*spoiler içerebilir*
7/10
·352 syf.··
2025 20. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 17 Eylül 2025 11:10
Kitabımız başlarda tam bir romantik komedi filmi gibi başlamıştı. Ama sonra esas oğlan öldü? Merak etmeyin sürpriz bozan bir olay değil çünkü zaten ilk sayfalarda yaşanıyor. Kitap bir hayalet yazar olan Florence'in çevresinde dönüyor. Bu kızımız bir "hayalet yazar" olmasının üzerine bir de gerçekten "hayalet"leri görüyor. Küçükken bu kızımızın hayaletleri görmesi kasabada alay konusu olmuş. O da doğduğu yeri, ailesini terk etmekle çözüm bulmuş. Memleketinden uzakta hayalet yazar olarak geçimini sağlamaya çalışıyor. Yeni editörünün baskılarıyla son kitabını yetiştirmeye çalışırken ailesinden bir telefon geliyor ve babasının öldüğünü öğreniyoruz. Apar topar memleketine dönünce hikayenin burada ilerleyeceğini anlıyoruz. Bence tatlı başlayan kitap babanın ölüm haberiyle depresif bir tarafa gitti. Bundan şikayetçi değilim, hatta hiç tahmin ettiğim şekilde gelişmediği için de sevdim. Yalnız çok tekrar eden kısımları da vardı. Alay muhabbetinde de küçücük aklıyla bilemem tabii ki ama sırf bu nedenden ötürü doğduğu yere, bir daha göremeyeceği babasıyla arasına mesafe koymaya değer miydi? Zaman her şeyin ilacı değil midir? Bir de sonlarda anlıyoruz ki esas oğlanımız ölmemiş. Çocuk hayaletken bana aşkları daha çok geçmişti yemin ederim, canlandıktan sonra puf diye söndü gitti bence.
Aşk
Ölü RomantiklerAshley Poston · Yabancı Yayınları · 2024240 okunma
Ölümün Gölgesinde Yaşamayı Öğrenmek
Puan vermedi·208 syf.··
2026 22. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 23:45
Günübirlik Hayatlar bana göre insanların ruhlarına konulmuş gizli dipnotları okumaya çalışan bir kitap. Yalom'un odasına giren her insanın farklı bir hikâyesi var gibi görünür; ama sayfalar ilerledikçe bütün yollar aynı yere çıkar: yalnızlığa, ölüme, pişmanlığa ve anlam arayışına. Kimi aşk acısıyla gelir, kimi öfkeyle, kimi kaygıyla... Fakat çoğu zaman yaranın adı başka olsa da kökü aynıdır. Kitabı okurken şunu düşündüm: İnsan bazen geleceği planlamaktan yaşamayı unutur. Oysa hayat, sürekli ertelenen büyük bir proje değil; her gün elimizden biraz daha kayan bir zamandır. Belki de Yalom'un anlatmak istediği şey tam olarak budur. Ölüm, yaşamın düşmanı değil; ona değer kazandıran sessiz bir sınırdır. Bu yüzden kitap bende bir terapi metninden çok bir ayna etkisi bıraktı. Başkalarının korkularını okurken kendi korkularımla karşılaştım. Başkalarının yaralarına bakarken kendi kırık yerlerimi gördüm. Ve kitabın sonunda zihnimde şu cümle kaldı: "İnsan çoğu zaman ölümden değil, gerçekten yaşamamış olmaktan korkar. Çünkü mezara giren beden değil yalnızca; ertelenmiş hayaller, söylenmemiş sözler ve yaşanmamış ihtimaller de onunla birlikte gömülür."
