriyorsun?" dediler. Ben de: "Dilediklerimin olması şartıyla giriyorum," dedim. Tekrar o ses: "Biz ne diler ve istersek o olur," dediler. Ben: "Ben buna dayanamam ve takat getiremem," dedim. Ondan sonra beni on beş gün kendi halime bıraktılar. Öyle bir hale geldim ki başımı taşlara vuracaktım. Son derece ahvalim kötüleşmişti. Umidimin kalmadığı bir anda yine o ses sahibi; "Tamam. Senin dediğin gibi olsun," dedi. Şah-ı Nakşibend'in es "Makâmât-ı Nakşibendiyye" isimli eserinde bu kadarı yazılıdır. Bu rivayetin geri kalan kısmını Mevlâna Yakub-i Çerhî es şöyle açıklamıştır: "Tamam. Senin dediğin gibi olsun," hitabından sonra Şah-ı Nakşıbend « şöyle dedi: "Benim tuttuğum yol, maksuda erdiren yoldur."
Kırca ve dönemin hükümeti (3)
Şimdi küçük bir karşılaştırma yapmak istiyorum. Tayyip Er­doğan çiçeği burnunda Başbakan, Abdullah Gül Köşk'ün yeni sahibi. Kendilerine mektup yazdım ve sordum: "Ben neden dev­letin televizyonu TRT'ye çıkamıyorum?" diye. Onlar da bana, "Sen hele bizim kahvaltılara ve davetlerimize biraz git gel, azıcık bize yanaş, sonra bakarız çaresine," dediler. Tabii, bu yakınlaşma hiçbir zaman olmadı.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ya cesur olacaksın ya da öleceksin,dediler mi savaş alanında her budala cesurdur.
Sayfa 16 - Kapra yayıncılık(cilt 3)·Kitabı okuyor
Alıntı
baktım arandım onu o yoktu oralarda hepimiz oradaydık o yoktu oralarda dedim: görmediniz mi dediler: yooook yok
Sayfa 101·Kitabı okudu
Bir gün bir lise talebesi bana, "Benim ateist arkadaşlarım var. Onlara Allah'ın varlığını nasıl ispat ederim?" diye sordu. Ben de "Çok kolay; onlara bir ev ustasız, bir harf kâtipsiz, bir köy muhtarsız olmaz." de, dedim. Ben böyle söyleyince delikanlı "Bunu söyledim. Kabul etmediler. Bu ne biçim şey, çok basit dediler." dedi. Ben de ona "Doğru, bu söylediklerimiz gerçekten basit." dedim. "Fakat Kıymetli Kardeşim! Bu sözler basit olmakla beraber, mantıklıdır. Tartışmada bir iddiayı ispat etmek için ortaya konulan delillerin basit olmasına değil, mantıklı olmasına bakılır. Tartışmada muhatap "Basit olduğu için bu sözü kabul etmem diyemez. Kabul etmiyorsa delillerle bunu çürütmesi lazım gelir. Sen arkadaşlarına "Evet, bu delil basittir fakat mantıklıdır. Bunu kabul etmiyorsanız buyurun, çürütün." demelisin, dedim. Burada bazıları "Benim ortaya koyduğum delilleri, karşımdakiler inkâr ediyor ve kabul etmiyorlarsa demek ki benim delillerim sağlam değil." şeklinde bir hataya düşmektedirler. Halbuki bir delili kabul etmemek ayrıdır, çürütmek ayrıdır. Örneğin birisi tarihte Sultan Alpaslan diye birinin yaşadığını inkâr etse ve biz ona tarihi delilleri gösterdiğimiz hâlde kabul etmese bu bizim delilimizin çürüklüğünü değil muhatabın delili kabul etmez, delilden anlamaz olduğunu gösterir.
Sayfa 21 - Süeda Yayınları·Kitabı okuyor
1000Kitap
En son ise kimsenin tanımadığı bu adama Kanpusu,dediler. Zehiroğlu,Timur; Tumur, Tulpar; Tulpar ise Kanpusu oldu. Lakin hepsi tek bir kişiden doğdu doğdu.
Sayfa 573·Kitabı okudu