Bazen bir kitabı bitirdiğinizde elinizde sadece sayfalar kalmaz; boğazınızda düğümlenen bir yumru ve kalbinizde dinmek bilmeyen bir öfke kalır. Büşra Sanay'ın bu sarsıcı araştırması, benim için tam olarak böyle bir deneyimdi.
Duygusal yapıda bir insan olarak söylüyorum; bu kitabı okurken sakin kalabilmek, o satırların arasından sızan acıya kayıtsız kalmak imkansız. Kitap boyunca kendimi bir an derin bir üzüntünün içinde, bir an ise tarif edilemez bir öfkenin ortasında buldum. "Nasıl olur?" sorusunun cevapsız kaldığı, adaletin sustuğu ve en güvenli yer olması gereken "ev" kavramının nasıl bir kabusa dönüştüğünü görmek ruhumu çok yaraladı.
Neden Bu Kadar Etkilendim?
Çünkü bu bir kurgu değil. Yanı başımızda, kapalı kapılar ardında yaşanan, üstü örtülen ve "aile içi" denilerek geçiştirilen bir vahşetin belgesi. Sarsıcı olan sadece olaylar değil, bu caniliğe göz yumanların, susanların ve kurbanı suçlayanların yarattığı o karanlık zihniyet.
Son Sözüm
Eğer kalbiniz adaletsizliğe karşı hala çarpıyorsa, bu kitap sizi paramparça edecek ama aynı zamanda çok önemli bir gerçeği haykıracak: Sessizlik, bu suça ortaktır. Hayatımda beni bu kadar öfkelendiren ve aynı zamanda bu kadar düşündüren çok az kitap oldu. Okuyun, okutun; çünkü bu karanlık ancak biz yüzümüzü ona dönersek aydınlanabilir.