Psikoloji
Günübirlik HayatlarIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 201616,2bin okunma
Reklam
7/10
·209 syf.··
2026 30. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 14:45
The Last Lecture (Son Konuşma), bilgisayar bilimi profesörü Randy Pausch tarafından 2008 yılında yayımlanmış bir kitap. Kitabın ortaya çıkış hikayesi hüzünlü. Pausch, pankreas kanseri olduğunu ve yalnızca birkaç aylık ömrü kaldığını öğrendikten sonra, o dönemde henüz çok küçük olan üç çocuğuna bir hatıra bırakabilmek amacıyla bu kitabı kaleme alıyor. Kendi çocukluğundan başlayarak hayatını ve yaşadığı deneyimleri anlatıyor. Benim aklımda en çok kalan yaklaşımı ise zamana para gibi değer vermesi ve sık sık sordurduğu şu soru oldu: “Bu zamanını gerçekten buna harcamak ister miydin?” Kitabı bir kitap kulübü için okumuştum. Açıkçası o vesile olmasa muhtemelen elime almazdım. Son aylarında yazdığı ve çocuklarına bir miras bırakma amacı taşıdığı için eser hakkında olumsuz konuşmak içimden de gelmiyor. Bu kitabın temelini oluşturan konuşmasını Youtube’da izlemek de mümkün. @_sayfayolcusu_
The Last LectureRandy Pausch · Hardcover · 2014397 okunma
Alevlerin Şafağı-Tessa Hale
7/10
·248 syf.··
2026 45. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:00
"Sadece senin yörüngende olmak bile hayatımı güzelleştiriyor. Dünyamızı boyadığın rengi görmek. Herkese nasıl değer verdiğini. Kardeşlerimi nasıl iyileştirdiğini . Onları tekrar bütün hale getirdigini. Sana nasıl aşık olmayayım ki?" "Aşk çok korkunç bir şey. Ama gel birlikte korkalım." Ember Hollow Ejderhaları serisinin üçüncü ve serinin son kitabı Alevlerin Şafağı, Hayden'ı kimin kaçırdığını görmemiz ile başlıyor. Hem beklenmedik biri hem de tehlikeli ve kurnaz birinin eline düşüyor. Hayden'ı kaçırma sebebi onu istediği bir amaç için kullanmaktı. Hayden eşlerinden uzak kaldığı için aralarındaki bağdan dolayı acı çekmeye başlıyor. Maddox, Knox,Easton ve Cillian Hayden'ı bulamadıkları için ne yapacaklarını bilemiyorlar. Açıkçası erkek karakterlerin hepsi ejderha ama doğru düzgün güçlerini ve kaynaklarını kullandıklarını göremedim.O esnada bir dost onlara yardıma geliyor ve Hayden'i kurtarıyorlar. Ondan sonra hem Hayden'ı kaçıran kişiyi bulmaya hem de Hayden'ı diğer düşmanlardan korumaya çalışıyorlar. Ortalama bir kitaptı benim için. Fantastik anlamında biraz daha detay görsem de bu kitapta yine de o yönde detaylı bulamadım. Hepsinin sonunda eş bağını tamamlaması güzel bir detaydı. Ve kitabın sonlarinda Hayden'ı biraz güçlü görmek iyiydi. Ters harem türünde güzel, özellikle Cillian ve Knox'un Hayden'a karşı davranışları cok güzel. Kafa yormayan ve kolay okunan bir seri. Yüksek beklentiyle başlamazsanız ve ters harem türünde kitaplar okumayı severseniz hoşunuza gidebilir. Kitaba Puanım:7/10
1000Kitap
Alevlerin ŞafağıTessa Hale · Nox Yayınları · 202626 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 15. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 08:38
