… deha hiç kuşkusuz güzellikten daha uzun ömürlüdür. Hepimizin, kendimizi aşırı derecede eğitmek uğruna bunca zahmete katlanmamız da bundandır ya. Şu çılgın, kıran kırana yaşam savaşında hepimiz dayanıklı bir şeylere sahip olmak isteriz, bu yüzden de yaşam kavgasındaki yerimizden olmamak için kafamızı süprüntülerle olgularla doldururuz.
Alıntı
Her Yerdelik Ahlakı Dijital Feodalizmi de Bitirdi
En kusursuz diye yaşama monte edilen dünya düzeni veya görüşü adı altında ki kapitalizm ve dolaylı kendisi karşı alternatif olarak sunulan sosyalizm soslu komünizm ideolojileri toprak ağalığı sonrası para ağalığı ile yaşadığı sonu tekno dijital ağalığı feodalizmine taşıma niyeti bir kez daha Anadolu ahlakının ilke ve deha gücü Türk karşısında an zaman ve yeryüzünde her yerdeliği doğal tınlanım yasasına uygun titreşim ile iradesini yayan etik ahlak anlayışı karşısında tüm feodal sömürücü ideolojiler yeni bir sömürü ve soygun sayfası açamadan çöp oldular.
Hayata Dair
Reklam
"Tehlikenin varlığı mantıklı insana deha verir, bir bakıma, onu kendi yeteneklerinin üstüne çıkarır; hayalci insanaysa bir sürü ro­man yazdırır."
Sayfa 208·Kitabı okuyor
Alıntı
Nasıl bir deha sahibi olursan ol, bir kap aşa muhtaç kalabilirsin, ama önsezilerin güçlüyse aş derdin olmaz.
Alıntı
“Ya ideolojinin doğruluğu nereden kaynaklanır? Değişik yerlerden. Ancak, nihai meşruluk kaynağı ideolojinin mutlak doğru olduğuna inanılmasıdır. İdeoloji doğrudur, çünkü doğrudur. Onu geliştiren kişi veya kişilerin hata yapması düşünülemez. Bu tavrın en tipik örneği Marksist Sosyalistlerin Marx'a ve sosyalizme bakışıdır. Onlara göre Marx beşerin kaderinin sırlarını çözmüş bir deha, hatta bir peygamberdi. Sosyalistler Marx'a ölçüsüz bağlılığı sosyalizmi bilimle özdeşleştirme tavrıyla bütünleştirdi. “Bilimsel sosyalizm” lafını ilk kullanan Marx değildi, C.Fourier’di, ama kavram bir şekilde Marx’a yapıştı, yahut Marx ona yapıştı. Bu yüzden naif sosyalistler sosyalizmi-Marksizmi bir bilim dalı olarak görmeye eğilimlidir.”
Sayfa 38 - Siyasî Yönetim Biçimleri·Kitabı okuyor
Bence gerçek anlamda yazar olmanın ve kendini aşan bir eser yazmanın şartlarını yerine getirebilecek yegane kişiler edebiyatı tıpkı bir din gibi kabul eden, vakitlerini, enerjilerini, gayelerini bu uğraşa adamaya hazırlı olanlardır. Yetenek ve deha adını taktığımız şu gizemli şey erken gelişerek, pat diye ortaya çıkmaz (en azından romancılar arasında böyledir, ama şairler veya müzisyenler arasında bazen ortaya çıkabilir, bunun en klasik örnekleri kuşkusuz Rimbaud ve Mozart'tır), disiplin ve azim dolu yılları kapsayan uzun bir sürecin ardından doğar. Erken gelişmiş romancı diye bir şey yoktur. Büyük ve önemli romancıların hepsi çıraklık denebilecek bir yazarlık döneminden geçmiş, gösterdikleri istikrar ve inanç sayesinde yeteneklerini geliştirmişlerdir.
Sayfa 20·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam