Bu nasıl bir eşiktir ki maziyle istikbal arasında;
Gitsem; geride bıraktığım gölge bir hicran,
Kalsam; avuçlarımda biriken bu ömür ziyan...
Bize kavuşmak bile bir infaz hükmü artık,
Kalbimin en kuytu hücresine sızan,
Ve zaman geçtikçe kök salan amansız bir yara bu.
Sen kendi asumanında, kendi rüzgârınla bihaber,
Bense uykuların sürgün edildiği o sınır boyunda,
Sükûtla örülmüş bir nöbetteyim...
Gel artık ey sevgili, nihayet bulsun bu pür-melâl sızı,
Rüzgâr silsin sinemizden o ağır, o karanlık izi,
Çünkü bu marazın tek şifası, bu yaranın tek merhemi sensin.