Kitabın değerini sahaf bildiği gibi altının kıymetini de sarraf takdir eder. Peki, altın kalpli insanların manevi özelliklerini ve güzelliklerini kim fark eder?
Bu çok sağlam surlu şehirden de geçtim
Beni yalnız yarasalar tanıdı
Az kalsın bir bağ bekçisi beni yakalayacaktı
Adım hırsıza da çıkacaktı
Her evde kutsal kitaplar asılıydı
Okuyan kimseyi göremedim
Okusa da anlayanı görmedim
Kanunlarını kağıtlara yazmışlar
Benim anılarım gibi
Taşa kayaya su çizgisine
Gök kıyısına çiçek duvarına değil
Kedi yavrularından başka
- O da gözleri açılmamış olanlardan başka -
El uzatmaya değer
Soluk alır bir nesne bulamadım
Bir gün daha öldü
Ey batıdaki mağaralar
Beni afyonunuz bağlasaydı da
Uyusaydım
Bu katı bu sert kente gelmeseydim
Bir kaç eski ölünün kemiğini fosforladım
Işıklarını arttırdım bin yıl sonraki çocuklar için
Yaşlı bir adamın şapkasını düşürdüm
Karpuz kopardım
Dağdan taş yuvarladım
Belki de ilk kez hayatım için bir risk almayı göze aldım. Buna değer miydi bilmiyorum. Beni yakardı ama ben yanmaya gönüllü olur muydum bilmiyorum. Bir gün olur da bu gece için pişman olur muydum bilmiyorum ama bir kez olsun sesini unuttuğum kalbimi dinlemek istedim.