Sherlok Holmes odalannı benimle paylaşacağı için mutlu gözüküyordu. “Bize tam olarak uyacak olan Baker Street’teki bir eve göz koydum. Umarım keskin tütün kokusunu önemsemezsin?” “Ben de her zaman tütün içerim,” diye cevapladım. “Yeterince iyi. Genellikle etrafta kimyasal maddeler olur ve sık sık da deney yaparım. Seni rahatsız eder mi?” “Asla.” “Başka ne kusurum var bir bakayım... Bazı zamanlar melankolik bir halde olurum ve üst üste günlerce ağzımı açmam. Bunu yaptığımda küskün olduğumu düşünmemelisin. Sadece beni yalnız bırak, kısa zamanda iyi olurum. Şimdi siz ne itiraf edeceksiniz? Birlikte yaşamaya başlamadan önce iki arkadaşın da birbirinin en kötü taraflarını bilmeleri iyi bir şeydir.”
"..O bize her şeyin olasılığını yaratıp vermiş. Tüm âlem bu deney için. Her şey zaten verilmiştir. Her şey, bize Hak. Hak, tüm sistemin isleyişi. O hiçbir şeyi sakınmaz, sakınmamıştır. Limit onda yoktur. İşte Hak etmek sana verilmiş bu sistemi işletebilmektir. Hak etmek, oldurmak demektir bu yüzden. Sen emeğinle, yani oluşun ile neyi hak ediyorsan onu oldur, al diye. Oldurduklarında kendini gör, kendini bil, ben bu değilim dediklerini ele, ben buyum diye beğendiklerini çoğalt ve böyle böyle kendini bul diye."
Sayfa 345·Kitabı okuyor
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Helenistİk dönemin diğer büyük okulu Epikurosçuluk gibi Stoacı­lık da bilginin kaynağının deney olduğunu savunur. Modern ça­ğın ilk büyük deneyci filozofu J. Locke'un ünlü İnsan Zihni Üzerine Bir Deneme'sinde kullandığı 'üzerinde hiçbir yazı yazılmamış beyaz bir sayfa (tabula rasa) olarak zihin" benzetmesinin kaynağı Stoacılar­dır. Stoacıların duyu algılarının, kavramların ve aklın kaynağına iliş­kin görüşleri hakkında bilgi veren Aetius'un bu konuyla ilgili sözü ay­nen şöyledir: "Stoacılar bu konuda şunu derler: İnsan doğduğunda, ruhunun egemen kısmı [yani akıl veya zihin], üzerine yazı yazılması için iyi bir durumda bulunan beyaz bir kağıt sayfası gibidir. O, bütün fi­kirlerini bunun üzerine kaydeder"
Sayfa 241 - İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.
…Bu deney, içimizden gelen sesi dinlemenin ya da başkalarının yanında kendi inançlarımızı sürdürmenin, ne kadar güç olduğunu gösterdi bize. İçinizden biri çıkıp, 'ben olsam kendi istediğim gibi yürürdüm' diye düşünüyorsa, kendi kendisine alkışlara neden katıldığını sorsun. Gençler, hepimizin içinde başkaları tarafından benimsenme dürtüsü vardır. Ne var ki, içinizdeki tek ve farklı olan şeye, bu size aptalca görünse bile, güvenmelisiniz.
Sayfa 73·Kitabı okudu
İnsan ve Duygular
"Bak Lara, eğer bu yaşamda gözünü yeni bir güne açıyorsan zaten şükredecek büyük bir sebebin var. Bu, deneyde sana yeni bir fırsat sunulması demektir. Yeni bir gün, yeni bir fırsattır. Açmayabilirdin gözünü çünkü. Ağzına bir lokma atabiliyorsan şükredecek bir sebebin var. Atamayabilirdin çünkü. Nasıl atamadığını yaşadın sen öyle değil mi? Bir yudum su içebiliyorsan şükredecek bir sebebin var. İçemeyecek hale gelişi biliyorsun, hatırla. Kendini içemeyecek hale getirdiğin zamanı. Hele ki nefes alabiliyorsan iyi kötü, bak gerçekten nefes alabilmek için bir şansın var bu deney alanında demektir bu. Bunlar, kurtuluş şansın var demektir kendi kendini hapsettiğin bu cehennemden..."
Sayfa 298·Kitabı okuyor
İslam biliminin genel bir özelliği, bu noktaya kadar gördüğümüzden çok daha fazla deney ve gözleme dayanmasıydı. Bu, akıl ve mantığa görece daha çok önem verilen Yunanistan'daki gelişmelerle açık bir tezat oluşturuyor.
Sayfa 84 - Ketebe·Kitabı okudu
Alıntı