Necisin diye sordu. Yale’de felsefe okuyorum dedim. Ben de taş ocağında ameleyim, sizin gibilerden hiç hoşlanmam dedi
Ne kadar da dürüst bir beyefendi
Elim hızla madalyonun üzerine uçarak onu sıkıca kavradı. "Teşekkür ederim," dedim tekrar. Boğazım düğümlenmişti. Beni böyle bir hediyeye layık görmesine inanamıyordum. Sert bir sesle, "Ne olursa olsun onu çıkarma," dedi. Çenesi ve omuzları kaskatıydı, bunun onun gerginliğinin sinyalini verdiğini öğrenmiştim. Başımı yana eğdim, hala aynadan ona bakıyordum. "Neden? İçinde takip cihazı falan mı var?" Çenesini sıktı. "Evet."
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Şerefsiz Abuzer reis
Abuzer Reis az sonra seyir güvertesindeydi. Feneri yakmadığı için kendisini azarlayan Diyavol Paşa Hazretlerine şunları söylüyordu: "Ama efendim! Sen dedin ne yap et o üç kalyondan kurtul diye. Ben de feneri söndürdüm. Karanlıkta bizi göremediler ve izimizi kaybettirdik. " Efendimiz ise, "Demek sana 'ne yapıp et' dedim ha! Bir korkağın 'yapıp edecekleri' ile yürekli ve efendi birinin 'yapıp edecekleri' arasında nasıl bir fark olduğunu anlaman için bizzat yürekli ve efendi olman icap eder, " dedi. "Yazıklar olsun sana! Ama çok üzülme! Sana ceza vermeyeceğim. Çünkü sende, bu gemideki hiç kimsede bulunmayan bir meziyet var. " Bu lâfı duyunca Abuzer Reis gülümseyecek oldu, ama Kaptan Efendimiz sözüne şöyle devam etti: "Sendeki meziyetin adı alçaklık! Evet, topçular, tüfenkçiler, gabyarlar, yelkenciler, marangozlar bu gemiye ne kadar lâzımsalar, senin gibi bir alçak da Amat'a o kadar lâzım. Zâbitler arasındaki yegâne alçak sen olduğun için, bu üstün meziyetinden dolayı, yevmiyeni 45 akçeden 95 akçeye çıkarıyorum. Bu parayı da, mürettebatın ücretlerinden keseceğim. Aldığın parada, günde yarım akçe kazanan 13 yaşındaki bir aylakçının da payı olacak!" Gemiciler bu hesaba sevinmişlerdi. Geceleyin feneri söndürülmüş bir gemide olmak şerefsizliğini, yevmiyelerinden kesilecek az bir parayla üzerlerinden atmışlardı. Alçaklık konusunda onlar olsa olsa hevesliydiler; ama Abuzer Reis bu iş için para alıyordu. Dolayısıyla gerçek şerefsiz oydu.
Sayfa 84·Kitabı okuyor
Yaa seni yerim Sofiaa
Yüzündeki üzüntüye karşı çenemi sıktım. Neden hissettiklerini saklayamıyordu ki? "Sana bunun gerçek bir evlilik olmayacağını söylemiştim," dedim aynı sertlikte. Yavaşça gözlerini kırptı ve hafifçe başını salladı. "Tabii ki. Özür dilerim."
Tövbe dedim, her köşe başında gördüğüm düşkün kendime. Tövbe... Edeydim ya bunu kendim ölmeden.
Sayfa 58 - Ketebe Yayınları·Kitabı okuyor
Geçmiş geçmek bilmiyor dedim kendime içimden.
Sayfa 57 - Ketebe Yayınları·Kitabı okuyor