İnsanı toprağa yaşadığı yere bağlayan,gözle görülmeyen demirden daha sağlam ipler vardır. Köyde yaşayanlar için de bu böyledir hele bir de yaşadığı yerde bir eser bırakmış tüm ömrünü köye adamış insanlar için.
Ama göç, kente doğru kayış ,bir anda köyleri birkaç kişinin yaşadığı yerlerle çevirdi.Geriye ise sadece hüzün kaldı.
Mustafa Kutludan içimizi ısıtan kâh sevindiren kâh hüzünlendiren , dilini doğallık ile süsleyen bir hikaye Beyhude Ömrüm.Okudukça içinizde saklı kalan bir yönünüzü mutlaka bulacaksınız.
Zahirde(görünürde) yaşadığın bir olay sadece zahirde kalmaz mutlaka gizli bir anlamı da vardır bâtında ya da kendi içinde.
Sürekli tuvalet boruları tıkanan evinin bâtında (Kendi içinde) kalbine giden yolların tıkandığına işaret ettiğine inanır mısınız
Kendinizi özlediniz mi bilmiyorum lakin kendini özleyenlere , yüreğinde benliğin hasretini duyanlar için özel bir eser 'Su Üstüne Yazı Yazmak'
Muhyiddin Şekurun seyr-i Sulûkunu romansı uslubu ile kaleme aldığı son derece akıcı ve yalın bir eser şiddetle tavsiye ederim.
Her dudakta aynı rezil şikâyet: Yaşanmaz bu memlekette! Neden? Efendilerimizi rahatsız eden bu toz bulutu, bu lâğım kokusu, bu insan ve makine uğultusu mu? Hayır. Onlar Türkiye’nin insanından şikâyetçi. İnsanından yani kendilerinden. Aynaya tahammülleri yok. Vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını yaşanmazlaştıranlardır.