Nahif arkadaşım Defne, Doruk'un elini kavramış, iç ısıtan gülüşlerinden birini sunmuştu. "Yogayı bu kadar hafife almayın. İnsan ruhuna iyi gelir. Sana iyi gelmedi mi Doruk?"
"Geldi tabii," dedi tek nefeste. "Sen bunlara ne bakıyorsun, hayatım? Bunlar ne anlar ılık şelaleden, huzurdan." Parmakları Murathan ve Timur'a döndü. "Zaten şu ikisi terminatör gibi. Bunları arındıracak hiçbir ılık şelale yok."
Başını umutsuzca iki yana sallayan Murathan'dı. "Ha, bir de durup senin gibi yoga mı yapacaktık? İlk defa beni kendi timime şükrettiren bir ekiple karşılaştım." Çatalının ucu Timur'a döndü. "Senin yönettiğin ekip ancak bu kadar olurdu zaten."
Gelir hiyerarşisinin tepesinde gözlenebilen, ahlaki değerden yoksun para hırsının toplumun genelinde yıkıcı etkileri olmaktadır. Ama bu açgözlülükten kaynaklanmaz. Paranın tek geçer akçe kabul edilmesidir buna sebep; para nasıl elde edeceğimizi bildiğimiz ve elde ettiğimizde istisnasız herkes tarafından tebrik edilebileceğimiz yegâne ölçüttür. Neyse ki çoğu başarılı işadamı zaten para için çalışmıyor: Parayı para için değil, paranın onlara sağlayacağı itibar ve sevgi için istiyorlar. Yatıp kalkıp para kazanmayı düşünüyorlar; çünkü rekabetçi insanlar ve kazanmanın bugün anlamlı olduğu tek oyun var, onun da karşılığı para, statüye ve -sözcüğü biraz esneterek söylersek- sevgiye açılan başlıca kapı. Bu rekabetçi tiplere, uğruna ter dökecekleri daha başka defne taçları verebilirsek, emin olun, bu herkesin hayrına olacaktır.
Ferdî ve içtimaî ibdaları tesit ederken daima şuurlaştırılması gereken biricik kaygı; beylik bir edebiyat klişeciliğine düşmemek, böylece eserin dışında kalmamaktır. Pencereye sancak, kapıya fener, duvara vecize, taka defne dalı asmak ve gündelik gazeteye alışılmış tesit fıkraları karalamak kolay iş!Zorluk; fevkaladeliğine inandığımız hadiseyi her kutlayışımızda onun yeni bir maktaını bulmakta, delaletine yeni bir kanal açmakta.Cumhuriyet bir idare şeklidir ve basit bir tesis. Kıymet, onu doğuran sebepler ve zaruretler aleminde. Bizde onu milli kurtuluş hareketi doğurdu. Onun içindir ki bizde Cumhuriyet; anası olan mucize çapındaki hamlenin üstün kanunlarına bağlanmak, onu ananeleştirmek, ona layık, ona hayran, ona varis kalmak borcu altındadır.Bütün bilgisi ve bütün aletleriyle Garbın artık tasfiye ettiğine inandığı bir tarih ve toprak soyunu, mekân sahasında hayata kavuşturan büyük hamle; şimdi kendisine eş bir davranışla zaman sahasında da bizi fatihliğe davet etmekte.Boşlukta işgal ettiğimiz yer mekânımız; bu yeri dolduran, ifade de zamanımızdır.Mekânı toprak, zamanı eser temsil eder.
Sayfa 134 - Haziran 2010, “16'INCI YIL”, b.d.y·Kitabı okudu