Puan vermedi·235 syf.··
Beğendi
·
2025 163. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2025 07:19
Acil Para Lazım Abdullah Yaşar Kitabı elime alır almaz, acil para kime lazım değil ki dedim. Abdullah Yaşar’ın Acil Para Lazım kitabı, sadece “parayı nasıl bulurum?” sorusuna cevap veren bir rehber değil; çalışmanın, değişmenin ve yaşamı anlamanın küçük bir hikâyesi gibi. 1. Bölüm: Parayı Bulmak & İş Hayatında Başarı Kitap, bugünlerde ülkedeki herkes birbirine aynı soruyu soruyor: "PARAYI NASIL BULABİLİRİM?" Yazar bu bölümde 13 maddelik bir yol haritası sunuyor. Her maddede önce kendi fikri, ardından “Yapay Zekâ ne diyor?” bölümü var. Bu bölümden bazı güçlü mesajlar: Çalışın, çok çalışın. Bismarck’ın sözü yankılanıyor: “Çalışın, çalışın, çalışın!” Kendinizi tanıyın, azimli olun, eyleme geçin. Şansı zorlayın çünkü şans, “hazırlığın fırsatla buluşmasıdır.” Paraya yakın durun, fırsatları görün. Disiplinli olun, fakat yaşamayı da unutmayın. Bu bölüm, başarıya giden yolun haritasını çıkaran sağlam bir giriş niteliğinde. --- 2. Bölüm: İş Dünyası ve Geleceğimiz Sonra hikâye iş dünyasının içine giriyor. Yazar bu kez kendi deneyimlerini, gördüğü hataları, öğrendiği dersleri anlatıyor.
Acil Para LazımAbdullah Yaşar · Hayat Yayınları · 20251 okunma
Puan vermedi·254 syf.··
Beğendi
·
2025 539. kitabı
Said Havva - Allah'a İnanmak: İman Yolunda Bir Tefekkür Haritası Said Havva, modern İslam düşüncesinin en etkili isimlerinden biri olarak, Suriye kökenli bir âlim, müfessir ve eğitimci. 1935'te doğup 1998'de vefat eden Havva, hayatı boyunca Müslüman ümmetin manevi ve entelektüel uyanışına adanmış bir mücadele verdi. Hapisler, sürgünler ve baskılara rağmen kaleme aldığı eserler, bugün hâlâ İslamî ilimlerin temel kaynakları arasında yer alıyor. "Allah'a İnanmak" ise onun akide (inanç) sahasındaki klasiklerinden biri. bu kitap, orijinal adıyla "İslâm İnancında Allah'a İnanmak" başlığını taşıyor ve okuyucuyu evrenin sırlarına, insanın fıtratına ve ilahi hikmetin izlerine bir yolculuğa çıkarıyor. 240 sayfalık hacmiyle, ne çok ağır ne de yüzeysel; tam bir tefekkür rehberi. Kitap, temelde şu soruya odaklanıyor: Neden Allah'a inanmalıyız ve bu inanç hayatımızı nasıl dönüştürür? Havva, konuya felsefi bir girişle başlıyor; insanın varoluşsal yalnızlığını ve evrenin muazzam düzenini sorgulatarak okuyucuyu hemen içine çekiyor. Yaratılışın delillerini sıralarken, modern bilimin verilerini bile lehine kullanıyor – mesela atomların sürekli hareketi, güneş enerjisinin kusursuz dengesi veya ısı transferinin evrensel yasaları gibi. Bunlar, rastgele bir kaos değil, bilinçli bir tasarımın izleri olarak sunuluyor. Havva'nın gücü burada yatıyor: O, kuru bir teoloji dersi vermiyor; okuyucuyu "Bak, etrafına bir göz at" diyor ve parmakla işaret ediyor. Bu yaklaşım, ateist argümanlara karşı bile sarsılmaz bir savunma hattı örüyor, çünkü delilleri hem akla hem kalbe hitap edecek şekilde dengeliyor. Ana bölümlere geçtiğimizde, kitap üç ana eksende ilerliyor. İlk kısım, Allah'ın varlığına dair "deliller" üzerine yoğunlaşıyor: İrade delili (neden her şey bir amaçsızca akmıyor?), hayat delili
1000Kitap
