Nomad

9/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2024 11:47
Polisiye türünde hiçbir Türk yazarı okumayan biri olarak bir risk mi alsam yoksa ön yargı mı kırsam diye düşündüm, bilmiyorum ama hiç pişman olmadım. Öncelikle bravo, tebrik ediyorum. Günümüzde artan kadın kahraman ve güçlü kadınlar temalı kitap ve filmler ile kıyaslama yapmadan önce, esinlenilmiş olarak yazılması kendisini diğerlerinden zaten ayırmış oldu. Yaşanan olayların, travmaların bir kişinin karakterinde nasıl çarpıcı izler bıraktığı, kendisinden başkasına güvenemediği, sevmekte zorlandığı, haksızlıklara karşı ölümüne savaştığı, umudun ve adalete olan inancın yittiği... Ve zekâ... Bu hayatta insana ait hayran olacağım bir şey varsa o da, potansiyeli yüksek bir beyindir. Zekâya dair işlenmiş o kurgusal plan içindeki planlar, gerçekten de hayranlık uyandırıcı. Yazar en ufak ayrıntılara bile bir amaç, bir anlam yüklemiş. Gereksiz hiçbir şey yok, diyebilirim. Beni sadece tek rahatsız eden minik mi demeliyim, eksik bir detay mı demeliyim, yoksa benim okumalarımdan kaynaklı olarak kendimin oluşturduğu bir beklenti mi, bilmiyorum ama... Bazen, bazı yerlerde daha edebî ya da aşkın olduğu yerlerde daha şiirsel, tine dokunan sözler aradım. Ama sonra düşündüm ki, anlattığı karakterlerin hayatı sokakta, hapiste ya da türlü travmatik olaylar içinde geçmiş. Beklediğim şiirsel ağız olmalı mıydı orada, emin değilim. Yine de olsaydı, işte o zaman mükemmel derdim. Şu an mükemmele yakın. Yazarın sonraki eserlerinde beklentim daha da büyük olacak, kendisinin bilgisine...
Edebiyat & Roman
Komiser Muharrem Baltalı Hano'nun PeşindeMehmet Işık · Yaka Yayınları · 2023337 okunma
Nomad
Neden kendi edebiyatımıza bu kadar ön yargılısınız? Bende böyleydim. Kim öğretti bize bizim yazarlarımız iyi yazamaz diye bilmiyorum. Ama okumaya başladıktan sonra çok sevdiğim yazarlar oldu. Tarzınızı bilmediğim için onlardan bahsetmeyeceğim. Ama polisiye seviyorsanız Ahmet Ümit de deneyin 🧞
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Son 4 günde yaklaşık 10 bin yeni okur 1000Kitap'a katıldı sevgili okurlar. Bu ileti bir kaynaşma ve yeni gelen okurlara hoş geldin deme iletisidir. 🥰 Buyrun sevgili 'yeni' ve 'eski'ler. 👇
Sümeyye isimli okura yanıt verildi
Nomad
Evet sıkı okuyucu olmak burda çok kolay
Tarihçi David Arkush Rusların köylü atasözleriyle Çinlilerin köylü atasözlerini karşılaştırmıştır ve farklılıklar çok çarpıcıdır. Tipik bir Rus atasözü "Tanrı getirmezse, toprak vermez" der. Burada köylülerin kendi çabalarının yeterli olacağına inanmak için hiçbir nedenlerinin olmadığı, baskıcı feodal sisteme özgü tipik kadercilik ve karamsarlık söz konusudur. Diğer yanda, Arkash, Çin atasözlerinin "çalışkanlığın, zekice planlamanın, özgüvenin ve küçük bir grupla işbirliği yapmanın zaman içinde karşılığını getireceği" inancıyla dikkat çektiğini yazıyor. İşte beş parasız Çinli köylülerin çeltik tarlalarının kavuran sıcaklığı ve rutubetinde yılda üç bin saat çalışırken birbirlerine söyledikleri bir kaç şey (bu arada, bu tarlalar sülüklerle doludur): "Kan ter olmadan yemek olmaz." "Çiftçiler meşgul; çiftçiler meşgul; çiftçiler meşgul olmasaydı kışı geçirecek tahıl nereden gelirdi?" "Tembel adam kışın donarak ölür." "Yiyecek için Tanrı'ya değil, yükü taşıyan iki eline güven." "Ürün istemenin yararı yok, her şey çok çalışmaya ve gübreye bağlı.” "Eğer bir adam çok çalışırsa, toprak da tembellik etmeyecektir."
Sayfa 194·Kitabı okudu
Nomad
🙏🏽 bu kitabı okuyorum. Tam bu sayfadayım. Aynı alıntı defalarca paylaşılmasın diye iki saattir gönderilere bakıyorum. Ucundan başından paylaşmış arkadaşlar 😅 konuyu o kadar kırpınca farklı mesajlar çıkıyor herkes istediği kısmını paylaşmış. Teşekkürler ekmeğiniz için. Sadece Rus atasözünü yazan arkadaşlar var :) çok yanıltıcı bence