Duvarlar. Hastaneye yolu düşen insanların muhtemelen en çok baktıkları yerlerdi. Çünkü hastaneler umut ve umutsuzluğun garip bir denge oluşturduğu devasa bekleme salonlarıydı. Kimi kendisi için beklerdi çok sevdiği bir yakını için. O nedenle çok önemliydi duvarlar. Uzun uzun bakıp dalınan yerlerdi. Bazıları yattığı yerden saatlerce tavanı seyrederdi bazıları ise oturduğu yerin karşısındaki duvarı. Sanki beynin içinde yer alan bir projeksiyon cihazı kişinin korkularına ve hayallerine ait görüntüleri duvarlara yansıtır gibiydi. İnsanların dışarıdan gördüğü öylece duvara bakan biri olsa da o kişi pişmanlık, özlem, umut ve dualardan oluşan filmini sessizce izlerdi.
Her şey en yüksek doruğuna vardı mı, tepetakla düşüyor, o noktada uzun süre kalamıyor. Akılla, ölçüyle ikbal ve refahlarını dizginleyemeyenlerin sonu budur.
Sayfa 143 - Türkiye İş Bankası - XVIII. Basım·Kitabı okudu