Allah'a İnanmakSaid Havva · Yenda Yayınları · 1996162 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·144 syf.··
2025 48. kitabı
Yerlilerin Gözyaşları: Bir Vicdan Çığlığının Ebedi Yankısı Bartolomé de las Casas'ın kaleminden dökülen Yerlilerin Gözyaşları: Yerlilerin Yok Edilişinin Kısa Tarihi, 16. yüzyılın en sarsıcı itiraflarından biri olarak, sömürgeciliğin kanlı yüzünü bir friarin gözünden resmediyor. 1542'de kaleme alınan bu kısa ama yıkıcı metin, İspanyol krallığına sunulan bir uyarı mektubu gibi; adeta bir vicdan azabının somutlaşmış hali. Casas, gençliğinde kendisi de yerlileri ezen bir encomendero'yken, bir anda uyanış yaşayan bir adam: Kölelik zincirlerini kıran, tanrı adına işlenen günahları sorgulayan bir asi. Bu kitap, sadece tarihsel bir belge değil; insanlık tarihinin en karanlık sayfalarını aydınlatan bir meşale. Eserin kalbi, Hispaniola, Küba, Jamaika ve Porto Riko gibi adalarda tanık olunan vahşetin betimlemelerinde atıyor. Casas, kuru bir kronikçi değil; bir şair gibi, acıyı kelimelerle dokuyor. Altın madenlerinde çürüyen bedenler, saman kulübelerde diri diri yakılan topluluklar, açlıktan sütleri kurumuş annelerin kucağında yitip giden bebekler... Her satır, bir haykırış. "Onlar, on üç kişiyi birden asacak kadar büyük ama ayakları yere değecek kadar alçak darağaçlar kurdular; altında ateş yakıp, İsa ve on iki havarisini anmak adına yaktılar," diye anlatıyor bir vahşeti – bu, sömürgecilerin dini bile kirleten ikiyüzlülüğünü ifşa ediyor. Yerlilerin masumiyetini vurgularken, onları "cennet bahçelerinden kovulmuş melekler" gibi betimliyor; bu, dönemin Avrupalı zihniyetine meydan okuyan bir insanlık manifestosu. Temelinde yatan tema, sömürgeciliğin ahlaki çöküşü. Casas, sadece fiziksel yok oluşu değil, ruhsal yıkımı da sorguluyor: "Bu adalarda altı yüz bin kişi vardı, şimdi ise ikiyüz bile kalmadı." Bu rakamlar, bir istatistik değil; kayıp bir medeniyetin ağıtı. Kitap,
1000Kitap
Yerlilerin GözyaşlarıBartolomé de Las Casas · İmge Kitabevi · 2020891 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2025 446. kitabı
İmân ve Aksiyon: Necip Fazıl Kısakürek'in Ebedi Şaheseri Necip Fazıl Kısakürek, Türk edebiyatının ve düşünce tarihimizin en parlak yıldızlarından biri olarak, kalemiyle ruhları titreten, kalpleri fetheden bir üstat. Onun İmân ve Aksiyon adlı eseri ise, bu dehanın zirvelerinden birini temsil ediyor; adeta bir manevi fırtına gibi okuyucuyu alıp götüren, iman ateşini aksiyona dönüştüren bir başyapıt. 1949 yılında Büyük Doğu Cemiyeti'nin kuruluşuyla başlayan aksiyon sahasında doğan bu kitap, özlediğimiz neslin vasıflarını öyle bir ustalıkla resmediyor ki, her satırında Üstad'ın peygamber merkezli dünya görüşünün derinliği ve coşkusu hissediliyor. Bu eser, sadece bir kitap değil; bir davanın manifestosu, bir ruh inkılabının rehberi! Üstad, İmân ve Aksiyon'da imanı kuru bir inançtan öte, şuurlu bir hareketin, yani aksiyonun kaynağı olarak konumlandırıyor. Kendine özgü o büyüleyici üslubuyla –ki bu üslup, şiirsel bir akışla felsefi derinliği harmanlıyor– okuyucuyu adeta bir manevi yolculuğa çıkarıyor. Ulü'l-azm peygamberlerden, sahabeden ve İslam tarihindeki