"Hayat hem derin hem de yüksektir,bazen de uzak. Yakında olsa bile sizin bakış açınız onun parmak uçlarına ulaşabilir ancak. Sadece nefesimizin serinliği ulaşır kalbine, gölgenizin gölgesi onun karşısına çıkar, en sessiz çığlığınızın yankısı ilkbahar ve sonbahar olur onun göğsünde.
Sizin o yüce benliğiniz örtünüp saklandığında bile gizlidir hayat, örtüler arkasına gizlenmiştir sadece. Ama hayat konuştuğunda tüm esintiler kelimelere dönüşür. Tekrar konuştuğunda ise dudaklarınızdaki gülümsemeler ve gözlerinizdeki yaşlarda kelimelere dönüşür. Şarkılar söylediğinde kulakları duymayanlar bile onu duyar. Ve yürüyerek geldiğinde körler, onu görür ve hayran kalırlar; merak ve şaşkınlıkla peşinden giderler onun."
"Rüyanızda, susup kalbinizi derinden dinlediğinizde düşünceleriniz aynı kar taneleri gibi yağar, çırpınır ve içinizdeki boşluktaki bütün sesleri beyaz bir sessizlikle örter. Korkularınız,yüreğinizin en tepesinde tomurcuklanıp çiçek açan bulutlardan başka nedir ki?
Peki ya fikirleriniz, yüreğinizde esen fırtınaların tepelere ve tarlalara savurduğu taçyapraklarından başka nedir?
Siz içinizdeki şekilsizlik bir şekil alıncaya kadar mutluluğun kapınızı çalmasını beklerken, bulutlarda toplaşıp ilahi güçler onun soluk isteğini küçük parlak güneşlere ve aylara ve yıldızlara çevirene dek savrulacak."
"Hepiniz bir bedene sarılmış olsanızda aslında hepiniz birer ruhsunuz.Lambaların içinde esir kalsanız da karanlıkta yanan bir mum gibi ateşten ibaretsiniz."
Ben deniz kenarındaki odamda,
Pencereye hiç bakmadan,
Dışarıdan geçen kayıkların
Karpuz yüklü olduğunu bilirim.
Deniz, benim eskiden yaptığım gibi ,
Aynasını odamın tavanında
Dolaştırıp beni kızdırmaktan
Hoşlanır.
Yosun kokusu
Ve sahile çekilmiş dalyan direkleri
Sahilde yaşayan çocuklara
Hiçbir şey hatırlatmaz.