Sohbet aynı düzey insanlar arasında ve çok güzel olur. Eğer taraflar arasında denge kaçtığında bu sohbet yerine dersolur, nasihat olur, anı olur...
1000Kitap
Gözleri maden, sesi evimde hissettiriyor. Sakinleştiriyor beni. Sesinin güzelliği bir yana, bendeki hisleri ayrı. O" orada bulunuyorsa ve onu görüyorsam tamam. Huzurluyum. Varlığından yoksun kaldığım an, sıkışıyor yüreğim. Bencilce biliyorum ama etkisi büyük üzerimde. O" güven demek, O" huzur demek, O" denge demek🥰
Reklam
“Bilmiyorum neden belki de hatırlattıklarıdır”
Bu yolda yürümek yalnızca on dakika sürüyor ama her seferinde içimde yeni bir şey açılıyr.Yolun ön tarafında, ağaçların ardında duran mezarlık karanlık bir his değil hayatın değerini hatırlatan sessiz bir denge gibi…Sanki yaşamla ölüm aynı çizgide yan yana duruyor biri durgunluğu, diğeri devam etmeyi öğretiyor. Ağaçların göğe uzanan heybeti içimde umut veren bir genişlik bırakyr .Her şeyin bir sonu olduğunu bilerek hâlâ yürüyebiliyor olmanın kıymeti … İçimde batan bir günün hüznü değil, yeni bir sabahın umudu büyüyor…
Şu denge hayat kurtarır
“Biri sana sevgiyle yönelir de ondan uzaklaşmasını istemezsen, Ona aşırı ilgi gösterme ve kendini tamamen açma. Çünkü insanın tabiatında eksiklikler vardır. İnsan, çoğu zaman kendisine fazla yaklaşandan uzaklaşır; uzaklaşandan ise ona yaklaşmaya çalışır. ||İbnü’l-Mukaffa||
Denge önemlidir.
"Aşk, aynı dili konuşanların değil, aynı duyguları paylaşanların işidir; ama evlilik, aynı alışkanlıklara sahip olanların yürütebileceği bir sanattır." Fyodor Dostoyevski
Duyguların Gölgesinde, Düşüncelerin Işığında
İnsan, yalnızca düşünen bir varlık değildir; aynı zamanda hisseden bir varlıktır. Belki de onu diğer canlılardan ayıran en önemli özellik, duygularıyla düşüncelerini aynı bedende taşımasıdır. Bazen bir duygu, yıllarca kurduğumuz düşünce sistemini bir anda yerle bir edebilir. Bazen de bir düşünce, içimizde fırtınalar koparan bir duyguyu sessizce yatıştırabilir. Hayatımız boyunca sayısız duygu yaşarız. Seviniriz, üzülürüz, korkarız, umut ederiz, özleriz ve kırılırız. Bu duyguların her biri, ruhumuzun farklı bir rengidir. İnsan, hissettiği kadar yaşar. Çünkü duygular, yaşamın kalbe bıraktığı izlerdir. Bir çocuğun ilk kez ağlamasıyla başlayan yolculuk, çoğu zaman son nefese kadar duyguların rehberliğinde devam eder. Düşünceler ise zihnin sessiz konuşmalarıdır. Kimsenin duymadığı, çoğu zaman bizim bile fark etmediğimiz iç seslerimizdir. Bizi şekillendiren, kararlarımızı etkileyen ve dünyaya bakışımızı belirleyen görünmez mimarlardır. Her insan, düşüncelerinin inşa ettiği bir dünyanın içinde yaşar. Aynı olaya bakan iki kişinin farklı şeyler görmesi bundandır. Ancak insanın asıl mücadelesi, duygularıyla düşüncelerinin karşı karşıya geldiği anlarda başlar. Kalp başka bir yöne yürümek isterken akıl başka bir yolu işaret eder. Birini affetmek isteriz ama yaşadıklarımız buna izin vermez. Gitmek isteriz ama özlem kalmamızı söyler. İşte insan olmanın ağırlığı biraz da burada saklıdır. Duygular bazen düşünceleri esir alır. Öfkeliyken söylediğimiz sözler, korkarken verdiğimiz kararlar ya da severken görmezden geldiğimiz gerçekler bunun örnekleridir. Fakat düşünceler de duygular üzerinde derin bir etkiye sahiptir. Bir olaya yüklediğimiz anlam değiştiğinde, ona karşı hissettiklerimiz de değişir. Bu yüzden insanın kendini tanıması, biraz da duygularını ve düşüncelerini
Reklam
Reklam