kahramanlardan verdiği harika örnekler, iman ile aksiyonun ayrılmazlığını öyle güzel örneklendiriyor ki, her bir hikâye birer ilham pınarı gibi fışkırıyor. Hz. Ali'nin henüz sekiz yaşında İslam'ı kucaklayışından, Kehf Suresi'ndeki gençlerin rablerine iman eden cesaretine kadar, Üstad bu figürleri öyle canlı ve etkileyici bir şekilde canlandırıyor ki, okuyucu kendini o anların ortasında buluyor: "Onlar rablerine inanmış gençlerdi, biz de onların hidayetlerini artırdık." Bu örnekler, sadece tarihsel birer anekdot değil; günümüz gençliğine birer manifesto, birer çağrı!Kitabın en büyüleyici yanı, imanın pasif bir kabullenme değil, aktif bir mücadele olduğunu vurgulaması. Necip Fazıl, "iman olunca aksiyon almamız
Şiir
İmân ve AksiyonNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 20164,388 okunma
Japon Edebiyatı
Puan vermedi·128 syf.··
2025 65. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 10 Ağustos 2025 11:04
Kitabın kapağı, başlığı içerik ile bu kadar uyumlu olabilir mi??? Tıpkı kitap başlığı gibi batan güneşler. Kitabın ana konusunda savaşla beraber zenginliğini kaybetmiş aritokrat bir aile var. Bir anne, kızı ve oğlu. 29 yaşında boşanmış , çocuğun kaybetmiş ve annesinin yanıma dönmek zorunda kalmış ana karekter Kazuko, annesi ve erkek kardeşi Naoci. Kazuko ya üzüldüm evet Ama en çok da annenin o çöküş aşamaları beni çok etkiledi. Yavaş yavaş kaybolan hayatlar ….. Savaş sonrası değişin Japonya, ekonomik çöküşler, geleneksel yaşayış ve yeni düzenler arasında kaybolan hayatlar ve çok akıcı bir dille anlatılan olaylar. Kitabı çok beğendim bir günde rahatça okunacak bir eser.
Alıntı
Batan GüneşOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 20234,547 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2025 40. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Ağustos 2025 10:35
Bu kitabın adını görünce önce hafif göz devirdim. "Gene mi aşk? Bi' değişin artık yahu!" dedim içimden. Sonra ne oldu? 20 sayfa sonra ohh çektim... Yazar öyle cümleler kurmuş ki… Sanki WhatsApp'tan uzun uzun yazmış, sonra "göndermeden sildim" demiş gibi. İçimizde biriktirdiklerimizi almış, biraz karıştırmış, sonra üstüne hafif bir melankoli serpiştirip servis etmiş. Karakterler? Tanıdık. Hani "Ben toxic değilim ama kıskanırım" diyen tip var ya, işte o da burada. Ama sevmiyor da diyemem. Çünkü seviyor. Çünkü zaten biz de öyleyiz. Çekiyoruz, seviyoruz, yine çekiyoruz. Hayır yani çekilecek başka bir şey yokmuş gibi. Kitap ilerledikçe ben de içimden şöyle dedim: “Demek ki aşk, hep birilerinin 'biraz geç kaldığı' yer.” Ama güzeldi be. Bazı cümleler vardı, ekran görüntüsü alasın geliyor. Bazı yerlerde de "Bunu kesin eski sevgilisine yazmış" diyorsun. Sonra dönüp kendine diyorsun: "Bunu da bana yazmış olabilir." Ne yalan söyleyeyim, Gene Aşk beni bir çırpıda okuttu. Kalbe hafif dokundu, sonra “Ben gidiyorum” deyip gitti. Ama biz kaldık işte. Yine düşünen taraf biziz. Velhasıl, kitabı tavsiye ederim. Özellikle "Ben artık aşka inanmıyorum" deyip de hâlâ telefon zil sesi olarak hüzünlü müzik kullananlar… Sizi çok sarar bu.
Gene AşkDoris Lessing · İş Bankası Kültür Yayınları · 202596 okunma