"... yüzde yüz aşk..."
Tabii bütün bunlar eski günlerde kaldı. Uzun zamandır böyle bir ilgi hissetmiyorum kimseye karşı ve artık denge ile dengesizlik de bir şey ifade etmiyor. Çünkü ikisi de ayakta duranlar için ve ben uzun zamandır yatıyorum, bedenim yürüse de. Benim düşme kaygısı taşımama imkan yok ve kendimi, zihnimi ilgilendiğim konulara eşit şekilde bölmem için daha da az nedenim var. Çünkü zihnim o kadar kalabalık ki; uzaktan siyah ve boş gözüküyor."
Beden aslında insanla sürekli olarak konuşur. İnsan bazen bu konuşmayı duyamaz çünkü ya kendisine çok güvenir ya da bazı anlar kafasının içi gereğinden fazla olur. Bir eşik noktası aşılınca ise beden artık duyulmadığını anlar ve gerekeni yapar. Denge budur. Her konuşmanın sonu mutlaka sessizliktir.
Kimi iklim— ülke birlikteliklerinde, amaçları uğruna yola çıkanlar, çok genç yaşta, daha yolun başındayken, işte bu savunma ve saldırı mekanizmalarının tam yerine oturmaması nedeniyle denge kaybına uğrayıp ayaklarının altındaki boşluğa bir çırpıda gömülüveriyorlar. Yaşananın yaşatılan olduğunu kavrayamama meselesi iklimleri ve ülkeleri bozuyor sonuçta.İnsanlar yok olsun; doğayı rahat bırakın.