Akıl küt, fikir herze, Din öksüz, dil kepaze. Bin yıllık koca devlet, Açıkta bir cenaze. İktidar, vurdum-duymaz, Muhalefet geveze. Anarşi, kanlı goril, Gardiyanı şempanze. Ne mal, ne ırz, ne de can, Ne denge, ne şîraze! Bas parayı, bas gitsin, Varsın, çöksün endâze! Boşalt, deryayı boşalt, Bir damlacık pekmeze! Mebus maaşı dünün, Bugün 3 kilo sebze. Dar boğaz önlemleri Dağ yığmaktır pürüze. İşçiye gözbağcılık, Turiste lüpten meze. Gel de dirhem gübre bul, İş kaldı mı dövize! Sadaka veren olmaz, Damarı çatlak yüze! Bir masaldır kalkınma, Yırtık balondan füze. Ağır sanayi çarkı, Hasret çeker öküze.
İnsan, çoğu zaman aklıyla kalbi arasında bir denge kurmaya çalışır. Ancak öyle anlar gelir ki bu denge bozulur, kalbin arzusu, aklın gerçeği görmesine engel olur: Kalbin arzusu ağır bastığında akıl, görmemiz gereken en bariz işaretleri bile göz ardı eder, yanlış kararlarda ısrar ederiz. Duymak istediklerimize o kadar odaklanırız ki aklımızın fısıldadığı mantıklı uyarılara kulaklarımızı tıkarız. Bu durum, kaçınılmaz hayâl kırıklıklarına ve ancak zor yollardan öğrenilecek derslere zemin hazırlar. Nihayetinde bu içsel çatışma, insanın en temel özelliklerinden biridir. Çünkü bizler yalnızca gerçekleri analiz eden makineler değil; duyguları, umutları ve hayalleri olan varlıklarız. Aklımızın, kalbimizin istediğine inanma eğilimi, hayatta kalma, anlam arama ve en karanlık anlarda bile bir umut ışığı bulma çabamızın en somut ifadesidir..
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
KS: Mahçubiyetin fazlası insanı pısırıklaştırır. Kişi, sırf kendi olduğu için mahçup olmamalıdır. Mesela bir anne baba çocuğuna,"Kemal, sen işe yaramaz bir çocuksun. Senden bir şey olmaz." derse, çocuk zamanla bunu içselleştirir ve kişiliğinin baştan kusurlu olduğu düsüncesine kapılır. Mahçubiyet hissi, tüm benligini sarar. Bu sağlıksız bir mahçubiyettir. Oysa her kişi insan oldugu için, zübde-i alem olduğu için Allah'ın (c.c.) şerefli bir kulu olduğu için sevilmeye layıktır. Her insan doğuştan bir haysiyet hakkıyla doğar. Dolayısıyla çocuklarımızı koşulsuz sevmeli, onlara bizim çocuklarımız oldukları için şanslı olduklarını hissettirmeliyiz. Ancak yanlış bir iş yaptıklarında da bunu kınamalıyız. Kişiyi değil, yaptığı hatayı eleştirmeliyiz. Doğru bir şey yaptıklarında ise bunu takdir etmeliyiz. Sağlıklı mahçubiyet, kişinin yaptığı yanlış eylemden dolayı mahçup olmasıdır. Ama kendinden, şahsından dolayı sürekli bir utanç duymasi sağlıksızdır. Çocuklarımıza bu farkı öğretmeliyiz. Çünkü günümüzde aşırı özgürlüğün yüceltildiği bir toplumda bu denge kayboluyor. Ve bunun sonucunda ya zorbalık yüzünden hayattan bezen ya da başkalarına zarar veren gençlerle karşılaşıyoruz. MD: Yanlış bir şey yapmaktan utanmak ve yaptıktan sonra da pişman olmak, insanın en önemli erdemlerinden biridir .
Sayfa 65·Kitabı okuyor
"Dünya bir denge içindedir, Denge'dedir. ... Bir mum yakan bir gölge yaratır."
Sayfa 50·Kitabı okuyor
yaşamak bir denge meselesidir. Birine aşırı bağlanmak dengesizliktir.
Alıntı
"İlişki" dediğimiz şey aslında karşılıklı dengenin sağlandığı yerdir. Denge bozulduğunda ne kadar yakın olunursa olunsun, ilişki giderek silikleşip ortadan kaybolur.
Sayfa 33·Kitabı okuyor