Zülfü Livaneli’nin Bekle Beni romanı, ilk bakışta Selim ile Leyla’nın aşk hikayesi ekseninde şekilleniyor gibi görünse de, aslında arka planda 1960’lar Türkiyesi’nin o karanlık ve sancılı dönemini merkezine alıyor. Roman, dönemin aydınlarıyla birlikte tutuklanan Selim’in, gerekçesiz ve hükümsüz şekilde uzayıp giden tutukluluk sürecine odaklanıyor. Bu zorlu süreçte, Selim ve eşi arasındaki kısa mektuplaşmalarına da şahit oluyoruz. Kitapta, ülkenin aydınlarını susturma ve sindirme çabaları ile o dönemin baskıcı siyasi atmosferi işlenmiş. Eser, adı sebebiyle ilk etapta klasik bir aşk romanı beklentisi yaratsa da, bence buradaki asıl bekleyiş dışarıdaki eşin değil, parmaklıklar ardındaki özgürlük umudunun ta kendisi. Yazar, aşk hikayesiyle açtığı perdeyi siyasi bir dönemin anatomisiyle genişletiyor ve kitabın sonunda tekrar aşk temasına dönerek çemberi tamamlıyor. Dönemin içsel sancılarına, yönetim biçimine ve askeri sisteme yönelik ciddi eleştiriler barındıran kitapta, ne yazık ki bazı kısımların biraz havada kaldığını hissettim. Roman; ne tam anlamıyla bir aşk hikayesi olabiliyor ne de siyasi derinliği tam manasıyla verebiliyor. Bu kararsızlık yüzünden iki temanın da biraz yüzeysel kaldığı duygusuna kapıldım. Elbette o karanlık dönemde insanların yaşadıkları acılar, uğradıkları haksızlıklar ve bireysel benlik mücadeleleri okuyucuya yoğun bir kederle aktarılıyor. Ancak genel olay örgüsüne ve hacmine bakıldığında, bu eseri bir romandan ziyade geniş bir öykü sınıfına sokmam çok daha doğru olacaktır. Tüm bu eleştirilerime rağmen etkileyici ve okunmaya değer bir eser. Üstelik sadece geçmişi değil, günümüz Türkiyesini ve yaşadığımız dönemi de yansıtıyor. Ben aslında Livaneli’nin, güncel ülke gündemini "tarih tekerrürden ibarettir" felsefesiyle ele alıp, bugüne ayna tutmak
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,1bin okunma
Puan vermedi
Kaçırılan çocukların gizemli geçmişleri ile sir dolu geleceği. Mustafa Dilsiz . Her insan elbette ki belli yeteneklere sahiptir ama siz en basit tabirle yüz kat daha yeteneklisiniz. Ancak burada dikkat etmeniz gereken en önemli nokta yetenek olarak kastettiğim konulardır. Ben sizlere matematik, fen, edebiyat gibi sistem içinde işe yarayan var olan ya da süren düzende çok önemli sayılacak bilimler ya da yeteneklerden bahsetmiyorum. sayfa 13 . Türkan yeni hayatına başlıyordu. Ama Türklerin hatta dünyanın ilk gizli teşkilatında oldugunu öğrenir. Saka grubuna düşen Zeynep acaba ne yeteneğe sahip ve onu neler bekliyordu ? . Sakalar aldıkları bilgi ve yetenekler bir hipnoz seansıyla büyürlenerek geldikleri aile ya da yurtları geri gönderirler ve sistem içinde doktor, öğretmen, avukat, hemşire, subay, belediye başkanı, ev hanımı vs. aklınıza gelebilecek her türden insan olarak bulunurlar. sayfa 38 . Kitabımız Perseus Yayınevi'nden Ocak 2024 'te çıkmış. Yüzkırksayfa yirmiüç bölümden oluşuyor. . O anda Türkan ağlamak istedi, bu adamı seviyordu çocuklarına aşıktı, onları yalanla kandırıp, oyalayıp vatan için çalışmaya gidecekti. Değer miydi? Bir an her şeyin boş ve gereksiz olduğunu düşündü. Bu düşünceye kalbi de yakınlık gösterdi. Sonra yeniden "Saka Türkan" kendine geldi. Vatansa mevzu olan geri kalan her şey küçük birer ayrı sayfa 56 . Bu güzel kitabı @oceangirlbook ile birlikte bir sürü kitap okurla okuduk. Teşekkürlerimizle
DüzenMustafa Dilsiz · Perseus Yayınevi · 202410 okunma
Reklam
Reklam