yusuf

10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2023 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2023 22:16
Allah'ın selamı üzerinize olsun. Derdi olanlara bir hatırlatma incelemesi. "Bizim işimiz; hep böyle dua ile mi geçecek?..." Kitaptan bu alıntı ile başlamak istedim. Durumun ciddiyetini, acizliğimizi ve her şeyi yüce Yaradan'a bırakıp dünyadaki mesuliyetimizin farkındalığı için böyle bir alıntı ile başlamak oldu niyetim. Burada duanın gücü sorgulanmasın ama Müslümanların bunca zulüm karşısındaki rahatlığı sorgulanabilir. Kitap, Tian diye bir Müslümanın çeşitli Müslüman coğrafyalarına özellikle savaşın, zulmün, işgalin olduğu bölgelere mektup yazmasını ihtiva ediyor. Tian, Müslümanlığı kendine dert edinmiş, bir dava olarak görmüş, istisnasız hayatının her demine İslam'ı koymuş samimi bir Müslüman. Ve sekülerleşen ülkesi Pakia'nın içler acısı durumuna duyarsız kalmamış, pozitivist akla sosyoloji tahlil yapmış bir araştırmacı. Size biraz Pakia'dan bahsedeyim. Pakia, ne batılılaşabilmiş ne de Müslüman kalabilmiş yüzde doksanı (!) Müslüman bir ülke. Müslümanlığı sosyal hayata yaymayan, faiz, zina gibi sayabileceğiniz tüm günahları işleme hürriyetini kendinde gören ama inanca geldi mi ben Müslümanım diyebilen bir ülke. Pakia'nın Kur'an'a olan bakış açısını gelin Tian'dan dinleyelim: "Burada ramazan oldu mu, herkes bir Kur'an okuma, hatim indirme yarışına girer. Kim çok okursa, çok sevap alacağını sanır. Yarın bu Kur'an'ın Kıyamet'te, ''beni niçin anlamadınız, beni niçin hayatınıza tatbik etmediniz?'' diye Müslümanların ve özellikle onu okuyup öğrenmek istemeyenlerin hasmı olacağını hiç ama hiç düşünmezler. (...) biz Pakialılar, Peygamberin ve ilk dört halifenin devlet yönetimlerine uyguladıkları Kur'an'ı, kızlarımızın çeyizlerinin ilk maddesi ve bir şairimizin de dediği gibi mezarlıklarda okunmaya mahkum ettik.İşte bu mahkumu, ramazanlarda anlamamak kaydı şartıyla okur
Pakia Mektuplarıİhsan Süreyya Sırma · Beyan Yayınları · 2018275 okunma
Reklam
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2022 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2022 22:35
Allah'ın selamı üzerinize olsun. Gökhan Özcan'nın incelemesi bu kitaba nasip oldu. Uzun süredir takip ettiğim yazarı Yenişafak'ta yazdığı köşe yazılarından tanıdım. Hayatımda tanıdığım nadide kişilerden. Kendisi bir ruh sarrafı, hayat koçu. Kelimeleri iplik iplik işleyen, içimize nakşeden bir üslubu var. Doğrudan kalbe dokunan, samimi ve içten bir üslup. Kitap yakın zamanda yazdığı köşe yazılarından oluşuyor ama özenle seçilen yazılarından. Özellikle dikkatimi çeken bu köşe yazıların hakikat bağlamında, Müslüman'ın duruşu, düsturu konusunda bilhassa seçilmiş yazılar. Edebi kaleminden öte gerek kendimizle olan ilişkiden, gerek Allah'la olan rabıtamızdan dem vuruyor. Müslüman'ın mükellefiyeti, mesuliyeti bağlamında sosyokültürel, psikolojik tahlilleri takdire şayan. Samimi, içten üslubuyla retorikten öte pratik bir zeminde ele alıyor yazılarını. Nezaketin, erdemlerin dumura uğradığı, kabalığın amiyane davranışların furyasında, Müslüman tasavvuru nasıl olunur'a verilecek bir cevap mahiyetinde kitap. Çok uzatmak istemiyorum, kalemiyle beni derinden etkileyen Gökhan Özcan'ın herkesin uğraması gereken bir durak olduğunu düşünüyorum. İnsanın bazen her şeyden sıkıldığı, savrulmalar yaşadığı, tutunacak bir dal aradığı, boşluk içinde olduğu, hayatın keşmekeş olduğu zamanlar olur ya, işte durulup dinlenmeye, Rab'le, kendimizle olan rabıtamıza yol gösterecek bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Gökhan Özcan'ı ilk kez okuyacak olanlar bu kitabından başlayabilir, esenlikle kalın, hayırlı okumalar dilerim.
