8/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 52. kitabı
RUH EŞİ DENKLEMİ ~ CHRISTINA LAUREN İçerik; Romantik kurgu DNA’dan ruh eşi eşleşmesi Kibirli şirket kurucusu İstatistikçi bekar anne Aile travmaları, yalnızlık, dostluk Bağlar, ilişkiler, aşk Yetişkin okur 311 sayfa Merhaba. Tam da bu aylarda okunabilecek, ruh eşi meselesini bilimsel ve duygusal olarak irdeleyebileceğiniz ama kader ile bağların da göz ardı edilemeyeceği bir hikâyeyle geldim. Serbest çalışan istatistik uzmanı Jess mesleği gereği her detayı kurcalayan bekar bir annedir. En iyi arkadaşı Fizzy ile her zaman gittiği cafede yıllardır her sabah, saati aksatmadan gelip kahvesini alan “Bay Americano” lakabını taktıkları adamın mesleğini duyunca şaşkınlığa uğrarlar. Zira suratsız ve kibir abidesi olan Bay Americano bir flört uygulaması sahibidir. Bunu duyan ikili adamı daha çok merak eder ve adamla tanışırlar. Aslında sahibi olduğu şey bir flört uygulamasından fazlasıdır. Katılımcıların DNA örneklerini inceleyip sisteme yükleyince kendi kriterlerine ve DNA eşleşmelerinden en uygun adaylarla görüşebildikleri bir sistem kurmuştur. Bir nevi ruh eşi uygulaması. En üst seviye elmas eşleşmedir. Meraktan test veren Jess’in bilin bakalım kiminle DNA’sı eşleşiyor; Bay Americano yani Dr.River Pena ile. Hem de bu zaman kadar olan en yüksek puanla. Peki bundan sonrası ne olacak? Birbirine bu kadar soğuk davranan bu ikili DNA’larının uyumuna eşlik edebilecek mi? Bilim mi yoksa duygular mı kazanacak? Peki bu arada neler mi yaşanacak? Hepsi ve daha fazlası bu bir solukta okunacak kitapta sizleri bekliyor. Özellikle çılgın arkadaş Fizzy ile aklı başında, temkinli Jess’in dostluğu çok eğlenceliydi. Jess’in River ile oyunla başlayan arkadaşlıkları kesinlikle okunmaya değer. Ben çok sevdim. Sıra size bence Okuma listemin 1690.kitabı… Kitabı benim #harfliyazarokuyoruz
Ruh Eşi DenklemiChristina Lauren · Yabancı Yayınları · 202684 okunma
Puan vermedi·246 syf.·
2026 12. kitabı
Telefonunuzun ekranını kapattığınızda, çok kısa sürede olsa sürekli zaman geçirdiğiniz o sosyal medya uygulamasını açmadığınızda içinizde bir şeyleri kaçırıyormuş ve bir an önce tekrar o uygulamayı açmanız gerekiyormuş gibi hissettiğiniz oluyorsa, herhangi bir ses veya titreşim duymasanız dahi ekranı yeniden açıp tekrar bakma isteği duyuyorsanız merak etmeyin yalnız değilsiniz. İnternet sebebiyle günümüzde hiç olmadığı kadar hızlı ve büyük bir bilgi bombardımanına sürekli maruz kalıyoruz. Artık kendimizi sadece komşularımızla değil, dünyanın öbür ucundaki Hollywood yıldızları ile de kıyaslıyoruz. Artık başarı algılarımız herhangi bir dalda en üst mertebedeki kişinin bulunduğu seviyeye göre şekilleniyor. Dolayısıyla elde olanların devede kulaklığının ağırlığı ile sürekli bir tatminsizlik hisleriyle boğuşuyor ve kendimizi bir hamster misali sonu olmayan bir koşu tekerleğinde çırpınırken buluyoruz. İşte yazarımız çağımızın insanları düşürdüğü bu koşturmacada biraz soluklanması ve yavaşlayarak farkındalık oluşturması gerektiğine dikkat çekiyor. M. Kemal Sayar okurların kafalarında daha kolay canlanır diye düşünmüş olacak ki, girişi arabalar ve trafik ile somut bir konu seçerek yapıyor. Ancak bu bence kötü bir başlangıç. En azından ben bu bölümdeki görüşleri eksik veya yanlış buldum. Hava kirliliği, gürültü, şehirlerin otoyollarla delik deşik olması gibi savları ile durumun problemli oluşuna tabii ki katılıyorum ancak çözümün araba girmeyen bazı sokaklar planlanması olmasına pek katılamıyorum. Çünkü bence ana problem şehirlerdeki nüfus yoğunluğunun çığırından çıkmasıdır. Ayrıca yazar: "Yollarda herkes eşittir." diye bir cümle kuruyor. (Syf.19) Bu cümleyi nasıl yorumlasam bilemedim, İstanbul trafiğinde patron da çalışan da arabaya binince eşittir diyebileceğimizi pek
