Proust aşk için "kalbe duyarlı olan zaman" diye yazmıştır ve bununla birlikte yaşadığı aşk sadece bir işkence, içinde amaçsızca kendi çemberinden kaçtığı bir aldatmacadır.
Karaciğerin glikojenik işlevi hususundaki Claude Bernard'ın keşiflerinin yanında iç salgılar konusunda ki Brown-Séquard'ın çalışmaları, iç ortam bilgisini başlatmış oldu. Bugün klasikleşmiş olan bu kavramın oluşumunun başlangıç aşamalarına gittiğimizde layıkıyla biyolojik bir kavram örneğini buluruz; bu kavramın hazırlanması, deney yapmanın hem bir sebebi hem de bir sonucudur, bunun ötesinde bu kavram, hakiki bir kuramsal dönüşümü zorunlu kılmıştır.
Bernard şöyle der:
"Eski bilim sadece dış ortamı kavrayabiliyordu; fakat, deneysel biyoloji bilimini kurmak için iç ortamı da kavramamız gerek...
Organizmanın yarattığı iç ortam, her bir canlı varlığa özgüdür. Hakiki fizyolojik ortam tam da burasıdır."