Denizi Yutan BalıkGökhan Özcan · Vadi Yayınları · 2022221 okunma
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2021 68. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2021 23:06
Eğitimde reform mahiyetinde kitap... Eğitimin, yozlaştığı, işlevselliğinin köreldiği, özgünlüğünden ve kalitesinden ödün verdiği bu zamanda, Nurettin Topçu kendine dert edinmiş sahici, sürüdürülebilir bir anlayışla eğitimin istisnasız tüm yönleriyle el aldığı bu kitap, kötü sisteme merhem olabilecek nitelikte. Sürekli eğitim sistemimizden şikayet eder dururuz. Peki hiç çözüm sunduk mu? Ya da sistemin kötü olmasının başlıca nedenlerini derinlemesine araştırdık mı? Evvelâ ezbere dayalı bu sistemde kişi, nasıl öğrenir ve öğrendiklerini nasıl hayata geçirir? Yazar, ilkokuldan üniversiteye kadar olan eğitimin, bizim sistemimizdeki noksanlıkları ve değerlerimizden kopuk eğitim anlayışını eleştirel bir şekilde dile getirmiş. Yazarın sürekli dile getirdiği milli mektep anlayışına değinmek istiyorum. Günümüzdeki mektep anlayışı ne yazık ki milli değerlerinden, bütüncül hakikat anlayışından mahrumdur. Öyle ki ruhtan, maneviyattan yoksun bir anlayış, enkaz olmaya yıkılmaya mahkumdur. Batı'nın eğitim anlayışını kendi değerlerimizle din perspektifimizle uyuşmayacağını ve hüsrana uğrayacağımızın bu satırlarla dile getirmiş yazar: "Her defasında yıkılışımızın sebebi, benliğimizden kaçarak, Batı'nın taklitçiliğine sığınma sevdamızdır." "Garb'ı taklitte ne kadar ilerlersek o kadar batağa saplanır ve daima küçülürüz." Kendi özümüze uygun bir insan mektebinin inşaasını çok iyi dile getirmiş Nurettin Topçu. Ve bozulan sistemin düzelmesi konusunda çözüm önerileri, çareleri sunmuş.Son olarak hakiki bir eğitim, bir mektep, gönüllerimize nakşolması babında bir alıntıyla tamamlamak istiyorum. "Bize bir insan mektebi lazım. Bir mektep ki bizi kendi ruhumuza kavuştursun; her hareketimizin ahlaki değeri olduğunu tanıtsın; hâyâya hayran gönüller, insanlığı seven temiz yürekler yetiştirsin;
Türkiye'nin Maarif DavasıNurettin Topçu · Dergah Yayınları · 2016373 okunma
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2021 54. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mart 2021 19:39
Allah'ın selamı üzerinize olsun. "Susmanın kalesine sığınıyorum." Kelimelerin anlamını yitirdiği, biçare kaldığı bu zamanda sükût ne de güzeldir. Susmanın ne kadar büyük bir erdem olduğunu tekrardan anladım. Eserde günümüz insanının en fazla hataya düştüğü gereksiz, malayani, fuzuli konuşmanın ne derece büyük bir afet olduğunu ve bize sıradan gelen günlük hayatta içine düştüğümüz günahları, Allah'ın yasakladığı hükümleri gerek ayetle gerekse hadislerle beyan etmeye çalışmış Gazali. Kitapta yirmi bölüm mevcut. Her bölümü affet diye nitelendirmiş yazar. Özellikle bir kaç âfete değinmek istiyorum. Dördüncü âfette yer alan Münakaşa/Mücadele bahsi üzerine durulması gereken önemli konulardan bir tanesi. Sözgelimi günlük hayatımızda tartışmalara müdahil olmak bizim için sıradan bir olay. Ama tartışmaların birçok handikapı vardır