Hayata Dair
YavaşlaM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 202013,2bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·16 syf.·
2026 88. kitabı
Bir hayvan barınağındaki bukalemun kediler, köpekler sahiplenilirken kendisini alan olmadığı için türlü yollarla diğer hayvanları eleyip kendisini öne çıkarmaya çalışıyor. Ama her seferinde müşteriler barınaktan tamamen uzaklaştığı için amacına ulaşamıyor ve barınak kapanacak duruma geliyor. Bu yüzden pişman olup yaptıklarını arkadaşlarına anlatıyor ve hep birlikte eskisi gibi müşterilerin ilgisini çekecek hâle geliyorlar. Bukalemunu minik bir kız sahipleniyor. Hayvanların durduğu yer barınak mı yoksa petshop mu orada bir tutarsızlık var. Resimlerde petshop yazıyor, gelenlere de müşteri deniyor zaten... Ama hayvan barınağı da denmiş. Resimlerdeki tüm yazılar İngilizce. Pek beğenmedim. Kitaptaki en güzel kısım arkadaşlarının bukalemunun iyiliklerini hatırlayarak vefa gösterip onu hemen affetmeleri olabilir... Bunun dışında çok da kayda değer bir şey yok gibi...
Koku Bombasını Kim Attı?E. Murat Yığcı · Caretta Çocuk Yayınları · 20221 okunma
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 20:46
Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım – Paulo Coelho "Pilar, bir kadının ağlayabilmesi için önce acı çekmesi gerekmediğini söylüyor. Bazen sadece bir şiir okumak, bir şarkı dinlemek ya da gün batımını izlemek bile yeterli." Peki ya bu kitap? Bir şiir gibi okunup, bir gün batımı gibi içimize işliyor mu? Yoksa herkesin ulaşamadığı, kapalı bir kapı mı? Aşk ile İman Arasında Bir Hikâye Kısaca konu etmek gerekirse: 11 yıl aradan sonra bir tesadüfler dizisiyle çocukluk arkadaşı Pilar'a yeniden rastlayan genç bir adam… Kendini "eski bir inanan, yeni bir şüpheci" olarak tanımlayan Pilar ve dini mucizelere inanan mistik eğilimli eski arkadaşı... Hikâyeleri, Pilar'ın sıradan planlarının aksine İspanya'nın küçük bir köyünde başlıyor ve Fransa'nın güneyinde, Meryem Ana'nın görüldüğü inanışı olan, hac merkezi Lourdes'a kadar uzanıyor. Kitap, belirgin bir olay örgüsünden ziyade iki karakterin inanç ekseninde yürüttüğü derin sorgulamaların bir dökümü. Özgün Bir Üslup, Kişisel Bir Okuma Deneyimi Coelho'nun dili bu kez diğer romanlarına göre biraz daha ağır, felsefi sorgulamalarla dolu. Kitabı okurken bir olayın içinde kaybolmayı beklemeyin. Bu bir masal değil; daha çok bir ruh halinin, bir sorgulamanın romanı. Bu yönüyle okuyucudan çok fazla yorum yeteneği bekliyor. Belki de bu yüzden, size büyük bir katkı sağlamadığını söylüyorsunuz. Ama açıkçası, kitap benim için de olaylardan çok, Coelho'nun satır aralarına serpiştirdiği o küçük anekdotlarla, hayata dair o derin, incecik imalarla değerliydi. Okurken Kendi Perspektifinizle Yorumlamalısınız Ana fikri genel olarak özetlemek gerekirse "İnanç, bir seçimdir; sevgiden ayrı değildir ve her ikisi de cesaret ister." Bir Hristiyanlık okuması olarak değerlendirilse de kitap, aslında her türlü inanç sisteminin (veya inançsızlığın)
1000Kitap
Piedra Irmağı'nın Kıyısında Oturdum AğladımPaulo Coelho · Can Yayınları · 201510,6bin okunma
9/10
