Tarihsel ve Manevi Dönüşüm: "Yesrib'den Medine'ye" Bu kelimenin ruhunu en iyi anlatan olay, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) göç ettiği şehre bu ismi vermesidir. O dönemde o coğrafyanın adı Yesrib idi. Yesrib; "hastalık, kınama, karmaşa ve düzensizlik" gibi olumsuz anlamlara geliyordu. Evs ve Hazreç kabileleri yıllarca burada birbirini tüketmişti. Ne zaman ki oraya bir "hukuk" (Medine Sözleşmesi) ve bir "adalet anlayışı" geldi; şehrin adı Medinetü'l-Münevvere (Aydınlanmış/Nur yüzlü Şehir) oldu. Medine, sadece sosyolojik bir şehir değil, tam anlamıyla kurumsal ve hukuki bir devlet yapılanmasıdır. Hatta siyaset bilimi ve tarih perspektifinden bakıldığında, sıfırdan inşa edilmiş muazzam bir "toplumsal sözleşme" devletidir. Bu yapılanmanın sıradan bir kabile ittifakından çıkıp gerçek bir devlet yapısına dönüştüğünü gösteren en somut kanıt, tarihe Medine Vesikası (Anayasası) olarak geçen metindir. Medine’nin bir devlet yapılanması olduğunu ortaya koyan temel unsurları şöyle özetleyebiliriz: 1. Yazılı Bir Anayasa (Medine Vesikası) Hicretten hemen sonra, miladi 622 yılında hazırlanan bu metin, dünyanın ilk yazılı anayasalarından biri kabul edilir. Yaklaşık 47-52 maddeden oluşan bu vesika; Müslümanları, Yahudi kabilelerini ve henüz Müslüman olmamış pagan Arapları tek bir siyasi çatı altında topladı. Ortada yazılı bir hukuk metni varsa, orada artık bir kabile değil, devlet vardır. 2. Siyasi Egemenlik ve Üst Otorite O güne kadar Medine'de (Yesrib) herkes kendi kabilesinin reisinin sözünü dinler, kan davaları bitmezdi. Bu yapılanmayla birlikte, kabileler üstü bir otorite kuruldu. Anayasadaki en kritik maddelerden biri şuydu: “Maddeler arasında çıkacak her türlü ihtilaf ve anlaşmazlık, Allah’a ve Resulü’ne (merkezi otoriteye) götürülecektir.” Bu, kabile hukukunun bitip kamu hukukunun
1000Kitap
"Ne hayal ediyorsan yap, başla. Cesurluk deha, güç, sihir içeriyor." Goethe
Reklam
Hiç deha dinlememiş birine o hissi nasil anlatirsinki
Bilim Tarihi serisi yayında.
https://1000kitap.com/hikaye/bilim-tarihi-serisi/el-biruni-zamanin-ve-mekanin-otesindeki-deha--54398
"Ne türden olursa olsun, hikâyeler, kitaplar yazabilmek için, gelişmiş bir sağduyu ve olgun bir zekâ şart. Esprili, gülünç şeyler yazmak, büyük deha işidir; tiyatroda en çok zekâ gerektiren rol, aptalın rolüdür, çünkü başkalarını saf olduğuna inandırmak isteyen kişi, kesinlikle saf olmamalıdır. Tarih âdeta kutsal bir şeydir; çünkü doğru olmak zorundadır; doğrunun olduğu yerde de Tanrı vardır; ama buna rağmen, öyleleri vardır ki, nohut çekirdek gibi kitap çırpıştırırlar." S.471 Don Quijote (2 Cilt Takım) Miguel de Cervantes
Alıntı
1000Kitap ın geliştiricilerinin, kullanıcıların uygulamayı ne amaçla indirdiğini tamamen unutup her yeni güncellemede sisteme adeta birer kaos bombası bırakması gerçekten eşsiz bir mühendislik başarısıdır. Normal şartlarda bir uygulamanın yenilenmesi demek hatalardan arınması ve daha akıcı hale gelmesi anlamına gelirken, buradaki her sürüm notu, ekranı daha da anlaşılmaz kılan bir arayüz karmaşasını, algoritmayı tamamen felç eden absürt özellikleri ve kullanıcının sabrını zorlayan teknik anlamsızlıkları beraberinde getiriyor. Teknik ekibin, sistemin stabil çalışmasından ve sadelikten kelimenin tam anlamıyla nefret ettiğini, her güncelleme döneminde "Bu hafta uygulamayı daha da içinden çıkılmaz hale getirmek için hangi gereksiz kodu yazmalıyız?" diye özel bir çaba sarf ettiğini düşünmemek imkansız. Yapısal bütünlüğü bozmak ve kullanıcıyı işlevsel bir alandan koparıp sürekli yönünü kaybettiren bir karmaşanın içine fırlatmak üzerine kurulu bu ısrarlı deha, platformun asıl misyonunun hayatı kolaylaştırmak değil, insanı bilerek ve isteyerek dijital bir cinnet eşiğine getirmek olduğunu kanıtlıyor. Sonuç olarak, her yeni güncellemeyle birlikte kullanıcı deneyimini profesyonelce sabote eden, sistemi bir adım ileri taşımak yerine her defasında daha büyük bir yapısal çöküşe imza atan bu istikrarlı vizyonsuzluğu hayranlıkla izliyoruz. Benim tavsiyem, uygulamayı 2021'e geri döndürün, bir anda 10 yıl ileri gitmiş olursunuz.
1000Kitap
Reklam
Reklam