mesela karşıdakiyle herhangi bir uzlaşma sağlanmazsa kin kaçınılmaz olmaz mı?Ya da kişi tartışmadan galip gelirse ister istemez bir övünme ihtiyacı hissettmez mi? Hasede, kusur araştırmaya kadar gidebilir. Tabi bunlar olası ihtimaller ama kaçınılmaz durumlar da. Ez cümle zorunlu olmadıkça münakaşalara girmek risk teşkil eder. Allah'ın Resulü böyle dile getiriyor: "Münakaşayı bırakın. Zira onunla konuşulan şeyin hikmeti anlaşılmaz ve fitnesinden de emin olunmaz" "Rabbimin putlara tapmak ve içkiden sonra yasakladığı ilk şey, insnalarla çekişmeye girip münakaşa etmektir." Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. 49/12 Gıybet günlük hayatımızda neredeyse olağanlaşmış durumda. Mesela "hadi biraz dedikodu yapalım" tarzı söylemler ne yazık ki gıybeti sıradanlaştırma ve basite alma gibi durumlarla karşılaşıyoruz. Yazar gıybetin çeşitlerini, gıybete götüren sebebleri ve gıybetin çarelerini hadislerle, ayetlerle pekiştirmeye çalışmış. Yalan
Dil Belâsıİmam Gazali · Semerkand Yayınları · 201416,9bin okunma
10/10
·207 syf.··
Beğendi
·
2021 47. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 08 Mart 2021 17:07
İlahî aşkın abidesi Nur... Mustafa Kutlu'nun okuduğum beşinci eseri. En çok etkilendiğim kitabı diyebilirim. Yazar, hikaye üzerinden gerek sosyal, gerek toplumsal gerekse dini mesajlar vermiş. Mustafa Kutlu'nun hikayelerinin sonunu, devamını kestiremiyorsunuz hikayeleri de meraklı kıldıran bu. Çok samimi bir dille kelimeleri nakşediyor yazar ve bir o kadar yalınlıkla ve akıcılıkla.. Hikaye, Nur karakterinin bitmek bilmeyen arayışını konu ediniyor özellikle ve Nur üzerinden bazı dini konulara toplumsal sorunlara ve günümüz mimarisine değiniyor. Tasavvuf'a önyargısı olanların, Tasavvuf'u İslam dışı sayanların uğraması gereken bir adres olduğunu düşünüyorum. Nur, kendi arayışıyla Tasavvuf üzerinden ilahi aşkı bulmaya çalışıyor. "Aramakla bulunmaz ama bulanlar ancak arayanlardır." düsturuyla çeşitli dergâhlarda aramak isteğini bulmaya çalışıyor çaresizce. Mimarî eleştirisinde sonuna kadar haklı yazar. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Beş Şehir'inden eser yok şuanda; İstanbul'un mimari ve kültürel bozuluşu, Bursa'nın doğasının, yeşilliğinin tahrip oluşu, Konya'nın maneviyatını yitirmesi gibi eski kültürel ruhunu maalesef yitirdi şehirlerimiz. Şehir eleştirisini böyle dile getiriyor: "Eskiden her mahallenin kendine ait hususi bir havası, bir tarz-ı hayatı vardı. Şimdi ise birbirinin kopyası aynı tiple, soğuk, cansız binlerce apartman, ruhsuz beton kütleleriyle bütün şehirleri aynileştirmiş, şehirlerin, mahallelerin ruhu yok olmuştur." Eski günleri çoğumuz özlüyoruzdur. Sadeliği az şeyle mutlu olmayı, yetinebilmeyi, eski çocukluk anılarını, fakirliğin olduğu ama huzurun eksik kalmadığı zamanları. Ah biliyorum ki zaman değişmedi zamanı suçlamıyorum değişen insanların kendisiydi. Son olarak Mustafa Kutlu'uyla tanışmayanlar bu kitapla başlayabilirler her şey gönlünüzce,
NurMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 20144,909 okunma
Reklam