·517 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 13:18
Martin Eden ,benim için bir başarı öyküsünden ziyade, insanın kendine karşı verdiği o uzun ve yorucu savaşın romanı. Martin’in kitaplara sığınması,yaşadığı yoksulluğa rağmen ideallerinin ,hayallerinin peşinde kendini var etmek için gösterdiği o müthiş inat ve her reddedilişte yeniden ayağa kalkışına kesinlikle hayranlık duydum. Ancak hikaye ilerledikçe asıl meselenin zirveye ulaşmak değil, o yolda yürürken neye dönüştüğümüzü görmek yaralayıcıydı. Bazen hayallerimize öyle bir körlükle odaklanıyoruz ki, hedefe varan kişinin artık eski "biz" olmadığını çok geç fark ediyoruz. Martin aynı Martin, zekası da yeteneği de aynı; ama dün onu görmezden gelenler, bugün sırf kazandığı etiketler yüzünden önünde eğiliyor. Bu durum, insanların gerçeğe değil sadece vitrine ve maddiyata ne denli değer verdiğinin en net kanıtı. Kitap bittiğinde içimde hüzünden çok şu duygu vardı :İnsan gerçekten neyin peşinden koşmalı? Toplumun alkışının mı, başarının mı, yoksa iç huzurun mu? Martin’in trajik yolculuğu bana hedeflere ulaşmanın her zaman mutlu son getirmediğini; insanın en temel ihtiyacının daha fazla kazanmak değil, kendini ait hissedebileceği bir dünya kurmak olduğunu gösterdi. Bu yüzden Martin Eden benim için sadece bir kitap değil; başarıyı, yalnızlığı ve hayatın anlamını gerçekten sorgulatan, bambaşka bir deneyim oldu.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,1bin okunma
söze nasıl başlamalı..
Puan vermedi·628 syf.··
2026 64. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 00:00
Bosna'm... Güzel Bosna'm... Kalbimde ayrı bir yeri var. Nasıl İstanbul, Mekke, Medine veya Kudüs denince kalbim biraz daha hızlı atıyorsa Bosna deyince de öyle... Osmanlı'ya olan bağımızın bize yansıyan bir tezahürü olsa gerek... Kitap okumayı ne kadar seven biri olsam da kısa sürede çok fazla sayfa okuyabilen biri değilim normalde. Ancak erkek kardeşim dün akşam elinde abla bak okul kütüphanemizden ne aldım, Bosna hikâyesiymiş deyince elinden kaptığım gibi okumaya başladım bu kitabı. Sabah namazına kadar yarısından fazlasını, gün içinde de tamamını bitirdim 600 küsür sayfanın. Bu kadar hızlı okumamın sanıyorum ki iki temel sebebi var: İlki kitabın edebi dili bence ağır değildi, aynı kelimeler ve cümleler çok defa tekrarlandı, bu kitap için yapabileceğim en temel eleştirilerden biri de bu olabilir. Öbür yandan pek çok insanın da okuyup daha iyi anlamasına vesile olabilecek ayrı bir avantajı da olabilir bleki okuma hızı sağladığı için fakat edebi dilin iyileştirilmesinin duyguyu daha iyi geçirebileceğini de düşünüyorum. İkinci sebebi ise güzel bir sevdanın iziyle başlayan kitap öyle büyük ve tarifi zor acılarla devam etti ki iyi bir şey okuyabilmek için bir bölüm daha bir bölüm daha diyerek ilerleyip durdum. Bir süre sonra acaba okumayı bıraksam mı dedim iyi hiçbir şey olmayacak korkusuyla ve okuduklarımın kalbime ağır gelmesiyle... Ama öyle kötü yerlerde bırakmanın ilerlemekten daha çok beni üzeceğini düşündüğüm için hızlıca sonuna gelmeye çalıştım. Onlarca zulüm, ihanet, tecavüz, ayrılık, ölüm... Kalbim paramparça, aklım hayretler içerisinde okudum. Sonu bir nebze olsun iyi bir iki nokta içerse de yaşanan onlarca acının izini geçirmiyor elbette... Yine de okuduğum için mutluyum çünkü sevmek iddiası tanımak için çabayı da beraberinde gerekli kılar. Ve ben de sevdiğimi
Hayata Dair
MeyraSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 20197,4bin okunma