Bazı insanlara zaman ayırmayacaksın! Konuşmayacaksın, dinlemeyeceksin. Yüzlerine dahi bakmayacaksın. Yanlarından geçip gideceksin sadece. Böylelerine değmez. Değmezz!! Değerini bil ve uzaklaş.
Fyodor Dostoyevski kaleminin yine tesirli, ruha dokunan cümleleri ile süslenmiş kitap
Beyaz Geceler. Her biri bir birinden güzel, dokunaklı, ve gerçek hayatla iç içe olan 5 öykü..
“Hangisini sevemedim, sıkıldım?” diye sorarsam kendime, cevabım “Hiçbiri” olur. Tıpkı
İnsancıklar gibi bu kitap da aklımda ve kalbimde güzel bir köşeye yerleşti artık. Öyküler o kadar gerçekçi ki, karakterlerle bir bağ kurmadan yapamıyorsunuz. Onların derdine üzülmemek, bir çare bulmaya çalışmamak elde değil.
Bazen güzel bir aşk, bazen bir hayal kırıklıgı- hayatın sillesi, engel olamadığın kötülükler, bazense dünyalar iyi bir kalbin iyiliği yüzünden çöküşü… hepsi içimde bir hüzün bir uzuntü bir qariplik yaratdi. Ama benim için en çok -Yufka yürekli farklı bir yerde olucak. Hani bazen olur ya, insan karakterle tanışır- sanki kendi ile tanışmış gibi olur. İşte Vasya karakteri ilk başta bu hissi oyatdı bende. Bir çok an oldu ki, “Ya Vasyinka, üzülme, bak boş ver, canından kıymetli değil ya?.. bak ben de böğle şeyler çok yaşadım, ama inan ki değmez, arkadaşım, değmezz..(“ dedim kendi kendime. Ve sonra kafamı kaldırıp yanıbaşımda olması gereken Arkadiy’i aradım. Ama benim hayatimda bir Arkadiy yok ki :,). O yüzden çok sanslısın, Vasyacım.
Uzun lafın kısası diğer hikayeler 1 sebepten üzdüyse, son hikaye 2 sebepten üzdü diye bilirim.
Aşırı sevdim,